Zamanın Elleri
Kutsal suyun aşkına,
dokun biraz ?
zaman çabuk geçsin diye.
Durgun bir okyanus bu ara,
bulutlar karanlığın içinde
beyaz gelinlik giyer,
yağmur taşır sessizce.
Yıldız bana âşık, suskun,
ay ? gözlerin gördüğünü görür.
Mevsim kış şimdi,
sonbaharı uğurlarken
salkım üzümlerin siyahı, sarısı
dalda asılı bir hatıra gibi.
Tüten orman kokusu,
buğulu bir aşkın nefesiyle
sarılır zamana.
Dağılmış her yanım bulut misali,
rüzgârın kalbinden umut beklerim.
Yağmur misali yağarım gökyüzünden,
kuşların kalbinden düşen dua gibi.
Tokat sözlerim zalimin sayfasında yankı,
bir avuç yaş oldum çocuk gözünde.
Yıkılsa da sevdanın saltanatı,
dikilse de kötülüğün buharından
yüksek binalar ?
iyiliğin poyrazında
âleme serperim umudun tohumlarını.
Kaybolmuş düşlerim
kadife seslerin içinde eriyip gider.
Yılların kabusu
omuzlarıma çöker.
Haykırışım, dillerde bir ateş;
her dağda bir yankı,
her kuşta bir göç sevdası.
Özlem serilen döşeklerde
solmuş bitkilerin kokusu kalır.
Son kez okudun bir şiiri,
son satırda ?
sonsuz bir yol.
Geri dönülmez bir zaman.
Dokuduğun iplikten sarkar hayallerin,
tutsak bir zihnin
özgür bir bedenden kopuşu gibi.
Ruhumu sararken
zamanın elleri,
bir yudum sevgiye muhtaç
bir yaprak gibi ?
dalında kurur,
dökülmeden
esaretin ölümünde
yok oluşunu izler.