Maalesef ülkemiz katliamlarla dolu. Konumuz gereği sadece Aralık ayında işlenen katliamlar sorgulayacağız.
Konuya geçmeden önce şu soruyu sormak gerekir?
Öyle görünüyor ki 12 Eylül askeri cuntaya zemin hazırlamak için yapılan katliamlardı. Bu amaçla, ülkemizin dört bir yanında terör eylemleri gerçekleştirildi.
Gündüz ayni salahlarla solcu-devrimciler, akşam sağcılar öldürülüyordu. Bunun bir tek açılaması var, devletin içinde yer alan etkin kişilerin bu tür olayları örgütlediğidir.
Bunlardan en kanlısı, Kahramanmaraş'ta yapılan katliamdı. Bir diğer katliam da Bayrampaşa cezaevinde gerçekleşen katliamdı. Bir başka katliamda Roboski katliamıydı.
1978-1979 Türkiye siyasi tarihi, ideolojik gerilimlerin yükseldiği, sivil siyasetle şiddetin iç içe geçtiği bir dönemdir. Bu dönemin en kanlı olaylarından biri olarak tarihe geçen Maraş Katliamı, 19?26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta yaşanan ve yüzlerce insanın hayatını kaybettiği, Alevi ve sol eğilimli yurttaşlara yönelik şiddet olaylarıdır.
Olaylar sadece bir yerel çatışma değil; Türkiye'nin toplumsal ve siyasal hafızasında derin izler bırakmış, 12 Eylül 1980 darbesinin ortamını hazırlayan kilometre taşlarından biri olarak kabul edilmiştir.
Bu saldırılar özellikle Alevi kökenli yurttaşlar hedef alınarak gerçekleştirilmiştir. Olaylar ulusal düzeyde yankı bulmuş, Türkiye'deki siyasal kutuplaşmanın en kanlı örneklerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır.
Nasıl balandı?
Olaylar, 19 Aralık 1978 akşamı Kahramanmaraş'taki Çiçek Sineması'nda gösterilen bir film sırasında patlayıcı madde atılmasıyla başlamıştır. Bu patlama sonrası kısa sürede yayılan söylentiler, gerilimi daha da artırmış ve olaylar kısa sürede kontrol edilemez bir şiddet sarmalına dönüşmüştür.
Yerel gerginlikler, Alevi?Sünni arasındaki siyasi ve ideolojik ayrışmaların Körüklenmesi sonucunda, saldırgan gruplar önce Alevi mahallelerini, işyerlerini ve evlerini hedef alan toplu saldırılara girişmiştir.
Neler yaşandı?
Katliam sürecinde yaşananlar özetle şöyledir:
Alevi ve sol eğilimli vatandaşlara yönelik organize saldırılar düzenlendi.
Resmi verilere göre 100'den fazla kişi öldü; yüzlerce kişi yaralandı.
Alevi toplumuna ait evler, işyerleri, mahalleler saldırıya uğradı; yüzlercesi tahrip edildi veya yakıldı.
Saldırılar yedi gün boyunca sürdü ve şehir genelinde kaos yaratıldı.
Şiddetin boyutunun büyüklüğü, olayın sıradan bir sokak çatışması olmadığını, planlı ve örgütlü bir harekete dönüştüğünü göstermektedir.
Maraş Katliamı, Türkiye'de mezhep, etnik kimlik ve siyasi görüş ayrılıklarının şiddetle yüzleşmesinin en acı örneklerinden biridir. Olay sonrası toplumun farklı kesimlerinde travmalar oluşmuş, binlerce insan yerinden edilmiş, bir şehrin toplumsal dokusu derinden sarsılmıştır.
Maraş Katliamı, Türkiye tarihinin yalnızca bir trajedisi değil, aynı zamanda toplumsal çatışma, devlet-toplum ilişkisi, adalet, hafıza ve siyasi kültürün kesişim noktalarından biridir. Olayın yıldönümleri bu nedenle sadece anma değil; aynı zamanda geçmişle yüzleşme ve adaleti sağlama çağrısı niteliği taşımaktadır.
Aralık ayında gerçekleşen bir başka katliam da Bayrampaşa cezaevi katliamıdır.
19 Aralık Cezaevleri katliamı ise 19 Aralık 2000 tarihinde başlayıp iki gün boyunca devam etmiştir. Kamuoyunda ?Hayata dönüş operasyonu? adı ile açıklanan ancak dönemin iktidarı tarafından ?Tufan' ?Bora' ?Atmaca' gibi kod adlarıyla planlanan bu katliam 20 cezaevinde eş zamanlı olarak yürütülmüştür.
Katliamın ardından 41 hapishanede ölüm orucu eylemi sürdüren 122 kişi hayatını kaybetti; 600'ün üzerinde mahpus kalıcı vücut fonksiyonu kaybı yaşamıştır.
Aralık ayında gerçekleşen katliamlardan bir diğeri ise Roboski katliamıdır. Şırnak'ın Uludere ilçesinde 28 Aralık 2011 tarihinde TSK'ya ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu Roboski (Ortasu) köyünden 19'u çocuk 34 sivil yaşamını yitirmiştir.
Roboski katliamının üstü önce gizlilik kararı daha sonra takipsizlik en sonda kavuşturmaya yer olmadığı iddiası ile örtülmeye çalışılmışsa da, bu topraklarda Kürtlere karşı işlenen, failleri saklanan ve cezasız kalan birçok katliamdan birisi olarak, Kürt toplumunun hafızasında derin bir yara olarak kalacak ve asla unutulmayacaktır.
Aralık ayı boyunca bu topraklarda birçok unutulmaz kanlı katliamlar yaşanmıştır. Bu katliamların hepsinin ortak noktası hiçbirinin gerçek faillerinin yargılanmaması ve şu ana kadar herhangi bir yüzleşinin yaşanmamasıdır.
Türkiye'de huzurun, barış, demokrasi ve kardeşliğin kalıcı olarak sağlanabilmesi için; gerçekleşen katliamlarla yüzleşmeyi becermeliyiz. Yargılama süreçlerinin şeffaf bir şekilde yeniden gerçekleşmesi sağlanmalı. Katliamların arkasındaki gerçek faillerinden hesap sorulmalı.
Yaşadığımız sürece katkı sunmak, perde arkasındaki görünmezleri görünür kılmakla ülkemizin rahat bir nefes alacağını, bir daha böyle katliamların yaşanmaması açısından büyük önem taşıyor.
Muzaffer KALKABA