DEPREM ÜLKESİ
Hiçbir hava durumunda geçmez oysa
Ömrüme yağan yağmurların sağanak haberi
Bugünde dün gibi doluya kara borana dönen
Gizli Fırtınalara tutulurum çoğu zaman ben
Kimi zaman Dostlarım gönlüme küsmesin diye
Zora ki gülüşleri sevinçleri takınırım yüzüme
Sarı yapraklar gizli yeşillikleri taşır damarlarında
önüne geçilmez o hüzün mevsiminin yine de
kayalık bir yerde yaşamalıyım belki sert kesici
dik acıtıcı kısır uçurumsu
toprak olmamalı yani doğurgan verimli ıslak nemli
çocuksu namusumsu
Eski hatalarımın aşklarımın kavgalarımın tortusundan
ara ara savaş gibi içsel depremler çıkar
sordum DASK yapmıyor sigortacılar!
sigortasız savunmasız korunmasızım
yani benliğimin zayıf tarafındayım
hiçbir haber ajansı kaydetmez
hiçbir ölçek ölçmez bunu
hiçbir ekran göstermez
hiçbir söz çözmez bunu
ve hiçbir spiker
“bir aşk öldü bir sevda yaralandı
bir insan kendi enkazının altında kaldı” demez mesela
hem sonra maddi manevi kayıplarda geçmez orada
hiç biriniz göremez duyamaz hissedemezsiniz
yani ölsem hiç biriniz ölümüme şahitlik edemezsiniz
tıbbi bulgusu bulunmuş değil bunun
en fazla kalp krizi geçirdi der geçersiniz
sallanır duygularım titrer vücudum
sarsılır cesaretimin kolonları kirişleri
diyelim ki AKUT geldi kime ne ki
bir yıkılırsam bilirim pir yıkılırım
Kurtaramaz kimse benim elimden beni
dayanıklılığı yetmez avuntularımın
çivisi çıkmış bir ayakkabının topuğu gibi
inceden inceye acıtıp duruyorsun içimi
sonumuz böyle mi olacaktı ey sevgili
hesabını unutur kimsesizliğim yalnızlığımın
nedenini susar kırılmışlığım incinmişliğim
hem hatalı hem günahkar hem de keçiyim
bile bile inat ettim kalp kırdım günah işledim
bitmiş hiçbir sevdanın tamirini beceremedim
kim bilir bekli de becermek istemedim
tamiri yapılacak şeyinde gönlü olmalı değil mi
belki bunu benim kadar sende istemedin
ellerimle ördüğüm mutluluğun duvarlarından
bir bir resimleri düşüyor değerlerimin sevdiklerimin
elbet düşenler gibi bende üzülüyorum,üzülüyorum ya….
kendimi sorularda arayıp arayıp bulamıyorum sonrada!
albümlere konmamış konamamış kondurulamamış bir sensin
ucu yanmış rengi solmuş küskünlüğe durmuş resmini
kimseler görmedi henüz bilesin
telaşlanma pır pırlanıp durma
daha yaşayacak günlerin var gönlüm!
ben uç demeden kanatlarını çırpma
teselliyi cıgaranda tüten dumanda mı arıyorsun
tütünün ayakları olmaz güzelim o uçar gider
yol büyür dert büyür sen yürürsün!
şişende dibini bulmuş sarhoşluğun mu unutmuşluğun
buna sen bile inanmıyorsun ya… peki hadi öyle olsun
başıboş sakaklara attığın nağralarla adam mı oluyorsun
sahi olunuyor mu?aynalara da böyle dik baka biliyor musun?
neden susuyorsun söyle neden susuyorsun
bana kalırsa sen gölgeni bırak nefesinden bile korkuyorsun
ağırlığını indirdin mi kaldırımlara
ağrıların eksildi mi damla damla
yaşanır mı sanıyorsun böyle yaşanır mı?
kendini kendine çarpa çarpa!
dövülmüş bir demirden çerçeve bölünür
kırılan bir candan buzun yüzü kesilir
başlar kulaklarımda iniltili bir uğultu
her acı çekildikçe an cehennem olur
gürültülerden gümbürtü beğenir,
gücünü çoğaltır dişini törpüler bir sis bulutu
gece kondu misali bir çırpıda yıkılıverir üstüme
esrik geçen çocukluğum gençliğim ömrüm
sevemedim her sarsıntıda her depremde
varlığımın gidip gelen raylı sistemlerini
ya tam anlamıyla yaşatmalı beni yada öldürmeli
yani aslında yaralandığımız yahut öldüğümüz yer
bir iç haritada kalple işaretli yerdir
ne savaş biter burada ne de barış kaçarımız yok kaçamayız
kendimizi yaşattığımız götürdüğümüz her yer de
kısmen bir başka deprem ülkesidir anlayacağınız
ve buna hiçbir tedbir alınamaz alamayız alamazsınız!….
NURSEL TÜRKEMİŞ