Neydi Nuh'un tufanına
Rahmet okutan;
Ham meyveyi
Dalından koparan tufan?
Geriye süvari nal izleri,
Bir de ibret diye
Sallanan halkalı iplerdi.
Kalmadı bir yerde huzur,
Asi akmıyor Munzur.
Şimdi,
Boydan boya
Kızıla boyandı Fırat;
Vurgun yedi,
Dize boy veren hasat.
II
Şöyle bir bakın,
Yoksulluk diz boyu.
Ortadoğu ateş topu.
Sakın
?Böyle gelmiş,
Böyle gider? deme;
Yok olur insanlık sonu.
Umut dediğin ne ki?
Kim bilir, belki
Cana canan olandır;
Veya
Günün şafağında,
Güneş seli misali
Karanlığı aydınlatandır.
III
Nasıl bir devran,
Nasıl amansız zaman;
Her taraf viran.
Zulüm kol geziyor,
Uzun olan kısayı eziyor,
Büyük balık
Küçük balığı yutuyor.
Şöyle bir etrafa bakın,
Yüzler solgun,
Gözler şaşkın.
Tadı kalmadı yaşamın,
Bugün olmasa yarın
Elbette düzelir,
Bunu unutma sakın.
IV
Bilirim sevgili, umut;
Sarı saçlı
Kara kaşlı,
Çocukların yüreğinde.
Umut;
Esmer tenli
Çocukların gülüşünde.
Umut dediğin,
Dünyaya gururla bakacak,
Bir ağızdan haykıracak;
Çocuklarda belki.
Çocuklar ki,
Her biri yarın geleceği
Her biri birer güneş seli.
Muzaffer KALABA