Şiir Defteri

SÜREÇ VE ORTADOĞU'DAKİ GELİŞMELER

Yazan: öğretmen
15.02.2026 / 01:10
31 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
1.Ortadoğu Ortadoğu, son yıllarda yoğun çatışmalar, vekâlet savaşları ve küresel güç rekabeti nedeniyle istikrarsız bir görünüm arz etmektedir. Bölgedeki krizlerin merkezinde yer alan Suriye'de yaşanan gelişmeler, yalnızca ülke içi dinamiklerle açıklanamayacak ölçüde uluslararası müdahalelere ve jeopolitik hesaplara konu olmuştur. Bu durum, klasik siyasal analizlerde sıklıkla vurgulanan ?iç dinamiklerin belirleyiciliği? tezini zayıflatmış; dış aktörlerin belirleyici rolünü öne çıkarmıştır. Türkiye, coğrafi konumu ve tarihsel bağları nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Güvenlik, göç, ekonomik maliyetler ve toplumsal etkiler bakımından Suriye krizi Türkiye açısından çok boyutlu sonuçlar doğurmuştur. Bu bağlamda Türkiye'de yeniden gündeme gelen barış ve demokratikleşme tartışmaları, bölgesel gelişmelerden bağımsız ele alınamayacak bir çerçeveye oturmaktadır. 2. Bölgesel Jeopolitik Dinamikler ve Suriye Örneği Suriye'deki kriz, iç savaş niteliği taşımakla birlikte zamanla uluslararası aktörlerin doğrudan veya dolaylı müdahaleleriyle küresel bir güç mücadelesine dönüşmüştür. Uluslararası egemen güçlerin stratejik hesapları, enerji politikaları, güvenlik kaygıları ve sınır düzenlemelerine ilişkin tartışmalar, sürecin yönünü belirlemede etkili olmuştur. Bu gelişmeler, bölge ülkelerinin iç siyasetlerini de etkilemiş; özellikle Türkiye açısından güvenlik ve toplumsal barış başlıklarını yeniden gündeme taşımıştır. Dolayısıyla Türkiye'de yürütülen demokratikleşme ve barış odaklı girişimler, bölgesel konjonktürden bağımsız düşünülemez. 3. Türkiye'de ?Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi? Süreci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5 Ağustos 2025 tarihinde çalışmalarına başlayan ve siyasi partilerin katılımıyla oluşturulan ?Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu?, sürecin kurumsal zemine taşındığını göstermektedir. Siyasi partilerin hazırladıkları raporlar TBMM Başkanlığı'na sunulmuş; beş kişilik bir yazım ekibi tarafından hazırlanan taslak metin partilerin yetkili kurullarında değerlendirmeye alınmıştır. Raporda ?umut hakkı? ifadesinin doğrudan yer almayacağı, bunun yerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına ve evrensel hukuk ilkelerine atıf yapılacağı belirtilmektedir. Bu yaklaşım, sürecin doğrudan siyasi söylem yerine hukuki referanslar üzerinden yapılandırılmak istendiğine işaret etmektedir. 11 Şubat 2026 tarihinde DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri ile Cumhurbaşkanı arasında gerçekleştirilen görüşmede, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair irade teyit edilmiş; demokratikleşme ve özgürlükler temelinde kapsayıcı bir yasal çerçevenin gerekliliği vurgulanmıştır. Bu gelişme, yürütme organının da sürece doğrudan dahil olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. 4. Hukuki Güvence ve Anayasal Çerçevenin Önemi Türkiye'de geçmiş dönemlerde çeşitli barış ve çözüm girişimleri yaşanmış; ancak bu süreçlerin önemli bir kısmı anayasal ve yasal güvence altına alınmadığı için kalıcı olamamıştır. Demokratik hakların idari veya siyasi tasarruflarla genişletilmesi, aynı yöntemlerle daraltılabilmesine de imkân tanımıştır. Kalıcı barışın sağlanabilmesi için sürecin: Açık ve şeffaf biçimde yürütülmesi, TBMM zemininde geniş uzlaşıyla yasalaştırılması, Anayasal güvence altına alınması, Evrensel hukuk ilkeleriyle uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir. Anayasal güvence, sürecin siyasal iktidar değişimlerinden bağımsız olarak devamlılığını sağlayacak temel unsurdur. 5. Toplumsallaşma ve Katılımcılık Boyutu Barış, yalnızca silahlı çatışmanın sona ermesi değildir; aynı zamanda çatışmaların şiddet dışı yöntemlerle çözülebileceği bir demokratik kültürün inşasını gerektirir. Bu nedenle süreç yalnızca siyasi aktörler arasında yürütülen bir müzakere olarak kalmamalıdır. Sivil toplum kuruluşları, sendikalar, iş dünyası temsilcileri, akademisyenler, yerel yönetimler ve medya organları sürece dahil edilmelidir. Toplumsal meşruiyet, geniş katılım ve şeffaflıkla güçlenir. Aksi hâlde süreç, toplumsal tabandan kopuk ve kırılgan bir yapıya dönüşebilir. Eşit vatandaşlık ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve farklı kimliklere saygı, demokratik barışın temel sütunlarını oluşturmaktadır. 6. Sonuç Ortadoğu'daki jeopolitik gelişmeler ve özellikle Suriye merkezli kriz, Türkiye'nin iç siyasetini ve demokratikleşme tartışmalarını doğrudan etkilemektedir. TBMM bünyesinde oluşturulan ?Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu?, sürecin kurumsal bir zemine taşındığını göstermektedir. Ancak sürecin başarısı; hukuki güvence, anayasal teminat, kapsayıcılık ve toplumsal katılım ilkelerine bağlıdır. Geçmiş deneyimler, yasal ve anayasal dayanağı zayıf olan girişimlerin kalıcı olamadığını göstermiştir. Bu nedenle barış ve demokrasi hedefi, güçlü bir hukuk devleti perspektifiyle desteklenmeli ve geniş toplumsal uzlaşıyla yapılandırılmalıdır. Kalıcı barış, yalnızca siyasal irade ile değil; hukuki güvence ve toplumsal sahiplenme ile mümkündür. Muzaffer KALABA
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • ruhsuzsevdam
  • edebiyatcii05
  • yalnızlıkrıhtımı
  • edebiyatci0505
  • edebiyatci05
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir