Son Perde
Gece yarısı, şafağa hazırlanan bir yarım ay düştü sahile.
Saçlarının kızılı, yaz akşamlarını kıskandırıyordu.
Bakışlarından usulca bir kelebek kondu kalbime.
Sen, Beyrut'un doğuşu gibi yüzünle selam verdin;
Ben, Mezopotamya kadar derin yüreğimle ?hoş geldin? dedim sana.
Kırmızı toprak gibi sakladım bağrımda
Hem uzayı hem seni.
Yeni bir yıl gibi sevdim seni,
Ama eskiye veda eder gibi?
Biliyorum, kırdım seni yüreğime alırken;
Hep sevdim seni,düşlerimi gülüşüne sakladim.
Ufkun ışığında ben sende battım.
Artık dönüş yok.
Karanlık geçmişi sardı, geleceğin bir sabah gibi parlıyor.
Sessizce kalırım, fırtına yaklaşıyor.
İlk perdede yalnızlık korkusu,
İkinci perdede özlemin ateşi,
Son perdede bir olmuş biz var.
Artık anladım:
Ömür, bir çarmıhta iki çiviyle değil;
Kuruyan yüreğin, dışarıda kalan sızısıyla yıkılır.
İster çoban ol, ister İsa,
Mesele yürümek değil?
Mesele yanmaktır.