Şiir Defteri

KADIN VE ŞİDDET

Yazan: öğretmen
02.12.2025 / 11:55
270 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
KADINA YÖNELİK ŞİDDET: BİR İNSANLIK SORUNU Şiddete Sessiz Kalma, Şiddeti Normalleştirme Kadına yönelik şiddete karşı mücadele, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de toplumsal yaşamın en önemli sorunlarından biri olarak gündemdeki yerini korumaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1999 yılında aldığı kararla 25 Kasım, ?Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü? olarak kabul edilmiştir. Bu günün amacı yalnızca bir tarih belirlemek değildir. Asıl amaç; kadınların maruz kaldığı şiddete dikkat çekmek, toplumsal farkındalık oluşturmak, kadınların temel hak ve özgürlüklerini savunmak ve şiddetin her türüne karşı ortak bir mücadele anlayışı geliştirmektir. Ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada kadına yönelik şiddet hâlâ ciddi bir toplumsal yara olmaya devam etmektedir. Bir anneye, bir kardeşe, bir eşe, bir evlada yönelen şiddet, aslında toplumun bütününe yönelmiş bir şiddettir. Çünkü kadına yönelik şiddet yalnızca bir kadının yaşamını değil; çocukları, aileyi, toplumu ve geleceğimizi de doğrudan etkilemektedir. HER GÜN KARŞIMIZA ÇIKAN ACI GERÇEK Bugün bir kadın cinayeti, yarın bir taciz haberi, başka bir gün bir kadının evinde gördüğü şiddet... Ne yazık ki bu haberlerle neredeyse her gün karşılaşıyoruz. Sokakta, evde, okulda, işyerinde ve hayatın diğer alanlarında kadınlar baskı, tehdit, taciz ve şiddetin farklı biçimleriyle karşı karşıya kalabiliyor. Oysa kadın; yaşamın her alanında var olan, üreten, çalışan, çocuk yetiştiren, bilim yapan, sanat üreten ve toplumun geleceğini şekillendiren bireydir. Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, kadınların ne kadar özgür, güvenli ve eşit yaşayabildiğiyle de ölçülmelidir. Kadını yalnızca anne, eş veya kardeş kimliğiyle değerlendirmek de eksik bir yaklaşımdır. Kadın, her şeyden önce hakları olan özgür bir bireydir. 25 KASIM'IN TARİHSEL ANLAMI 25 Kasım tarihinin arkasında acı bir tarihsel olay bulunmaktadır. 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti'nde diktatör Rafael Trujillo yönetimine karşı mücadele eden Mirabal kardeşler, siyasal nedenlerle öldürülmüştür. Bu olay, kadınlara yönelik siyasal ve fiziksel şiddetin sembollerinden biri hâline gelmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1999 yılında 25 Kasım'ı uluslararası mücadele günü olarak kabul etmesiyle birlikte tarih, dünya çapında kadına yönelik şiddete karşı farkındalık günü niteliği kazanmıştır. Dolayısıyla 25 Kasım, yalnızca kadınların değil, bütün toplumun sorumluluk alması gereken bir gündür. KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN NEDENLERİ Kadına yönelik şiddetin tek bir nedeni yoktur. Şiddetin ortaya çıkmasında toplumsal, kültürel, ekonomik, psikolojik ve hukuki birçok faktör etkili olabilir. Bunların arasında; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, erkek egemen anlayış, kontrol ve baskı kurma isteği, ekonomik bağımlılık, eğitim ve bilinç eksikliği, şiddeti normalleştiren kültürel anlayışlar, hukuki koruma mekanizmalarının yetersizliği, caydırıcı yaptırımların etkili biçimde uygulanmaması gibi unsurlar sayılabilir. Ancak hangi gerekçeyle ortaya çıkarsa çıksın, şiddetin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bir insanın başka bir insan üzerinde baskı kurması, onu tehdit etmesi, aşağılaması veya fiziksel zarar vermesi kabul edilemez. ŞİDDETİN TÜRLERİ DEĞİŞİR, SONUCU DEĞİŞMEZ Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel şiddetten ibaret değildir. Fiziksel şiddetin yanında; psikolojik şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet ve dijital şiddet de kadınların yaşamını ciddi biçimde etkileyebilmektedir. Hakaret etmek, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü engellemek, sosyal çevresinden uzaklaştırmak, telefonunu ve iletişim araçlarını kontrol etmek veya dijital ortamda takip ve taciz etmek de şiddetin farklı biçimleridir. Bu nedenle şiddetle mücadele ederken yalnızca fiziksel saldırılara odaklanmak yeterli değildir. Şiddetin bütün biçimleri tanınmalı ve bunlara karşı etkili koruma mekanizmaları oluşturulmalıdır. ŞİDDETİN BEDELİNİ YALNIZCA KADIN ÖDEMİYOR Kadına yönelik şiddetin sonuçları yalnızca şiddete maruz kalan kadınla sınırlı değildir. Şiddet ortamında büyüyen çocuklar da bundan derinden etkilenmektedir. Çocuklar korku, güvensizlik, kaygı ve travmayla büyüyebilir. Aile içindeki şiddet, toplumdaki şiddet kültürünü besleyebilir. Bu nedenle kadına yönelik şiddetle mücadele aynı zamanda çocuklarımızın geleceğini koruma mücadelesidir. Şiddetin normalleştirildiği bir toplumda huzurdan, adaletten ve sağlıklı bir gelecekten söz etmek mümkün değildir. SAVAŞ, ÇATIŞMA VE KADIN Kadına yönelik şiddetin en ağır biçimlerinden biri de savaş ve çatışma dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Savaşların ve toplumsal çatışmaların yaşandığı bölgelerde kadınlar ve çocuklar çoğu zaman en kırılgan gruplar arasında yer almaktadır. Evlerini terk etmek zorunda kalan, yoksullukla mücadele eden, yakınlarını kaybeden ve güvenlik sorunları yaşayan kadınların karşı karşıya kaldıkları riskler daha da artmaktadır. Bu nedenle kadın haklarının korunması, yalnızca bireysel bir mesele değil; aynı zamanda barış ve toplumsal huzur meselesidir. Barışın, kardeşliğin, özgürlüğün ve hukukun egemen olduğu toplumlarda kadınların yaşam hakkının ve özgürlüğünün güvence altına alınması daha güçlü bir zemine kavuşacaktır. ÇÖZÜM: EĞİTİM, HUKUK VE TOPLUMSAL BİLİNÇ Kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi için yalnızca şiddet gerçekleştikten sonra müdahale etmek yeterli değildir. Asıl yapılması gereken, şiddeti ortaya çıkaran toplumsal koşulları değiştirmektir. Bunun için; Eğitim: Çocukluktan itibaren eşitlik, insan hakları ve şiddetsiz iletişim kültürü öğretilmelidir. Hukuk: Kadınların yaşam hakkını ve güvenliğini koruyan yasalar etkili biçimde uygulanmalıdır. Caydırıcılık: Şiddet uygulayanların cezasız kalacağı düşüncesinin önüne geçilmelidir. Ekonomik bağımsızlık: Kadınların eğitim ve çalışma hayatına eşit biçimde katılmaları desteklenmelidir. Toplumsal bilinç: Kadına yönelik şiddet hiçbir biçimde normalleştirilmemeli ve meşrulaştırılmamalıdır. Sosyal destek: Şiddet mağduru kadınların güvenli barınma, hukuki destek ve psikososyal hizmetlere erişimi güçlendirilmelidir. KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ TOPLUMUN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR Bir toplumda kadın özgür değilse, o toplumun bütünüyle özgür olduğundan söz etmek mümkün değildir. Kadının eğitim hakkı, çalışma hakkı, seçme ve seçilme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, güvenli yaşama hakkı ve kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olma hakkı temel insan haklarıdır. Bu haklar bir lütuf değil, insan olmanın doğal sonucudur. Dolayısıyla kadına yönelik şiddete karşı mücadele yalnızca kadınların mücadelesi olarak görülmemelidir. Erkekler, aileler, eğitim kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, hukuk sistemi, medya ve bütün toplum bu mücadelenin parçası olmalıdır. SONUÇ: ŞİDDET BİR KADER DEĞİLDİR Bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar çeşitli şiddet biçimleriyle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Özellikle savaşların, yoksulluğun, eşitsizliğin ve toplumsal çatışmaların yoğun olduğu bölgelerde kadınların yaşamı daha da zorlaşıyor. Fakat şunu açıkça söylemek gerekir: Kadına yönelik şiddet bir kader değildir. Değiştirilemez bir gerçek hiç değildir. Eğitimle, hukukla, toplumsal bilinçle, ekonomik ve sosyal politikalarla şiddetin önüne geçilebilir. Bunun için önce şiddeti normalleştiren anlayışları değiştirmemiz gerekir. Bir kadının sokakta, evinde, işyerinde veya herhangi bir yerde korkmadan yaşayabilmesi bir insanlık hakkıdır. Şiddet; fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik ya da dijital olsun, her biçimiyle insan onurunu zedeler. Şiddet yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın geleceğini de yaralar. Bu nedenle hepimize düşen görev, şiddete karşı sessiz kalmamak ve şiddeti hiçbir biçimde meşrulaştırmamaktır. Çünkü bugün şiddete uğrayan bir başkası olabilir. Yarın bir yakınımız, bir arkadaşımız, bir komşumuz, hatta kendimiz olabiliriz. Şiddete sessiz kalmak, şiddetin büyümesine izin vermektir. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, eşit ve özgür olduğu; çocukların şiddetten uzak büyüdüğü; adaletin, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu bir toplum dileğiyle... Kadına yönelik şiddetin son bulduğu bir gelecek için hep birlikte mücadele edelim. Yazar & Şair Muzaffer KALABA 02.12.2025
Düzenleme: 28.08.2026 / 20:07
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • yılmazhasten
  • akmetin06
  • MustafaAlp
  • SemihBeratSert
  • MahzungülünŞifası
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir