Şiir Defteri

DEĞİŞİM SONRASI CHP: YENİ DÖNEM, YENİ ARAYIŞLAR VE MUHALEFETİN GELECEĞİ

Yazan: öğretmen
21.03.2024 / 11:55
527 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Giriş Türkiye siyasetinde seçimler yalnızca iktidarların belirlenmesi açısından değil, siyasi partilerin kendi iç yapılarını, politikalarını ve gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmeleri bakımından da önemli dönüm noktalarıdır. Özellikle 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrasında muhalefet cephesinde ortaya çıkan tablo, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) başta olmak üzere Millet İttifakı içerisinde yer alan siyasi partilerin seçim stratejilerini ve ittifak anlayışlarını yeniden sorgulamalarına neden olmuştur. Seçim öncesinde kaleme aldığım yazılarımda, CHP'nin Altılı Masa içerisindeki ittifak anlayışını çeşitli yönleriyle eleştirmiş; özellikle yalnızca merkez sağ ağırlıklı partilerle yürütülen ittifak politikasının muhalefetin toplumsal tabanını genişletmek açısından yeterli olmadığını ifade etmiştim. Sol, sosyal demokrat ve demokratik siyaset zemininde yer alan farklı kesimlerin daha güçlü biçimde sürece dahil edilmesinin seçim başarısı açısından önemli olduğunu düşünüyordum. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından ortaya çıkan sonuçlar, bu tartışmaların yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Seçim Sonrası Muhalefette Hesaplaşma 14 Mayıs'ta gerçekleştirilen milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu ile 28 Mayıs'ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci turunun ardından muhalefet cephesinde beklenen değişim talepleri daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Millet İttifakı içerisinde yer alan siyasi partilerin yöneticileri, seçim sonuçlarının ardından yaptıkları açıklamalarda yaşanan başarısızlığın nedenlerini farklı biçimlerde değerlendirdiler. Ancak zaman zaman ortaya çıkan karşılıklı eleştiriler, seçim yenilgisinin ortak bir muhasebe yerine partiler arasında sorumluluk paylaşımı tartışmasına dönüşmesine neden oldu. İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz'ın, ?28 Mayıs itibarıyla seçim ittifakı bitmiştir? açıklaması, seçim döneminde oluşturulan siyasi birlikteliğin sona erdiğinin önemli göstergelerinden biri oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, seçim sonrasında DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti genel başkanlarıyla görüşerek CHP listelerinden milletvekili seçilen isimlerin kendi partilerine dönebileceklerini ifade etmesi de seçim ittifakının geleceği açısından dikkat çekici bir gelişmeydi. Nitekim Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ'ın, CHP listesinden milletvekili seçilen Gelecek Partili milletvekillerinin kendi partilerine döneceklerini açıklaması, seçim döneminde kurulan ittifakın seçim sonrasında aynı biçimde sürdürülemeyeceğini ortaya koydu. Bu gelişmeler, muhalefet açısından yalnızca bir seçim yenilgisi değil, aynı zamanda ittifak modelinin, siyasi söylemin ve örgütsel yapıların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılan yeni bir dönemin başlangıcı anlamına geliyordu. Umutsuzluk ve Değişim Talebi Seçim sonuçları yalnızca siyasi partilerin yönetim kademelerinde değil, muhalefete umut bağlayan geniş toplum kesimlerinde de ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Seçim sürecinde yapılan hataların açık biçimde değerlendirilmemesi ve sorumluluğun zaman zaman birbirine yöneltilen eleştiriler üzerinden tartışılması, muhalefet seçmeninde umutsuzluğun derinleşmesine neden oldu. Bu tablo karşısında siyasi partilerin bazı yöneticileri ve tabanları, değişim ve yenilenme taleplerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. CHP içerisindeki değişim tartışmasının en görünür aktörlerinden biri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu oldu. İmamoğlu'nun ?Artık aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemeyeceğiz? şeklindeki yaklaşımı, CHP'de değişim tartışmasının temel sloganlarından biri hâline geldi. Burada dikkat çekilmesi gereken temel nokta, değişimin yalnızca bir genel başkan değişikliğiyle sınırlı görülmemesi gerektiğidir. Asıl mesele; siyasi anlayışın, örgütlenme modelinin, toplumla kurulan ilişkinin, seçim stratejisinin ve muhalefet anlayışının yeniden değerlendirilmesidir. CHP'de Liderlik Değişimi CHP'nin 38. Olağan Kurultayı, Türk siyasi hayatı açısından dikkat çekici bir gelişmeye sahne oldu. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki yarış sonucunda Özgür Özel CHP'nin yeni genel başkanı seçildi. Uzun yıllar partinin genel başkanlığını yürüten Kılıçdaroğlu'nun seçim yoluyla görevini devretmesi, demokratik siyaset açısından önemsenmesi gereken bir gelişmedir. Siyasi partilerin liderlerinin seçimle göreve gelmesi kadar, yine seçim yoluyla görevlerini başka bir yönetime bırakabilmeleri de demokratik kültürün gelişmesi bakımından değerlidir. Bu nedenle CHP kurultayının en önemli sonuçlarından biri, parti içi rekabetin seçim mekanizması aracılığıyla gerçekleştirilmiş olmasıdır. Demokratik siyaset açısından bu durum, yalnızca CHP için değil, Türkiye'deki diğer siyasi partiler açısından da örnek teşkil edebilecek bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak burada asıl sınav, genel başkan değişikliğinin ardından başlayacaktır. Özgür Özel'in genel başkanlığıyla birlikte CHP'nin yeni yönetiminden toplumun beklentisi, yalnızca kadro değişikliği değil; yeni bir siyasi anlayışın ortaya konulmasıdır. Yeni Yönetim ve Yeni Siyaset Arayışı CHP'deki değişim tartışmasının temelinde, partinin toplumsal muhalefeti nasıl örgütleyeceği, farklı toplumsal kesimlerle nasıl ilişki kuracağı ve iktidar karşısında nasıl etkili bir siyaset geliştireceği soruları bulunmaktadır. Gazeteci Kıvanç El'in kurultay sonrasındaki değerlendirmelerinde de yeni yönetimin özellikle yerel seçim politikaları ve ittifak ilişkileri bakımından önemli kararlarla karşı karşıya olduğu vurgulanmıştır. Türkiye yaklaşan yerel seçimlere hazırlanırken CHP'nin yeni yönetiminin izleyeceği politika, yalnızca parti açısından değil, muhalefetin tamamı açısından önem taşımaktadır. Çünkü yerel seçimler, merkezi iktidarın yanında belediyeler üzerinden yürütülen siyasi mücadelenin de önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Adana, Antalya ve diğer büyükşehirlerde ortaya çıkacak sonuçlar, Türkiye siyasetinin geleceğine ilişkin önemli ipuçları verebilir. Kürt Seçmen ve Demokratik Siyaset CHP'nin yeni dönemde karşı karşıya olduğu önemli başlıklardan biri de Kürt seçmenin siyasi tercihleri ve demokratik siyasetin farklı toplumsal kesimlerle kuracağı ilişkidir. 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrasında Kürt seçmenin tercihleri ve muhalefet içerisindeki konumu yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Bu nedenle CHP'nin yeni yönetiminin, başta HEDEP olmak üzere farklı siyasi aktörlerle ilişkiler konusunda nasıl bir yaklaşım geliştireceği önem kazanmaktadır. Buradaki temel mesele yalnızca seçim kazanmak amacıyla geçici ittifaklar kurmak değildir. Asıl mesele, farklı kimliklerin, kültürlerin ve siyasi görüşlerin demokratik siyaset içerisinde eşit yurttaşlık temelinde kendisini ifade edebileceği kalıcı bir siyasal zeminin oluşturulmasıdır. Demokratik siyaset açısından bakıldığında, seçim dönemlerinde ihtiyaç duyulan seçmeni yalnızca oy deposu olarak görmek yerine, toplumsal talepleri ve beklentileri olan siyasi aktörler olarak değerlendirmek gerekir. Özgür Özel'in A Takımı ve Örgütsel Yenilenme Özgür Özel'in Parti Meclisi listesinde farklı illerden il ve ilçe başkanlarının yanı sıra gençlik örgütlerinden gelen isimlere yer verilmesi, parti örgütlerinde yenilenme mesajı olarak değerlendirilmiştir. Gençlerin ve farklı örgütsel deneyimlerden gelen isimlerin parti yönetiminde daha fazla temsil edilmesi, CHP'nin toplumla bağlarını güçlendirebilir. Ancak bunun gerçek anlamda bir değişime dönüşebilmesi için yalnızca isimlerin değiştirilmesi yeterli değildir. Önemli olan, yeni kadroların karar alma süreçlerinde etkili olabilmesi, parti örgütlerinin demokratik katılıma açılması ve CHP'nin toplumun farklı kesimleriyle daha güçlü bir ilişki kurabilmesidir. Dolayısıyla değişim, yalnızca kadro değişikliği değil; zihniyet, yöntem ve siyaset yapma biçimindeki dönüşüm olarak ele alınmalıdır. Yerel Seçimler ve CHP'nin Önündeki Sınav CHP açısından yeni dönemin en önemli sınavlarından biri yerel seçimler olacaktır. 2019 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok büyükşehir belediyesinin kazanılması, muhalefet açısından önemli bir başarı sağlamıştı. Bu başarıda farklı muhalefet kesimlerinin ortak hareket etmesinin ve seçmen davranışlarının önemli bir rolü olduğu açıktır. Ancak 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından muhalefet partileri arasındaki ilişkilerin yeniden şekillenmesi, yerel seçimlerde nasıl bir strateji izleneceği sorusunu gündeme getirmiştir. CHP'nin önünde şu temel sorular bulunmaktadır: 2019 yılında kazanılan büyükşehir belediyeleri korunabilecek midir? Önceki seçimlerde küçük farklarla kaybedilen belediyeler yeniden kazanılabilecek midir? Farklı muhalefet partileri arasında seçim işbirliği sağlanabilecek midir? 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde yapılan hatalardan gerekli dersler çıkarılmış mıdır? CHP, farklı toplumsal kesimlere ulaşabilecek yeni bir siyasal dil oluşturabilecek midir? Yerel yönetimlerde başarılı belediyecilik anlayışı, merkezi iktidara alternatif bir yönetim modeli olarak topluma sunulabilecek midir? Bu soruların yanıtları, CHP'nin yeni dönemdeki başarısını doğrudan etkileyecektir. Sonuç: Değişim Bir Başlangıçtır CHP'de yaşanan genel başkan değişikliği, Türkiye'de parti içi demokrasi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Seçimle gelen bir genel başkanın yine seçimle görevini başka bir genel başkana bırakması, demokratik kültür açısından olumlu bir örnektir. Ancak değişimin gerçek anlamı, yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu'nun yerine Özgür Özel'in gelmesiyle ölçülemez. Asıl değişim; CHP'nin toplumla kurduğu ilişkide, siyaset dilinde, örgütlenme biçiminde, demokratik katılım anlayışında ve farklı toplumsal kesimlerle kuracağı ilişkilerde ortaya çıkacaktır. Bu açıdan CHP'nin yeni yönetiminin önünde önemli fırsatlar olduğu kadar ciddi sorumluluklar da bulunmaktadır. Partinin geçmiş seçimlerdeki hatalarını doğru analiz etmesi, toplumun değişen beklentilerini okuyabilmesi ve geniş demokratik kesimleri kapsayan bir siyasal anlayış geliştirmesi gerekmektedir. Özellikle yerel seçimler, bu yeni yönetimin toplum nezdindeki ilk büyük sınavı olacaktır. Eğer CHP, geçmişte elde ettiği belediyeleri korumanın ötesine geçerek yeni belediyeler kazanmak istiyorsa, yalnızca parti örgütlerinin gücüne değil, geniş toplumsal kesimlerin desteğine ihtiyaç duyacaktır. Bunun yolu ise seçimden seçime kurulan geçici ittifaklardan ziyade, demokratik değerler temelinde kalıcı toplumsal ilişkiler kurmaktan geçmektedir. Sonuç olarak CHP'de başlayan değişim, yalnızca bir genel başkan değişikliği olarak kalmamalıdır. Bu değişim; yenilenmenin, demokratikleşmenin, toplumla yeniden bütünleşmenin ve Türkiye'de muhalefet anlayışının yeniden inşa edilmesinin başlangıcı olmalıdır. Seçimle gelenin seçimle değişebilmesi demokrasinin gereğidir. Şimdi önemli olan, bu değişimin toplumda kaybolan umutları yeniden yeşertecek gerçek bir siyasal dönüşüme dönüştürülmesidir. Muzaffer Kalaba
Düzenleme: 05.08.2026 / 23:10
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • MahzungülünŞifası
  • sevvalgnd
  • _MaHzUn_
  • ozantmw
  • AdemMutlu
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir