Şiir Defteri

28 MAYIS SONRASI: SEÇİM SONUÇLARI, SİYASAL YENİDEN YAPILANMA VE MUHALEFETİN SINAVI

Yazan: öğretmen
11.02.2024 / 01:57
448 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Giriş Türkiye siyasal hayatı açısından 2023 yılı, önemli sonuçlar doğuran seçim süreçlerinden birine sahne olmuştur. 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı Seçimi, yalnızca iktidarın geleceğini değil, aynı zamanda muhalefet bloklarının siyasal konumlarını, ittifak ilişkilerini ve Türkiye'nin yönetim biçiminin geleceğine ilişkin tartışmaları da gündeme taşımıştır. 14 Mayıs'ta gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde adaylardan hiçbirinin geçerli oyların salt çoğunluğunu elde edememesi üzerine seçim ikinci tura kalmıştır. Böylece 28 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu gerçekleştirilmiş ve Cumhur İttifakı'nın adayı Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu sonuç, yalnızca bir seçim sonucundan ibaret değildir. 28 Mayıs sonrasında Türkiye siyasetinde ittifakların geleceği, muhalefetin yenilgi karşısındaki tutumu, siyasal partilerin kendi iç muhasebeleri, ekonomik sorunlar ve yaklaşan yerel seçimler yeni dönemin temel tartışma başlıklarını oluşturmuştur. 1. 14 Mayıs'tan 28 Mayıs'a: İki Turlu Seçimin Siyasal Anlamı 14 Mayıs seçimlerinde seçmenler 28. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini belirlemiş; Cumhurbaşkanlığı seçimi ise ikinci tura kalmıştır. 28 Mayıs'ta yapılan ikinci turda en yüksek oyu alan iki aday yarışmış ve Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52 civarında oy alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu sonuçla Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dönemindeki iki seçimin yanı sıra önceki sistem dönemindeki seçimi de dikkate alındığında, Türkiye'de arka arkaya üç kez Cumhurbaşkanı seçilen ilk siyasetçi olmuştur. Ancak seçim sonucunu yalnızca oy oranları üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Seçimlerin demokratik niteliği; siyasal partilerin propaganda olanaklarına, medya erişimine, kamu kaynaklarının kullanımına, hukukun üstünlüğüne, seçim güvenliğine ve adayların eşit koşullarda yarışabilmesine ilişkin çok sayıda unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bu nedenle 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrasında muhalefet çevrelerinde dile getirilen ?eşit olmayan? ve ?adil olmayan seçim koşulları? yönündeki eleştiriler, Türkiye'de seçim demokrasisinin niteliği açısından ayrıca ele alınması gereken önemli bir tartışma alanı oluşturmuştur. 2. Seçim Sonrası İttifakların Geleceği Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Millet İttifakı'nın geleceği de tartışma konusu olmuştur. İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz'ın, ?28 Mayıs itibarıyla seçim ittifakı bitmiştir? şeklindeki değerlendirmesi, seçim döneminde oluşturulan ittifakların seçim sonrasında aynı biçimde sürdürülemeyeceğinin önemli göstergelerinden biri olmuştur. Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi listelerinden milletvekili seçilen DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti temsilcilerinin kendi partilerine dönmeleri de ittifakların seçim dönemindeki işlevi ile seçim sonrasındaki siyasal yapılanması arasındaki farkı ortaya koymuştur. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ'ın, CHP listelerinden seçilen milletvekilleriyle birlikte CHP'ye istifa dilekçelerini verdiklerini ve TBMM'de kendi partileri adına yemin edeceklerini açıklaması, bu geçiş sürecinin somut göstergelerinden biri olmuştur. Özdağ'ın seçimlerin eşit ve adil koşullarda gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirmesiyle birlikte, buna rağmen muhalefetin seçimi kazanabilecek durumda olduğu yönündeki görüşü ise muhalefet açısından önemli bir öz eleştiri çağrısı niteliğindedir. Buradan hareketle şu soru önem kazanmaktadır: Muhalefet, seçim koşullarındaki eşitsizlikleri gerekçe göstermekle yetinmek yerine, kendi stratejik ve örgütsel eksikliklerini ne ölçüde değerlendirebilecektir? 3. Yeni Meclis ve Siyasal Temsilin Niteliği Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, siyasal temsil bakımından önceki dönemlerden farklı bir görünüm ortaya koymuştur. Meclis aritmetiği incelendiğinde muhafazakâr ve milliyetçi partilerin önemli bir ağırlığa sahip olduğu görülmektedir. Bu tablo, Türkiye'de seçmen tercihlerinin yalnızca iktidar-muhalefet ekseninde değil; muhafazakârlık, milliyetçilik, sosyal demokrasi, sosyalizm, Kürt siyaseti ve farklı siyasal kimlikler üzerinden de şekillendiğini göstermektedir. Meclis'in yapısı, Türkiye toplumunun siyasal çeşitliliğinin parlamentoya yansıması açısından önemli olmakla birlikte, bu çeşitliliğin demokratik uzlaşma kültürüne ne ölçüde dönüşeceği asıl belirleyici unsur olacaktır. Parlamentolar yalnızca sayısal çoğunlukların bulunduğu kurumlar değildir. Parlamentonun temel işlevlerinden biri farklı toplumsal kesimlerin görüşlerinin demokratik tartışma ortamında karşılaşmasını ve ortak çözüm üretmesini sağlamaktır. Bu nedenle 28. Dönem Meclisi'nin başarısı, yalnızca sandalye dağılımıyla değil, yasama faaliyetlerinin niteliği ve demokratik denetim mekanizmalarının etkinliğiyle ölçülmelidir. 4. Demirtaş'ın Açıklamaları ve Muhalefete Yönelik Öz Eleştiri Seçim sonuçlarının ardından Edirne Cezaevi'nde bulunan Selahattin Demirtaş'ın yaptığı açıklamalar da muhalefetin seçim sonuçlarını değerlendirmesi açısından dikkat çekici olmuştur. Demirtaş, seçimlerden sonra aktif siyasi çalışma yürütmeyeceğini daha önce Genel Merkez'e bildirdiğini ifade ederken, partisinin geleceğine ilişkin eleştiri ve önerilerinin yapıcı amaç taşıdığını vurgulamıştır. Seçim sonuçlarını beklediğinden daha düşük bulduğunu belirterek Yeşil Sol Parti'nin ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun daha yüksek oy almasını beklediğini söylemiştir. Ayrıca seçim gecesi muhalefetin sergilediği dağınık görüntüye yönelik eleştirileri, seçim sonuçlarının yalnızca seçim günü yaşananlarla açıklanamayacağını göstermektedir. Demirtaş'ın Türkiye İşçi Partisi'nin seçimlere ayrı listeyle girmesini eleştirmesi de muhalefet içerisindeki stratejik tercihlerin sonuçlarını tartışmaya açmıştır. Bu tartışma, seçim ittifaklarında ortak hareket etmenin, seçim sistemi ve milletvekili dağılımı bakımından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gündeme getirmiştir. Demirtaş'ın daha önce Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda hazır olduğunu ve böyle bir adaylığın hem seçimin ikinci tura kalmasına hem de partisinin oy oranının artmasına katkı sağlayabileceğini düşündüğünü açıklaması ise seçim öncesindeki adaylık tartışmalarının sonuçlarını yeniden değerlendirmeye yönelik bir yaklaşım olarak okunabilir. 5. 28 Mayıs Sonrası İktidarın Önündeki Zorlu Alanlar Seçimden zaferle çıkan Cumhur İttifakı ve Recep Tayyip Erdoğan açısından 28 Mayıs yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Ancak seçim zaferi, iktidarın önündeki sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Özellikle ekonomik sorunlar, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma ve vatandaşların satın alma gücündeki gerileme, yeni dönemin en önemli gündem maddeleri arasında yer almıştır. Dolayısıyla seçimden güçlü çıkan iktidarın önünde de kolay bir dönem bulunmamaktadır. Siyasal başarıyı ekonomik ve sosyal sorunların çözümüne dönüştürebilmek, yeni dönemin temel sınavlarından biri olacaktır. İktidar açısından bir diğer önemli alan ise siyasal yönetim anlayışıdır. Seçim sonrasında yapılan açıklamalar, iç politikada daha sert ve merkeziyetçi bir yaklaşımın sürdürülebileceğine ilişkin değerlendirmeleri beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte demokratik toplumların temel ihtiyacı, farklı düşüncelerin baskı altında bırakılmadığı, hukukun üstünlüğünün esas alındığı ve siyasal rekabetin demokratik sınırlar içerisinde yürütüldüğü bir yönetim anlayışıdır. 6. 2024 Yerel Seçimlerine Giden Yol 28 Mayıs seçimlerinin hemen ardından siyasal gündemin önemli başlıklarından biri 2024 yerel seçimleri olmuştur. Erdoğan'ın seçim gecesi yaptığı konuşmada İstanbul başta olmak üzere yerel seçimlere dikkat çekmesi, iktidarın yeni dönemde yerel yönetimleri yeniden kazanma hedefini ortaya koymuştur. Bu durum, 28 Mayıs seçimlerinin yalnızca sonuçlandığı günle sınırlı kalmadığını; Türkiye siyasetinde yeni bir seçim döneminin başlangıcını oluşturduğunu göstermektedir. Yerel seçimler, özellikle büyükşehirlerin siyasal yönetimi bakımından hem iktidar hem de muhalefet açısından stratejik önem taşımaktadır. Dolayısıyla seçim sonrası yaşanan siyasal tartışmaların önemli bir bölümü, aslında bir sonraki seçimlerin hazırlığı niteliğinde değerlendirilmelidir. 7. Muhalefet Açısından Kaçınılmaz Öz Eleştiri 28 Mayıs sonrasında muhalefet partilerinin karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, seçim yenilgisinin nedenlerini doğru biçimde analiz edebilmektir. Seçim koşullarının eşit olmadığı, medya imkanlarının adil biçimde kullanılmadığı veya siyasal rekabetin demokratik standartlar açısından sorunlar taşıdığı yönündeki eleştiriler önemlidir. Ancak demokratik siyasetin gereği, dış koşulları eleştirmek kadar kendi hatalarını da sorgulamaktır. Bu nedenle muhalefet açısından şu soruların açık biçimde yanıtlanması gerekmektedir: Aday belirleme süreci doğru yönetilmiş midir? İttifak siyaseti seçmende beklenen karşılığı bulmuş mudur? Seçim kampanyasının dili toplumun geniş kesimlerine ulaşabilmiş midir? Ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin çözüm önerileri yeterince anlatılabilmiş midir? Seçim gecesi iletişim ve koordinasyon neden yetersiz kalmıştır? İttifak ortakları arasındaki stratejik farklılıklar seçmen davranışını nasıl etkilemiştir? Muhalefet, özellikle gençler ve kararsız seçmenler açısından neden beklenen desteği sağlayamamıştır? Bu sorulara samimi yanıtlar verilmeden yalnızca seçim sistemini veya seçim koşullarını eleştirmek, gelecekteki seçimler açısından yeterli bir strateji oluşturmayacaktır. 8. İktidar Cephesinde Yeni Dönem Seçim başarısına rağmen iktidar cephesinin de yeni dönemde kendi içerisinde bir değerlendirme yapması kaçınılmazdır. Ekonomik sorunların derinleşmesi, toplumsal beklentilerin artması ve yönetimin karşı karşıya bulunduğu sorunların çeşitlenmesi, siyasal kadrolarda değişiklik ihtimalini gündeme getirebilir. Siyasi iktidarlar açısından seçim kazanmak kadar, seçim sonrasında toplumun değişen beklentilerine cevap verebilmek de önemlidir. Bu nedenle yeni dönemde bazı kadroların görevlerini sürdürmesi, bazılarının ise yerlerini yeni isimlere bırakması mümkündür. Ancak yapılacak değişikliklerin yalnızca kadro değişimi şeklinde değil, aynı zamanda politika ve yönetim anlayışındaki dönüşümle desteklenmesi gerekir. 9. Seçim Sonuçlarının Verdiği Dersler 28 Mayıs seçimlerinin ortaya çıkardığı en önemli sonuçlardan biri, hiçbir siyasal aktörün seçim başarısını veya başarısızlığını tek bir nedene bağlamaması gerektiğidir. Seçimler, toplumun siyasal tercihlerinin yanı sıra siyasal partilerin örgütlenme kapasitesini, aday belirleme yöntemlerini, ittifak stratejilerini, iletişim politikalarını ve toplumsal sorunlara ilişkin çözüm önerilerini de sınayan süreçlerdir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'deki bütün siyasal aktörlerin seçim sonuçlarını bir muhasebe fırsatı olarak değerlendirmesi gerekmektedir. İktidar, elde ettiği seçim başarısının toplumsal sorunları çözme sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını; muhalefet ise yaşadığı yenilginin yalnızca dış koşullarla açıklanamayacağını kabul etmelidir. Demokrasilerde seçim sonuçları bir son değil, yeni bir siyasal sürecin başlangıcıdır. Sonuç 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur. Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Cumhur İttifakı iktidarını sürdürürken, muhalefet açısından yeni bir sorgulama ve yeniden yapılanma dönemi başlamıştır. Seçimlerin ardından Millet İttifakı'nın geleceğinin tartışmaya açılması, ittifak listelerinden seçilen milletvekillerinin kendi partilerine dönmesi, muhalefet içerisindeki öz eleştiri çağrıları ve 2024 yerel seçimlerinin gündeme gelmesi, Türkiye siyasetinin yeni bir döneme girdiğini göstermiştir. Bu süreçte asıl mesele, yalnızca kimin seçim kazandığı veya kimin kaybettiği değildir. Asıl mesele, seçim sonuçlarının toplumun ekonomik, sosyal, siyasal ve demokratik beklentileri bakımından ne anlama geldiğinin doğru okunmasıdır. İktidar açısından seçim zaferi, yeni dönemin sorunlarını çözme sorumluluğunu beraberinde getirmiştir. Muhalefet açısından ise seçim yenilgisi, siyasal stratejilerin, ittifak politikalarının, aday belirleme süreçlerinin ve topluma ulaşma yöntemlerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Sonuç olarak 28 Mayıs sonrası Türkiye, yalnızca yeni bir hükümet dönemine değil, aynı zamanda yeni bir siyasal hesaplaşma ve yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu süreçte bütün siyasal aktörlerin ?şapkalarını önlerine koyarak? nerede doğru, nerede yanlış yaptıklarını samimiyetle değerlendirmeleri demokratik siyasetin gelişmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Çünkü seçimler yalnızca sandıkta kazanılmaz; toplumun güvenini kazanmak, sorunlara çözüm üretmek, adaleti ve hukukun üstünlüğünü savunmak ve demokratik değerlere bağlı kalmak da siyasal başarının temel unsurlarıdır. Muzaffer Kalaba
Düzenleme: 05.08.2026 / 16:45
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • MahzungülünŞifası
  • sevvalgnd
  • _MaHzUn_
  • ozantmw
  • AdemMutlu
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir