Şiir Defteri

SURİYE'DE YENİ DÖNEM YENİ YÖNETİM

Yazan: öğretmen
23.01.2025 / 19:13
339 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
SURİYE'DE YENİ DÖNEM VE YENİ YÖNETİM: DEĞİŞEN DENGELER, BÖLGESEL AKTÖRLER VE GELECEĞE DAİR DEĞERLENDİRMELER Giriş Ortadoğu, tarih boyunca siyasal, ekonomik, askerî ve jeopolitik mücadelelerin yoğunlaştığı bir bölge olmuştur. Son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle Suriye'de meydana gelen siyasal değişimle birlikte bölgenin yeniden şekillenmekte olduğunu göstermektedir. Suriye'de Beşşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te sona ermesi, yalnızca Suriye açısından değil, Türkiye, İran, İsrail, Rusya, ABD ve Avrupa ülkeleri açısından da yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Uzun yıllar boyunca devam eden iç savaşın ardından iktidarın el değiştirmesi, beraberinde çok sayıda soru ve belirsizliği de ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda şu sorular önem kazanmaktadır: Suriye'de siyasal değişim nasıl gerçekleşti? Yeni yönetimin temel dayanakları nelerdir? Bölgesel ve küresel güçler bu yeni dönemi nasıl değerlendirmektedir? Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasal geleceği nasıl şekillenecektir? Bu soruların yanıtları, yalnızca Suriye'nin iç dinamikleriyle değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengeleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Suriye'de Siyasal Değişimin Arka Planı Suriye'deki değişimi anlayabilmek için öncelikle 2011 yılında başlayan halk hareketlerine ve sonrasında gelişen iç savaşa bakmak gerekir. 2011 yılında özgürlük, reform ve siyasal değişim talepleriyle başlayan toplumsal hareketler, rejimin sert müdahalesi sonucunda kısa sürede silahlı çatışmalara dönüştü. Yıllar içerisinde Suriye, farklı silahlı grupların, bölgesel aktörlerin ve küresel güçlerin müdahil olduğu çok katmanlı bir savaş alanına dönüştü. Bu süreçte ülkenin önemli bir bölümü farklı silahlı yapıların kontrolüne geçti. Rusya'nın Esad yönetimine askerî desteği, İran'ın ve ona bağlı güçlerin sahadaki varlığı, ABD'nin IŞİD'e karşı mücadele kapsamında Suriye Demokratik Güçleri'yle iş birliği ve Türkiye'nin sınır güvenliği ile Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelere yönelik politikaları, çatışmanın uluslararası boyutunu daha da belirgin hâle getirdi. Son aşamada, 27 Kasım 2024'te yoğunlaşan çatışmaların ardından muhalif güçlerin hızlı ilerleyişi sonucunda Halep, Hama ve Humus gibi kentlerde rejimin kontrolü zayıfladı. 8 Aralık 2024'te Şam'ın muhalif güçlerin kontrolüne geçmesiyle Beşşar Esad yönetimi sona erdi ve Esad ülkeyi terk ederek Rusya'ya gitti. Böylece 1963'ten itibaren Suriye siyasetinde belirleyici olan Baas Partisi yönetimi sona ererken, Esad ailesinin 1971'den beri devam eden iktidarı da tarihe karışmış oldu. Ahmed el-Şara ve Yeni Siyasal Yapı Esad yönetiminin sona ermesinden sonra Suriye'de yeni siyasal dönemin en önemli aktörü, Heyet Tahrir eş-Şam'ın (HTŞ) liderliğini yapmış olan Ahmed el-Şara oldu. El-Şara, 29 Ocak 2025'te geçiş dönemi için Suriye Cumhurbaşkanı ilan edildi. Bu gelişme, Suriye'nin yakın siyasi tarihinde önemli bir kırılma noktasıdır. Çünkü daha önce silahlı muhalefetin önemli aktörlerinden biri olan ve Batılı ülkeler tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılmış bir yapının liderliğini yapan kişinin, kısa süre içerisinde uluslararası diplomasi sahnesinde devlet başkanı sıfatıyla kabul görmeye başlaması, bölgedeki siyasal dengelerin ne kadar hızlı değişebildiğini göstermektedir. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta bulunmaktadır: Bir aktörün geçmişteki niteliği ile sonraki siyasal konumu arasındaki değişim, uluslararası ilişkilerde çıkarların ve koşulların nasıl belirleyici olabildiğini göstermektedir. Nitekim ABD, 8 Temmuz 2025'te HTŞ'nin yabancı terör örgütü statüsünü kaldırdı. Daha sonra İngiltere de Ekim 2025'te HTŞ'yi terör örgütleri listesinden çıkardı. Daha da önemlisi, 24 Ağustos 2026 itibarıyla ABD, Suriye'nin ?Devlet Terörizmini Destekleyen Ülkeler? listesindeki statüsünü kaldırmış ve HTŞ'nin ABD'deki ?Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist? statüsünü de sona erdirmiştir. Washington bu kararını yeni Suriye yönetiminin uluslararası terörizmden uzaklaşma yönündeki adımlarıyla gerekçelendirmiştir. Dolayısıyla bugün Suriye'deki yeni yönetimin değerlendirilmesinde, yalnızca geçmişteki kimliği değil, yeni dönemdeki siyasal uygulamaları ve uluslararası ilişkileri de dikkate almak gerekmektedir. Bölgesel ve Küresel Güçlerin Suriye Politikası Suriye'deki değişim yalnızca iç dinamiklerle açıklanabilecek bir gelişme değildir. Ülkenin jeopolitik konumu, enerji kaynakları, Akdeniz'e açılan konumu, İsrail ile sınır ilişkileri ve Türkiye-Irak-İran hattındaki stratejik konumu, Suriye'yi bölgesel ve küresel güçler açısından önemli hâle getirmektedir. Bu nedenle Suriye'deki yeni dönemin geleceğini belirleyecek unsurların başında dış aktörlerin politikaları gelmektedir. ABD'nin Suriye'deki askerî varlığı bu açıdan dikkat çekicidir. 2025 yılında Washington, Suriye'deki askerî varlığını sekiz üsten bir üsse indirme planını açıklamış; ülkede yaklaşık 2 bin Amerikan askerinin bulunduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte ABD'nin Suriye politikasında önemli bir dönüşüm yaşandığı görülmektedir. Washington'un yeni yönetimle diplomatik ilişki kurması ve yaptırımları aşamalı biçimde kaldırması, önceki dönemden farklı bir yaklaşımın ortaya çıktığını göstermektedir. 2026 yılı itibarıyla ABD'nin Suriye'ye yönelik yaklaşımı daha fazla diplomatik ve ekonomik entegrasyona yönelmiş durumdadır. Kürtler ve Suriye'nin Toprak Bütünlüğü Sorunu Yeni dönemin en önemli başlıklarından biri de Suriye'nin kuzey ve kuzeydoğusunda etkili olan Kürt siyasi ve askerî yapılarının geleceğidir. ABD'nin IŞİD'e karşı mücadelede Suriye Demokratik Güçleri'yle kurduğu iş birliği, Türkiye'nin ise YPG'yi PKK ile bağlantılı gördüğü güvenlik yaklaşımı, meselenin yalnızca Suriye'nin iç sorunu olmaktan çıkmasına neden olmuştur. Bu nedenle Suriye'nin yeni yönetiminin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, ülkenin farklı etnik, dinî ve mezhepsel topluluklarını ortak bir siyasal yapı içerisinde bir arada tutabilmektir. Suriye'nin Araplar, Kürtler, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler ve farklı dinî-mezhepsel topluluklardan oluşan çok katmanlı toplumsal yapısı göz önüne alındığında, yeni anayasal ve siyasal düzenin bütün kesimlerin haklarını güvence altına alması büyük önem taşımaktadır. Bu noktada temel mesele yalnızca iktidarın el değiştirmesi değildir. Asıl mesele, iktidar değişikliğinin demokratik, çoğulcu, hukuka dayalı ve kapsayıcı bir devlet yapısına dönüşüp dönüşmeyeceğidir. Savaşın Yerini Barışın Alması Gerekiyor Suriye'nin geleceği açısından en önemli konu, yıllardır devam eden savaşın sona erdirilmesidir. Savaş; ölüm, yıkım, göç, yoksulluk, ekonomik çöküş ve toplumsal travma anlamına gelmektedir. Suriye halkı uzun yıllardır bu ağır sonuçlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle yeni dönemde temel hedef, yeni çatışma alanları yaratmak değil; hukuk, demokrasi, insan hakları, ekonomik kalkınma ve toplumsal uzlaşma temelinde yeni bir siyasal düzen kurmak olmalıdır. Nitekim bugün Suriye'nin karşı karşıya bulunduğu mesele yalnızca yönetim değişikliği değildir. Ülkenin yeniden inşası, ekonomik toparlanma, mültecilerin dönüşü, güvenlik kurumlarının yeniden yapılandırılması, farklı toplulukların haklarının korunması ve dış müdahalelerin azaltılması gibi çok sayıda sorun bulunmaktadır. Sonuç ve Değerlendirme Suriye'de 2024 yılı sonunda başlayan siyasal değişim, Ortadoğu'nun mevcut güç dengelerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Esad yönetiminin sona ermesiyle birlikte ülke yeni bir siyasal döneme girmiş; Ahmed el-Şara'nın geçiş dönemi cumhurbaşkanı olmasıyla yeni yönetim şekillenmeye başlamıştır. Ancak bir rejimin sona ermesi, tek başına demokratik ve istikrarlı bir düzenin kurulacağı anlamına gelmemektedir. Suriye'nin önündeki asıl sınav, farklı toplumsal kesimleri kapsayan, hukukun üstünlüğünü esas alan ve ülkenin toprak bütünlüğünü koruyan bir siyasal sistem oluşturabilmektir. Bu çerçevede şu değerlendirmeler yapılabilir: Suriye'deki siyasal değişim, Ortadoğu'daki güç dengelerinin yeniden şekillendiğini göstermektedir. Yeni yönetimin meşruiyeti, yalnızca uluslararası tanınmaya değil, Suriye halkının farklı kesimlerinin hak ve özgürlüklerini güvence altına almasına bağlı olacaktır. Suriye'nin etnik, dinî ve mezhepsel çeşitliliği, yeni anayasal düzenin en hassas konularından biri olacaktır. Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler ve diğer toplulukların siyasal ve kültürel haklarının güvence altına alınması, ülkenin gelecekteki istikrarı bakımından büyük önem taşımaktadır. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, yalnızca Suriye açısından değil, Türkiye ve bütün bölge açısından da önem taşımaktadır. ABD'nin 2025?2026 döneminde Suriye'ye yönelik yaptırımları ve bazı terörizm tanımlamalarını kaldırması, uluslararası toplumun yeni yönetimle ilişkilerinde önemli bir değişim yaşandığını göstermektedir. Buna karşın Suriye'nin geleceği hâlâ dış aktörlerin rekabetinden, güvenlik sorunlarından ve bölgesel çatışmalardan etkilenmektedir. Ağustos 2026'da İsrail ile Suriye arasında ABD arabuluculuğunda güvenlik görüşmelerinin yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki sorunların henüz tamamen çözüme kavuşmadığını göstermektedir. Suriye'nin ihtiyacı yeni bir savaş değil; barış, hukuk, demokrasi, ekonomik kalkınma ve toplumsal uzlaşmadır. Bölgedeki devletlerin ve küresel aktörlerin Suriye'nin iç siyasal yapılanmasına müdahale etmek yerine, ülkenin egemenliğine ve halkın iradesine saygı göstermesi kalıcı barış açısından temel bir gerekliliktir. Sonuç olarak, Suriye'de yeni dönemin başarısı, iktidarın kimde olduğundan çok, yeni yönetimin nasıl bir devlet ve toplum düzeni kuracağıyla ölçülmelidir. Suriye'nin geleceğini belirleyecek en önemli unsur, savaşın ve parçalanmanın değil, barışın, çoğulculuğun ve birlikte yaşama kültürünün egemen kılınması olacaktır. Genel değerlendirme Metninizdeki ?emperyalist devletler barışın düşmanıdır?, ?Büyük Ortadoğu Projesi nedeniyle sınırlar yeniden çizilecektir? gibi kesin hükümleri akademik metinde biraz yumuşattım. Bunlar bir siyasal görüş veya analiz olarak savunulabilir; ancak akademik makalede kanıtlanması gereken iddialardır. Bu nedenle ?değerlendirilebilir?, ?ileri sürülmektedir?, ?ihtimal dâhilindedir? gibi ifadeler kullandım. Böylece metin, görüşünüzü kaybetmeden daha akademik, nesnel ve yayımlanabilir bir niteliğe kavuşuyor. Ayrıca metnin ilk hâlindeki ?dünün teröristi bugün devlet başkanı oldu? ifadesini doğrudan kullanmak yerine, bunun arkasındaki siyasal dönüşümü akademik biçimde açıkladım. Çünkü 2025?2026 arasında ABD ve İngiltere'nin HTŞ'ye ilişkin resmî terörizm sınıflandırmalarını kaldırması ve ABD'nin 24 Ağustos 2026'da Suriye'nin terörizmi destekleyen devlet statüsünü de kaldırması, metnin ilk yazıldığı döneme göre önemli bir değişiklik oluşturuyor. Bu biçimiyle yazı, ?Suriye'de Yeni Dönem ve Yeni Yönetim? başlığı altında bir gazete/dergi köşe yazısı olarak da, daha akademik bir inceleme-makale formatında da kullanılabilecek durumdadır. Muzaffer Kalaba 23.01.2025
Düzenleme: 25.08.2026 / 01:05
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • yılmazhasten
  • akmetin06
  • MustafaAlp
  • SemihBeratSert
  • MahzungülünŞifası
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir