Şiir Defteri

UYGARLIĞI KADIN BACAĞI İLE ÖLÇMEK (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
05.08.2018 / 00:44
98 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
İnsana, insanlığa tek doğru yol gösterici ilimdir ancak ne yazık ki dünyayı dolduran şirketler, medya, moda ve siyasetçiler ve onların arkalarından koşanlar bunun böyle olmasını önleyenlerin en başında gelirler örneğin şirketler saçmasapan, abuksubuk tanıtımlarla(reklamlarlar) kafaları gerçeğin, doğrunun ülkesinden olabildiğince uzaklaştırırlar. Kimi sigaranın, içkinin olmadığı yerde uygarlık(medeniyet), demokrasi, özgürlük yoktur der; kimi bayanların(kadınların) açıksaçık olmadığı yerde uygarlık, demokrasi, özgürlük yoktur der. Yani uygarlığı yani doğruyu, iyiyi belden aşağı ile ölçmek gibi bir huy, alışkanlık, eğilim var bazılarında. Uygarlığı ya da akılı kadın bacağı ile ölçenler var; onların kimisi kadın bacağı çıplaklaştıkça, kamuya açıldıkça bunu uygarlık ya da akıl olarak değerlendiriyorlar; kimi de kadın bacağı kamuya kapandıkça bunu uygarlık ya da akıl olarak değerlendiriyor yani barometre gibi yani kadın bacağını uygarlığın ya da akılın barometresi gibi birşey yapmışlar. Oysa gerçekler, doğrular etek boyu, nefs, zevk gibi şeylerle değil felsefeyle, bilimle ölçülür. Şeytan değil de gerçekler, doğrular yani felsefe, bilim, mantık ayrıntılarda gizlidir. Duyulara, algılara dayalı dünya, beyin, ruh, kişilik gerçekliği, doğruluğu, iyiliği nicelikle ölçmeye, üretmeye, yaratmaya, anlamaya çalışır ve bu nedenle de hep dünyanın, hayatın(yaşamın), gerçekliklerin, var oluşun sabun kayganlığındaki yüzeyinde gezinirdurur(gezinir durur); bu yüzden dünyanın bir yarısı suya su derken bir yarısı da suya oksijen ekleyip oksijenli suyu ya da hidrojen peroksiti bulur ve onu yaralarda, sağlıkta, tıbta(tıbda) kullanır; işte bu yüzden dünyanın bir yarısı yıldırımlara karşı dualar, büyüler yapmaya çalışırken bir yarısı da paratoneri bulur. Yani bildiğimizi sandığımız yerde gerçekte bilmediklerimiz başlar ve 'bildiğimiz' dediğimiz yer gerçekte 'sandığımız' yerdir. Düşünmek temelde ikiye ayrılır: 1- Nicel düşünmek, 2- nitel düşünmek. Nicel düşünmek örneğin bilardo topu, pinpon topu gibi belirli yerler arasında, içinde hep aynı gider gelir; nitel düşünmek ise hergün farklı bir bir merdivene çıkmak ya da hergün farklı bir yolda yürümek gibidir, her adımda yeni birşeyler sağlanır. Nicel düşünmede kişi yalnızca yer değiştirir; nitel düşünmede ise bölüm, katman, boyut da değiştirir. Nicel düşünmede kişi yalnızca ayakları ile yürüyen biri gibidir; nitel düşünmede ise bir de beyinle, ruhla yürünür. Nicel düşünme bakmak gibidir, nitel düşünme görmek gibidir. Nicel düşünce 'Ben göremiyorum, gidiyorum öyleyse' der; nitel düşünce 'Göremiyorsam birşeyler yapıp görmeliyim' der. İnsanlığın temel sorunu genelde felsefedir, özelde ise yanlış genelleme yapmaktır ki buna düz mantık da denilebilir ya da nicel mantık. Bu mantık biraz şizofrendir çünkü örneğin şöyle düşünür: 'Kıralın(Kralın) sakalı var, benim de sakalım var öyleyse ben de kıralım'. Bu durum böyle konularda hemen yanlış ve gülünç olarak algılanır da iş nefse, zevke geldiğinde akıl aynı akıllı durumunu göstermek istememeye başlar, nicel kişilerde ve örneğin bu tür konularda şöyle düşünmeye başlar: 'Burada bar var öyleyse burası demokratik, uygar, çağdaş, ileri bir yer; burada sigara, içki var öyleyse burası uygar, demokratik, çağdaş, ileri bir yer; burada bayanlar(kadınlar) açıksaçık giyinebiliyor öyleyse burası uygar, demokratik, çağdaş, ileri bir yer'. Oysa gerçeğe, doğruya ancak felsefe ile, bilim ile gidilir yani ne çırılçıplak olmakla alim olunur ne de tepeden tırnağa örtünmekle cahil olunur. Olayı ya da konuyu biraz daha farklı duruma taşırsak durum ya da sorun daha iyi anlaşılır: 'Tepeden tırnağa örtülü olmak cehalettir savının felsefel bir durum örneği de şu olur: 'Öyleyse tüm gün evinde oturan, sokağa çıkmayan, gezmeyi tozmayı sevmeyen, halk içine çıkmayan insan cahildir çünkü evi onu sürekli olarak tepeden tırnağa örten bir giysi gibidir' oysa gerçekte alim insan dışarı çıkmayı sevmez çünkü onun için dünya yalandır, aldanıştır, barbarlıktır ve cehalettir. Burada oluşan sorun şudur: 'Her tepeden tırnağa örtülü olan kişi alim değildir ve ilim yolunda da değildir'; öyleyse bazı şeyler cahil olmamakla değil mantıksızlık, akıl ve ruh sorunu gibi şeylerle de açıklanmalıdır. Yani yaz mevsiminde buzdolabına konulmuş ve günlerdir buzdolabında olan bir yemeğin bozulmuş olmama olasılığı vardır ancak günlerdir açıkta bekleyen bir yemeğin bozulmuş olmama olasılığı pek ya da hiç yoktur yani tepeden tırnağa örtülü olanda cahillik olmaması olasılığı, ortalıkta çırılçıplak gezeninkinden daha yüksektir. Ortalıkta, sokaklarda çırılçıplak gezen birine büyük olasılıkla deli denilecektir oysa tepeden tırnağa örtülü olanın ise alim olma olasılığı bile vardır. Necdet Gürçiftçi İnternette yayınlandığı zaman: 23.11.15/09.02
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • Aysell
  • pozan
  • 42meral
  • taykoloji
  • eylul

Bağlı Üyeler

  • kelebeğeaşıkyarın15:17
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir