{s:036}
BİR GÜL GONCASINDA YAŞAMAK
Dün, uzak bir gündür ötede
İşte bugün, sımsıcak avuçlarımda
Geçmişle gelecek, yarınlarda buluşacak
Belki de tenhalarda menhalarda kavuşacak
Kalıpsız gerçekler korkutur beni
Umutlarım gerçeklere teğet geçiyor
Her şeyin merkezinde olmak, felâket
Bir türlü tutamıyoruz;
Hani mutlu yarınlar nerede?
Nerede mutlu yarınlar?
Bir menekşenin tacında mı saklı
Yosma karanfilin düşünde,
Solgun gülün kokusunda
Veya yıldız yıldız gökyüzünde
Çılgın bülbülün nağmesinde mi takılı;
Mutlu yarınlar, bu kadar uzak mı?
Dün, bir yudum su gibi aktı geçti
Bugünden hiç korkmuyoruz
Endişe duymayız yarınlardan
Üç boyutlu ayna sanki bütün yokuşlar
Bir gül goncasında nefes tüketiyoruz.
Oyhan Hasan BILDIRKİ
IRMAK KENARINDA SÖĞÜTLER
Hasret dolu bir türküye bağlanmışım
Duygularım çözülmüyor
Kâh ağlamış, kâh yanmışım
Ayrılıklar çekilmiyor.
Kafdağı’nın ardından mı gelecek
Mavi gökyüzünden mi süzülecek
Yaprak uçlarına mı yazılacak
Sonsuza kadar bir haberi bekler
Irmak kenarında söğütler.
Cümle kavallarda yine o türkü
Günler karanfil kurusuna yatmış
Kelebek kanadından dal filizine
Kara koyundan yavru kuzucuklara
Dağa, taşa, çiçeğe, çimene kadar
Yüreğim yine o türküyle kanar.
Kafdağı’nın ardında toplanır umutlarım
Yağmur olur boşanır, rüzgâr olur savrulur
Masal sevdanın aksini suda arar
Zamanla yarışan birer atlı gibi
Uçuşur sebepli güvercinler
Gökyüzünde döne döne
Sırlara kilit olmuş açılmaz
Irmak kenarında söğütler.
Gönlüm o türküye sevdalı
Yanmış canlar kaval sesine koşuyor
Acabalı bir haberin şafağında
Kördüğüm umutlar yaşıyor.
Oyhan Hasan BILDIRKİ
KOSOVA’NIN KÜÇÜK DAĞ KUŞLARI
Kosova’da bir çınar yükselir
Dallarında mavi ay ışıkları
Eski bir hikâyedir anlatılmaz
Sustukça susar mezar taşları
Fırtınadır, boradır kopar
Sonra birdenbire çakar
Cümle renklerle tanış şimşekler
Hatıraların, hasretlerin üstüne
Ötede nedendir bilinmez
Küçük dağ kuşları ağlar.
Kosova’da bir ulu çınar
Yanında sakız kokulu kaynaklar
Yol yol olmuş küçük yosun demetleri
Alır götürür yüreğinizi
Altın bir rüyânın kanatlarına bırakır.
Dal dal yükselir binlercesi
Kabzası şimşirden kılıçlar
Bir baştan bir uca akar
Tozu dumana katan atlılar.
Çınar yapraklarına benek benek
Yazılır hatıralar.
Bu hatıralar,
Gün olur anlaşılır
Sonra başlar yeniden
Çok renkli sisli sabahlar.
Kosova’da bir anıt mezar
Yabancı şafaklar çatısında oynar
Çıplak duvarlarını yalar soğuk rüzgârlar
Yine de sanki ona türbedar kesilmiş
O eski, bildik, dost ufuklar.
Rüyâdan gerçeğe yol bulursunuz
Girince türbeye sarsılırsınız
Ağaçtan yapılma basit bir sanduka
Üstünde canım ay yıldız
İçinde Sultan Murat yatar.
Sonra sökülür, yollara dökülür
Nice dost yüzler, simalar
İlle de gurbetlik, adamı yakar
Yanında bir koca çınar
Şehitlik kokar.
Yüreğimde nedendir bilinmez
Küçük dağ kuşları ağlar.
Bir gün gelir anlaşılır;
Çok renkli sisli sabahlar.
Oyhan Hasan BILDIRKİ
oyhanhasan
10.09.2005 / 16:11
GÖNLÜMDE KOR ATEŞLER
Kalbimin en ulaşılmaz köşesine
Nakış nakış işledim ismini
Baharın yeşili, göğün mavisi gibi
İlktir böyle aşkımı itiraf edişim
Delişmen mısralarımda.
Biz ikimiz, el ele, sular seller gibi
Pencereleri güneşe bakan bir evde
Bir ömrü birlikte yaşamak için
Sımsıcak iklimlere gidecektik
Böyle karar kesmiştik, ne oldu?
Bize yasak mı mutlu günler
Salkım saçak umutlarımız nerede
Sırası mı şimdi ayrılmaların
Gönlüme kor ateşler düştü
Gözlerim yanıyor!
Oyhan Hasan BILDIRKİ
UMUTLARIN ŞAFAĞINDA
Tekmil ufuklarda koyu bir sis perdesi
Almış güneşi koynuna bulutlar
Ne güneş yakıyor, ne hava açıyor
Dağların doruklarında bulutlar
Almışken koynuna güneşi
Umudu yakalamanın
Bin bir çeşit tuzağını kuruyor
Ha çıktı, ha çıkacak güneş
Derken efendim bir taksi geçiyor
Umutlarla düğümlenmiş hayâller
Teker teker kanatlanıp uçuyor,
Teker teker çakıp çekip gidiyor
Sökede bir cami avlusunda
Adı sebile çıkmış şadırvanın altında
Kurnalardan oluk oluk sular akıyor
Yeni umutların şafağında bir adam
Abdestini tazeliyor!
Oyhan Hasan BILDIRKİ
KİM TUTAR?
Sabah
Huzur ve mutluluk vakti
Gönlüm sevgilere sebil mi olmuş
Yeni yeni umutlar dokur
Anaç bir kuş
Gözleri boncuk boncuk
Yem taşır gagasında
Kim bilir hangi umudun şafağında
Dağların doruklarında
Keskin çizgiler üzerine oturmuş gökyüzü
Mavinin en güzelinde
Nice nice türküler dokur
Sevgiye tutkun gergefinde
Bir çocuk kaldırımda yürür
Gözleri sağda solda
Kim bilir hangi geleceğe uzanıyor
Umutları yolda
Ötede bir çift serçe kanat açmış
Uçar da uçar
Hadi söyle canım
Sevda kesilmiş bir çift yüreği
Kim tutar?
Sabah
Huzur ve mutluluk vakti
Yepyeni umutlar dokur
Gönlüm sevgilere sebil olmuş
Bereket dolu sofralarda
Nergis olur, gül olur, sümbül olur açılır
Dağıtır ha dağıtır.
Oyhan Hasan BILDIRKİ
YILDIZ YILDIZ AĞLIYORUM
Kaderim beni çağırıyor
Anılarda seni yaşamak güç
Güneş bile bırakıp gitti beni
- Ne olur söyle bana,
O kayan yıldız sen miydin?
Kraliçem, meleğim!
İçim içime sığmıyor,
Ağlıyorum!
Sevgiye susamış yaşlar
Tutunamıyor gözlerimde
Hasret yüklü bulutlar gibi
yıldız yıldız ağlıyorum!
Sen çok uzaklardasın şimdi,
Kraliçem unuttun mu, beni?
Oyhan Hasan BILDIRKİ
BİR GÜMÜŞ TAÇ GİBİ
Karşı yatan kara dağlar aydınlanınca
Cümle âlem uyandı .
Göğsü al kınalı bülbül öter ötmez
Soylu atların akınları başladı .
Bilinmez ufukları tutacak gibi
Kurt kuş, dahi börtü böcek seslendi
Tavla tavla taylar kişnedi
Taze akınlara çıkacak gibi
Karşı yatan kara dağlar aydınlanınca
Tavla tavla taylar kişnedi
Başladı akınları soylu atların
Bereket yüklü ufuklara doğru
Bütün dudaklarda aynı nida:
Cümle yeni günlere merhaba!
Merhaba, merhaba dağa taşa!
Merhaba, merhaba kuşa kurda!
Gizlenmiş bir gümüş taç gibi
Umut, bilinmez ufuklarda!
Oyhan Hasan BILDIRKİ
{s:015}{s:015}{s:015}
oyhanhasan
10.09.2005 / 16:11