Şiir Defteri

VAR MI KURTARAN?

Yazan: öğretmen
04.07.2023 / 02:02
383 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Afetler, Kamu Sorumluluğu ve ?Kader? Söylemi Üzerine Bir Değerlendirme Giriş Türkiye son yıllarda doğal afetlerin yanı sıra ekonomik, sosyal ve siyasal açıdan da son derece zorlu süreçlerden geçmektedir. Ancak bu süreçlerin en ağır sonuçlarını doğuran olayların başında kuşkusuz doğal afetler gelmektedir. Depremler, seller, heyelanlar, fırtınalar, kasırgalar ve benzeri doğa olayları toplumların yaşamını doğrudan etkileyebilmektedir. Doğa olaylarının tamamını engellemek mümkün değildir. Ancak doğa olaylarının afete dönüşmesini ve büyük can ve mal kayıplarına yol açmasını azaltmak mümkündür. Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü depremi durduramayız; ancak depreme dayanıklı yapılar inşa edebiliriz. Yağmurun yağmasını engelleyemeyiz; ancak dere yataklarına yapılaşmayı önleyebilir, kentlerin altyapısını güçlendirebiliriz. Fırtınayı ortadan kaldıramayız; ancak gerekli erken uyarı ve güvenlik sistemlerini oluşturabiliriz. Dolayısıyla mesele doğayla mücadele etmek değil, doğanın gerçekliğini bilimsel verilerle kabul ederek güvenli yaşam alanları oluşturmaktır. Doğa Olayı ve Afet Arasındaki Fark Deprem, sel, fırtına, hortum ve benzeri olaylar doğal süreçlerin sonucudur. Bunların meydana gelmesini bütünüyle önlemek mümkün değildir. Ancak bir doğa olayının afete dönüşmesinde insan faaliyetlerinin ve kamu yönetiminin önemli bir rolü bulunmaktadır. Örneğin bir deprem meydana geldiğinde yıkılan binanın kendisi doğal bir olay değildir. Binanın hangi zemine yapıldığı, hangi mühendislik standartlarına göre inşa edildiği, yapı malzemelerinin niteliği, denetimin nasıl gerçekleştirildiği ve imar kararlarının hangi esaslara göre alındığı insan eliyle belirlenmektedir. Benzer biçimde yoğun yağışın kendisi doğal bir olaydır. Ancak dere yatağına yapı yapılması, altyapının yetersiz olması, yağmur suyunun tahliye edilememesi veya gerekli uyarıların zamanında yapılmaması doğal olayın büyük bir afete dönüşmesine neden olabilir. Bu nedenle afet yönetiminin temel amacı yalnızca afet sonrasında müdahale etmek değil, afet gerçekleşmeden önce riskleri azaltmaktır. 6 Şubat Depremleri ve Ağır Sonuçları 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, Türkiye'nin yakın tarihindeki en büyük afetlerden birine yol açmıştır. Ardından 21 Şubat'ta Hatay'ın Defne ve Samandağ ilçelerinde meydana gelen 6,4 ve 5,8 büyüklüğündeki depremler, bölgede yaşanan korku ve endişeyi daha da artırmıştır. Depremlerden yaklaşık 40 gün sonra dahi bölgede artçı sarsıntıların devam etmesi, depremzedelerin psikolojik ve fiziksel açıdan ne kadar ağır bir süreç yaşadığını göstermiştir. Can kayıpları on binlerle ifade edilmiş; yüz binlerce insan yaralanmış, sakat kalmış veya evsiz kalmıştır. Kış şartlarının ağır olduğu günlerde çok sayıda insan barınma ve ısınma sorunları nedeniyle günlerce sokaklarda veya araçlarında kalmak zorunda kalmıştır. Milyonlarca insan ise yaşadığı bölgeden ayrılarak başka kentlere göç etmek zorunda kalmıştır. ?Var mı Bizi Duyan??dan ?Var mı Kurtaran??a Depremlerin ardından toplumun hafızasında en çok yer eden ifadelerden biri, enkaz altındaki insanlara ulaşmaya çalışan arama-kurtarma ekiplerinin seslenişleriydi: ?Var mı bizi duyan?? Bu cümle, enkaz altında hayata tutunmaya çalışan insanların umutlarının simgesine dönüşmüştür. Ancak 6 Şubat depremleri sonrasında ortaya çıkan tablo, bu kez farklı bir soruyu toplumun hafızasına kazımıştır: ?Var mı kurtaran?? Bu iki ifade arasındaki fark, aslında afet yönetimindeki temel sorunu da ortaya koymaktadır. Birincisi, arama-kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalanlara ulaşma çabasını ifade ederken; ikincisi, yardım bekleyen insanların yaşadığı çaresizliği ve müdahalenin gecikmesi konusundaki tartışmaları simgelemektedir. Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Bir insan enkazın altında kaldığında onu kurtarmak için bütün imkânların zamanında seferber edilmesini sağlayacak sistem kurulmuş mudur? Afet yönetiminin başarısı, yalnızca kaç kişinin kurtarıldığıyla değil, kurtarılabilecek insanların ne kadar hızlı ve etkin biçimde kurtarıldığıyla da ölçülmelidir. Depremzedelerin Mersin'e Göçü Deprem sonrasında çok sayıda vatandaş çevre illere ve Türkiye'nin farklı bölgelerine göç etmek zorunda kaldı. Mersin de depremzedelerin yoğun olarak yöneldiği kentlerden biri oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, çeşitli kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içerisinde barınma, gıda, giyim ve diğer temel ihtiyaçların karşılanması konusunda çalışmalar yürüttü. Bu süreç, yalnızca deprem bölgesindeki şehirlerin değil, depremzedelerin göç ettiği kentlerin de büyük bir sosyal ve ekonomik yükle karşı karşıya kaldığını gösterdi. Barınma, kira, ulaşım, eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlarda ortaya çıkan sorunlar, afetlerin etkisinin yalnızca deprem bölgesiyle sınırlı olmadığını ortaya koydu. Dolayısıyla afet yönetimi, deprem bölgesindeki kurtarma çalışmalarıyla sınırlı tutulmamalı; göç etmek zorunda kalan insanların yeni yaşam alanlarında karşılaşacağı sorunları da kapsamalıdır. Şanlıurfa ve Adıyaman Selleri Deprem felaketinin yarattığı acılar henüz tazeyken, Şanlıurfa ve Adıyaman'da meydana gelen sel felaketi de yeni can kayıplarına yol açtı. Şanlıurfa'da yaşanan sel felaketinde 17 kişinin hayatını kaybettiği, bazı vatandaşların ise kayıp olduğu açıklandı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, arama-kurtarma çalışmalarının yüzlerce personelin katılımıyla sürdürüldüğünü ifade etti. Bu olaylar, Türkiye'nin yalnızca deprem değil, aynı zamanda sel ve diğer afetler karşısında da ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sel felaketi sonrasında muhalefet liderlerinin bölgeyi ziyaret ederek incelemelerde bulunmaları da olayın siyasal ve toplumsal boyutunu gündeme taşıdı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şanlıurfa'da yaptığı açıklamada afetlere karşı dirençli kentlerin oluşturulması gerektiğine dikkat çekerek, afet yönetiminde altyapı ve hazırlık çalışmalarının önemini vurguladı. Burada ortaya çıkan temel mesele şudur: Kentler afetlere karşı ne kadar dirençlidir? Çünkü modern şehircilik anlayışında amaç, yalnızca güzel ve büyük şehirler oluşturmak değildir. Asıl amaç, insanların doğal afetler karşısında güvenli biçimde yaşayabilecekleri dirençli kentler inşa etmektir. ?Kader? Söylemi ve Kamu Sorumluluğu Yaşanan doğal afetlerin ardından ortaya çıkan can ve mal kayıplarını yalnızca ?kader? veya ?işin fıtratında var? gibi ifadelerle açıklamak, meselenin bilimsel ve yönetsel boyutunu göz ardı etme tehlikesi taşımaktadır. Elbette insanların inanç dünyasında kader kavramının farklı anlamları olabilir. Ancak kamu yönetimi açısından bakıldığında; yapı güvenliği, şehir planlaması, altyapı, erken uyarı, arama-kurtarma ve afet koordinasyonu gibi alanlar somut sorumluluklar içermektedir. Bir binanın depremde yıkılıp yıkılmayacağı yalnızca kader kavramıyla açıklanamaz. Binanın projesi vardır. Zemin etüdü vardır. Mühendislik hesabı vardır. Yapı malzemesi vardır. İmar kararı vardır. Denetim süreci vardır. Ruhsat vardır. Ve bütün bunların üzerinde kamu sorumluluğu bulunmaktadır. Aynı şekilde sel felaketinde bir altyapı sisteminin yeterli olup olmadığı, dere yataklarının yapılaşmaya açılıp açılmadığı, yağmur suyunun tahliye kapasitesi ve erken uyarı sistemlerinin işleyip işlemediği de somut biçimde incelenebilir. Bu nedenle doğal olayların meydana gelmesi kaçınılmaz olsa da felaketin boyutunu belirleyen insan kaynaklı faktörlerin sorgulanması demokratik toplumlarda doğal ve gerekli bir süreçtir. Afet Yönetiminde Bilimsel Yaklaşım Türkiye'nin afetlerle mücadelede daha başarılı olabilmesi için afet öncesi, afet anı ve afet sonrası olmak üzere üç aşamalı bir yaklaşımın güçlendirilmesi gerekmektedir. Afet öncesinde: Riskli bölgeler bilimsel yöntemlerle belirlenmeli, Fay hatları ve zemin özellikleri dikkate alınmalı, Dayanıksız yapı stoku tespit edilmeli, İmar kararları bilimsel ölçütlere göre alınmalı, Yapı denetimi bağımsız ve etkin biçimde yürütülmeli, Dere yatakları ve taşkın alanlarında yapılaşmaya izin verilmemeli, Afet eğitimleri toplumun tamamına yaygınlaştırılmalıdır. Afet sırasında: Erken uyarı sistemleri etkin biçimde kullanılmalı, Arama-kurtarma ekipleri önceden belirlenen plan doğrultusunda hızla harekete geçirilmeli, Kurumlar arasında koordinasyon sağlanmalı, Haberleşme ve ulaşım altyapısının sürekliliği güvence altına alınmalıdır. Afet sonrasında ise: Enkaz kaldırma ve arama-kurtarma çalışmaları bilimsel yöntemlerle yürütülmeli, Barınma, sağlık, gıda ve güvenlik ihtiyaçları hızla karşılanmalı, Afetzedelerin psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da dikkate alınmalı, Geçici çözümlerden kalıcı ve güvenli yerleşimlere geçiş planlanmalıdır. Sonuç: Doğayı Durduramayız, Yıkımı Azaltabiliriz Depremi, seli, fırtınayı veya başka bir doğa olayını durduramayız. Ancak bunların toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltabiliriz. Bunun yolu bilimi esas almaktan, şehirleri dirençli hâle getirmekten, yapı denetimini güçlendirmekten, afet yönetimini liyakat ve koordinasyon temelinde örgütlemekten ve kamu kaynaklarını doğru kullanmaktan geçmektedir. Bugün geriye dönüp baktığımızda, deprem ve sel gibi olayların ardından aynı soruları tekrar tekrar sormak zorunda kalıyoruz: Neden önceden tedbir alınmadı? Neden altyapı yeterince güçlü değildi? Neden arama-kurtarma ekipleri daha hızlı ulaşamadı? Neden insanlar günlerce yardım beklemek zorunda kaldı? Ve en önemlisi: ?Var mı kurtaran?? diye bağıran insanların sesini neden zamanında duyamadık? Bu sorular yalnızca geçmişi sorgulamak için sorulmamalıdır. Asıl amaç, gelecekte aynı acıların tekrar yaşanmamasını sağlamaktır. Doğa olaylarını engelleyemeyiz; fakat ihmalin afete dönüşmesini engelleyebiliriz. Deprem kader değildir; deprem gerçeğidir. Sel kader değildir; sel gerçeğidir. Asıl mesele, bu gerçeklere karşı nasıl bir hazırlık yaptığımızdır. Artık enkazın altında kalan insanların ?Var mı kurtaran?? diye çığlık atmasını beklemek yerine, afet gerçekleşmeden önce gerekli bütün önlemleri almak zorundayız. Çünkü gerçek başarı, enkazın altında kalanları kurtarmak kadar, insanları enkazın altında bırakmayacak bir düzen kurabilmektir. Muzaffer KALABA
Düzenleme: 04.08.2026 / 22:47
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • MahzungülünŞifası
  • sevvalgnd
  • _MaHzUn_
  • ozantmw
  • AdemMutlu
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir