Yarın çıkacağım bir yolculuk var,
Hava da pusu kurmuş inadına;
Yağmurlu bir sonbahar akşamı,
Özgeçmişimi geçiriyor satır satır önümden;
Yarın gidiyorum,
Sen gardiyan, söyle son sözlerini puslu duvara,
Kapatma artık soğuk çehresini pas kaplamış,
Dünyayı penceresinden gördüğüm bu kapıyı;
Ne olur kapatma!
Açık kalsın mahpusluğun inadına,
Çehresinde paslı dikenler yerine kırmızı güller açsın,
Kapanmasın artık sonsuza kadar,
Söndürmesin yarım kalmış tazecik umutları,
Ve de gerisinde kalmış körpe yalnızlıkları;
Hayatımın bütün anılarını yazdığım,
Tek tek kare kare çizdiğim,
Bu yarı toprak avluyu;
Açmayın ebediyen, açmayın hasretlere;
Neyse;
Hadi gitme vakti geldi,
Ezanda okunuyor, şimdi gelirler,
Allah;ım beni affet;
Son arzum; Unutulmamacasına ölmek;