"gürültülere uyanmak
gene bir sabahı daha
gördüğüne sevinmek"
olmuştu hayatının adı.
bir viraneden çıkardı
boynunu büküp yüreği
o sokağı geçinceye dek
lanetler,küfürler yağdırırdı,
ufacık ağzı.
yüreğinden taşan kocaman bir sitemi
vardı küçüğün.
bir sorumlusu vardı
ve yalnız bir mağduru vardı savaşın.
kan nehrinde,
besleniyordu nefret tomurcukları
körpe beyinlerinde,yüreklerinde
filizleniyordu nefret.
her nefret, bir savaşa
her savaş başka savaşa gebeydi
ana çığlıklarıyla uyanırdı
en derin uykularından bebeler.
"sen kurul tahtına!keyfine bak
ey özgür insan,ey özgürlük!
himayesindeyim ben karanlığın
ben özgürlüğe,
özgürlük de dalgalanmaya hasret,
semanın bağrında.
sen tadını çıkar baharın,özgür çocuk!
çık dışarı,top oyna arkadaşlarınla sokakta,
uçurtma uçur gökyüzünde rahatça
sonra çiçek topla o engin kırlarında.
BEN BARUT KOKAN BİR BAHARIN
AÇAMAYAN ÇİÇEKLERİNİ TOPLUYORUM
televizyonu açmaya korkuyor,
gazeteleri elime alamıyorum
bir kardeşim ölmüştür gene,biliyorum.
sanki yüzyıllardır uykuda benliğim
ezilmiş,ayaklar altına alınmış her şeyim
birinin eli MABEDİMDE
öbürünün kalan ufacık toprağımda,
şu el kadar ekmeğimde,aşımda,
ZEHİR akıyor topraklarımdan
PETROL DEĞİL!
ÇEK ELLERİNİ ÜLKEMDEN,
GEÇME ARTIK! YETER!
SOKAKLARIMDAN.
EY ALÇAK ,EY REZİL!
kara bulutlar ne zaman dağılır
ufuktan Allahım?
ne zaman baharı bahar gibi yaşar
şu kara topraklarım?
ama ekmeğimiz umudumuz
elbet açar bu kara bulutların ardından güneşim
elbet dalagalanır ufukta heybetle bayrağım
büyüyecek ağaçlar
büyüyecek yetim evlatlar
ve başını kaldıracak ülkem
bunu da böyle bil1
ey kendini özgürlük savaşcısı(!) sanan ZAVALLI!