Desinler... Sen Dinleme...
Eğer öldüğümde görmeğe gelirsen canlıyken koklayamadığın gülü,
soğuk cesedime selam ver...
Bekleme yüzünde tebessüm yok,
özlemlerle kapattı gözlerini desinler..
Sadece bak, buz kesilmiş mor dudaklara..
birde elleri bomboş duran birine..
Ne mecali vardı son sözünü söylemeye
Ne de en sevdiğini sarmak için uzanabildi kolları desinler..
Dediklerine kulak asma;
Onlar bilmez, özlemin ne olduğunu..
Adına bilindik bir özlem işte desinler..
Gözleri bakarken, dünyayı görmediğini..
Bağlamıştı yüreğinin bir ucunu kendine,
bir ucunu bucaksız bir dağa.. Desinler..
Desinler..
Dediklerinin hiç biri ne benim dediklerime uyar..
ne de senin dediklerine..
Ağlayarak yazılan cümleleri vardı desinler
Kimseye demediği..
Noktalarına virgüllerine kadar saklı tuttuğu,
bir tek kendinin bildiği vardı desinler..
Ezilmişliklerin son serzenişiydi desinler..
Güldesenli sevinçlerini, hüzünlerinin girdabında kaybetmişti..
Deniz, içinde sakladığı masala kulak vererek yazdı çok şeyini desinler..
Güneşini doya doya doğdurmadı,
yağmurlar altında ıslanmadı desinler..
Gözlerini açtığında renkleri görmedi desinler...
Bir defter tutmuştu,
bir dilek tutmuştu,
Bir vuslata gebeydi desinler...
..Desinler..
Sen dinleme,
Eğer öldüğümde görmeğe gelirsen canlıyken koklayamadığın gülü,
soğuk cesedime selam ver...
Defteri aç...
Üç kelimecik bir yazgı...
Beni bitiren satırlar var...
Sonra sorduğunda;
...Hiç bir şey...
Dedi ve gitti desinler.. {s:026}