Galiba en çok beni zamansız gidişin üzdü. Belki kendimi hazırlasam, belki umudum kalmasa ya da yarınlarımız için yaptığımız planların çok eski olmasaydı katlanabilirdim. Üzülmemek elde mi Süheyla. İlk ben pes ettiğimde; benimle beraber tüm sorunlarıda sen kucaklamaz mıydın?
Çocuğun gibi şevkat gösterdiğin, üstüne titrediğin, yanından rujun gibi eksik etmediğin ve bu yüzden arkaşlar arasında madara olan ben değilmiydim. Neden bırakıp gittin Süheyla neden? Yoksa tüm acı ve ızdırapları içine mi atmıştın. Bunları bana göstermemek için mi gizlil gizli ağladın. Ya göz altlarındaki morluklar, günden güne erişiyin. Buna rağmen hep mutlu olmaya çalıştın değil mi Süheyla?
Gidişinde ani oldu Süheyla. İlk tanışmamımzda sevgili oluşumuz gibi. Ne kadar da irileşmişti o zeytin çekirdeği gözbebeklerin ilk defa ellerinden tuttuğumda. Ne kadar saf ne kadar inceydin. Her gezişimizde bir çocuk gibi dondurma isterdin. Hiç vazgeçmemiştin dondurma istemekten. Keşke sen gitmeseydin ben bütün dondurmacıları sıraya dizerdim.
Bir kez daha duymak için pır pır eden kalbinin sesini, dünyalarımı verirdim Süheyla gideceğini bilemedim. Değerini bilemedim, sana hakettiğini veremedim. Süheyla. Süheyla sen bir kere öldün ben hergün ölmekteyim