Ağlatan Şehir
Bu şehir
adımı biliyor artık,
sormuyor.
Yüzüme bakıp susuyor,
çünkü acı konuşmayı sevmez.
Sen
doğmamış bir güneştin,
yarım kalmış bir ışık.
Ben karanlıkta esir bir mermi,
namluya değil
kaderine sürülmüş.
Sokaklara acı serilmiş,
nereye bassam kanıyor içim.
Güller küstü kucağıma,
bir mor menekşe kaldı,
acıyarak bakan.
Elmas gözlerin vardı,
bakınca içim dururdu.
Ellerim ellerindeyken
hayat kısa bir oyundu;
perde kırmızı kapandı,
gidişine alkış tuttular.
Ben ateş böceğiyim,
yanar, yanar, sönerim.
Ateş ruhumda,
ezelden alışığım.
Yağmur indi yine üstüme.
Başımı ceketinle örttün,
kıyamazdın bana,
ben de sana.
Ama aşk
ikimizi de harcadı:
sen zihninle,
ben dilimle.
Şimdi bir radyo çalıyor bir yerde
hikâyemizi.
Eğer hâlâ duyacak kulak varsa sende,
bil ki
ben sustum?
çünkü bazı şehirler
ağlayarak hatırlanır.