öyle bir girdin ki pencereme rüzgarlarla
bütün zamanları topladın sandım etekler dolusu
deniz kokuyordun biraz,biraz çöl..
rengin karman çormandı,isliydi suratın
gene kaç insanın yaşanmışlığını sırtlamıştın?!
öyle bir gelişin vardı ki ürktüm bu defa
bütün izbe,yalnız,çıkmaz sokaklardan döner gibi...
bir dilenciye son paranı atıp
bi bankta bir sarhoşla ağlayıp,
bütün meyhanelerı kapatıp
bütün günahları toplayıp katlayıp
evlerin bütün ışıklarını söndürüp,
bütün sokak lambalarını bir bir yakıp...
gelişin...bir yığın hüzünle...
ayla dertleşmişsin sanki
gözlerinde tütüyor dolunay
bir rıhtımda soluklanmış
bir balıkçıya rast gele demiş,uzaklaşmış,
bir balığı yüreğinle denize geri atmışsın
ve tüm deniz kokusunu ciğerlerine çekip
martılara aleykümselam çakmışsın
sokakta geçen bir deliye gülüş fırlatmışsın
bütün kafalardan sıyrılıp geçmişsin gene
gözlerinde küçük ve satırları okumanın yorgunluğu....
demiştim,olmaz,bakma insanlara böyle
karası çökmüş tüm gecenin gözlerine
ve sabahın ilk ışıklarını
bir sahilde bulmuşsun
elinde bir simit,bir çay...doymuşsun
bir türkü geçmiş kulaklarından
bin türküyle delerek içini...
ağlamanı tutamaamışsın gene
koyvermişsin kendini
demiştim ağlama ona buna ulu orta-dinlemiyorsun ki!-
bardağın beli kalmış avuçlarında
biten bir çaydan esir...
o erirdi avuçlarında erir
düşünürken gene susmadan bir an olsun
bütün içini öldüreceğin geldi sanki
evet deip silekelenince şöyle bir
omzunu tutunca bir dost eli
geldiğinde geldiğini görerek
bir sokak boyu mu geçmiştin içimden
bir gün mü...bir asır mı...mübarek!!
Düzenleme:03.06.2008 / 22:09