BALAYI
sene 1973, askerlik bitti,mühendis olarak tayinim
Kars'a çıktı. Kars'ta 3 ay çalıştıktan sonra, evlenme
izinimi alarak, Ankara'ya geldim. heyecan son saf
hada. Tüm hazırlıklar bitti, akşam mütevazı bir dü
ğün salonunda düğünümüz oldu. daha önce, bayağı kalabalık yıldızlı bir otelde yer ayırtmıştım zira, o yıllarda "balayı" kültürü fazla gelişmemişti veya,henüz bizim sınıfın haberimiz yoktu. Taze ge
lin, oteli reddedince Öğretmen ablam, Sivrihisar
'daki evi bize teslim etti.
Düğün bitiminde, saat 01:00 gibi, biz yola revan olduk. Polatlıyı az geçtik, bir rampa sonunda sola dönmek için dreksiyonu kırmamla beraber, tüp yüklü kamyonun arkadan kasasına girmem bir ol
du. Araba 64 şevrole, taş gibi araba. 0lay, cumaer
tesi oluyor. Ben gözümü Çarşamba günü Hacette
pe Hastahanesinin özel bir odasında açtım. iki kişilik bir oda, yanımdaki hastaya hocanın biri gidi
yor, biri geliyor, bana bakan yok.Sonradan o vatan
daşın Türkiye çapında bir lokantalar zinciri sahibi olduğunu öğrendim. kalender bi amca bayağı soh
bet ettik ama, ben hep dinlemedeyim zira, sol ba
cağım yukarıdan kırık, surat dağılmış, çenem bir yanda, burun yok gibi falan. Neyse beni birgün sonra, normal ortopedi servise aldılar.Oda, memur odası. benimle beraber üç kişi olduk. sağımda,üc ra şehirlerden birinde Ağır Ceza Reisi olan Ahmet bey Ayağı kırık yatıyor, solumda,yine resmi kurum
lardan birinde teknisyenlik yapan Selahaddin adlı bir genç yatıyor,bel fıtığından ameliyat olacak.Tabii
ki üçümüzün de Hacettepe hastahanesine geliş hi
kâyemiz ayrı ayrı. benimki azçok belli, Ahmet Bey
inki çok enteresan. Çocukları özlemiş, Ankara'ya
gelmek için,otobüse, 3 nolu koltuğa binmiş.İlk mo
lada arkadaki bir şahıs gelmiş, Hakimim yanınızda
ki kişi benim çok yakın arkadaşım, izniniz olursa sizinle yer değiştirelim, ben buraya geleyim, sizde
15 numaraya benim yerime buyurun. Hakim bey kabul etmiş ve 15 numaraya oturmuş.Otobüs, ha reketinden yarım saat sonra başka bir otobüsle ka
fa kafaya gelmezmi!?Hakim beyin önündeki bütün koltuklar preslenerek tamamı vefat etmiş, Hakim bey de bu vahim kazayı mucize kabilinden yer de
ğiştirerek sadece kalça kırığıyla atlatmış.
Ben bu serviste, üçbuçuk ay, göğüsten ayak ucuna kadar alçıda, kafam ve çenem tamamen sarılı, dişlerim kalıba alınmış 0larak, ince bir hortumla verilen yemek suları ile beslenerek kaldım.
Bu devrede Hakim beyin anlattığı bir fıkradaki kahramana, bana çok benzediği için hep gülerim; Şükürü bol bir vatandaş, sabah işine giderken ayağı takılır, yüzükoyun yere uzanıp ölçü verir ancak kalkarak, "YaRabbi Şükür" deyip yoluna devam eder. Bir süre sonra su dolu bir çukura dizlerine kadar batar ama çıkınca tekrar Şükür der, yola devam ederken bir araba çarpar bu vatandaşa, komaya girer, gözünü hastahanede bir yatakta açar, başucundaki Doktor, adın ne diye sor
duğunda, bu sefer, "Şükrü, Çok Şükür" demezmi!
Benim Balayım işte böyle Hacettepe Hastahanesi Ortopedi Servisinde geçti ama, Allah'ıma son
suz Şükürler olsun, bana iki doktor kız, bir inşaat mühendisi erkek evlat lutfetti. bu sene de Doktor olan kızımın kızı torunum, Tıp fakültesini kazandı. ben nasıl her saniye şükretmeyeyimki.