efsunlu bir geceyi uğurluyorum kimsesizliklerle
bu gece geri gelmeyecek
başka bir karanlığı sırtına takıp
ve kader denen zulümsüzlük,
''bu son seslenişindir'' diyecek
son sesleneiş...
iki kelimeye sığdıramasam da
onlarca şey söylerim sevdayı sevdalandırmaya
ne boş!
yalansız sözler yürekteymiş
bense yürekleşen bir dil...
susmalarla konuşup
susmalara ''gitmek'' dedik
günlere iz düşürmeyi öğrendik
foyalarımızdan saklanmadık
mezeleşen acıları atıştırdık küflü üzüm suyuyla
şarap üzümden ne kadar uzak?
ve ne kadar kimliğinde taşır üzümün adını?
sirke gibi de değildir oysa
öldüremez toprağın ürettiklerini
uyanıklığı ya da uykuyu paylaşamasak da
uyanışı paylaştık
sabahları doğuruyor ruhum seninle
Samanyolu'nun güneşiyim, evrende bir yıldız...
varlığınla umuda çiçekleniyor kışlarım
buluyorum şimdi düzlemini yüreğimdeki yersizliğinin
öyle büyüdün ki bende can dedim adına
sokakları taradı mihriban sezgiler,
düşmedi bekçileri gecenin,mahallenin.