Dolu Sayfa
Gözleri tarih bakışlım?
Her kelimen bir zanaat,
Her suskunluğun yarım kalmış bir şairin fısıltısı.
Yüz çizgilerin bir destan gibi durur zamanın önünde,
Bir romanın orta sayfasında yalnız sen kalırsın,
Ve dünya sessizleşir senin varlığında.
Okudukça yüreğim yarılır en derininden;
Dokunsan ateşe dönüşür tenim,
Baksan, karanlığa bir ışık düşer, titrer.
Böyle bir candır bu?
Küllerinden değil,
Aynı alevden doğar,
Ve yandıkça yeniden parlar.
Sinende bir kalp, yüzünde bir şans taşır gülüşün;
Aynalarda rüzgâr gibi kıpırdar, çoğalır,
Elinde bir nergiz dalı,
Dizinde saçlarımın izi?
Dudağın alnıma değdiğinde
Alın yazım sessizce titrer,
Ve kaderimiz yeniden yazılır.
Aşk ve sevgi iki satıra sığmaz;
Ama senin gözlerinde
Gökyüzünün mavi kirpiği bile bekler beni.
Biraz Amed'den bahar,
Biraz Meletî'den umut;
Ve sevdanın taş gibi ağır,
Şerbet gibi tatlı yanını bana sun.
Gönlümün ateşi yanar?
Seni de beni de alır içine.
Ebediyete doğru yürürüz;
Bazen Kawa'nın ateşinde,
Bazen Newroz'un kıvılcımında,
Bir kuşun sıcak tüyünde,
Bir çocuğun kokusunda,
Bir annenin gözyaşında
Adımız filizlenir, parlar, yankılanır.
Ve seni seviyorum?
Bazen kendimden çok,
Bazen senden az,
Ama her defasında
Aynı derinlikte,
Aynı kaderin kalbinde,
Ve yandıkça daha da parlar ruhumuz.