Şiir Defteri

TÜRKİYE'M ŞARKISI VE İŞÇİ MARŞI (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
10.05.2018 / 01:10
228 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
İşkence görürken, 12 eylül-1980 darbesi'nde; bazı sol tutuklulara 'Türkiye'm' şarkısı dinletildiği için bu kişiler ya da içlerinden bir kişi; Türkiye'm şarkısına düşman olmuş ve yine içlerinden bir kişi, yıllar sonra bu şarkının kalıplarını satın alıp tarihe gömmüş... Yazmamak için çok direndim bu konuda ama tarihin tekerrür edeceğini anlayıp insanlık, işçi sınıfı ve ülkem adına yazmak zorunda kaldım. Ya İşçi Marşı'nı ya da Zülfi Livaneli 'nin, Selda Bağcan'ın türkülerini dinletselerdi? Onların kalıplarını da satın alıp yok edecek miydi? 12 eylül döneminde beni de haksız yere dövdüler, karakollarda; hiçbir suçum yokken bir de ceza aldım çünkü avukat tutacak param yoktu. Bana da bol bol İstiklal Marşı söylettiler, solcuyum diye, bir yandan da döverlerken. Ama ben ne İstiklal Marşı'na ne onun yazarına ne bestecisine ne ülkesine ne toplumuna ne Türk Bayrağı'na, ne Türk Ordusu'na ne Türk Polisi'ne düşman olmayı asla aklımdan bile geçirmedim; geçirmiyorum da. Bunlar farklı şeyler. Müşerref Akay'ın ve söylediği 'Türkiye'm' şarkısının; darbeyle, düşmanlıkla, kinle ne ilgisi var? Müşerref Akay'ın ve Türkiye'm şarkısının bunda ne suçu var? Yalnızca solcular mı dayak yedi, işkence gördüler o zaman? Milliyetçiler, dinciler de gördü. Ama onlar bunları sorun bile etmiyorlar. Sol kesimde, şöyle bir anlayış oluştu; 'Ben 12 eylül'de işkence gördüm, dayak yedim; o yüzden bana saygı ve sevgi gösterin; bana önem ve değer verin'. Ben asla dayak yediğimi pek kimseye söylemedim çünkü onurum incinirdi ama buradaki blogumda; sol kesimin bu konudaki yanlışını düzeltmek için yazmak zorunda kaldım. Hele askerlik anılarımı kimseye anlattığım pek görülmemiştir. Hatta ben anılarımı anlatmayı bile sevmem; gücümü geçmişden değil gelecekten alırım. Ama bazı erkekler nedense askerlik anılarını anlatmaya bayılırlar. Bazı erkekler de işkence gördüklerini, dayak yediklerini anlatmaktan zevk alıyorlar sanırım. Oysa; 12 eylül darbesine katılan her subayı, her eri işkencecilikle suçlamak çok yanlıştır ki 12 eylül darbesi deyince içine hepsi giriyor. Yani bazı insanlar; vatansever olduklarından darbeye katılmış olamazlar mı? Yani 12 eylül'e katılmış herkes faşist mi; işkenceci mi? Şu pek meşhur; Ziver Bey Konağı'nda işkence görmüş olup şimdi ise Abd'de bir ordinaryus profesör olan kişi; Tv'de şunları dedi: Bazıları bize işkence ederken, bu bazıları; başka bazıları geldiğinde, görmesinler diye işkenceyi kesiyorlardı. Demek ki 12 eylül'deki her olayı; bir avuç generale yıkmak pek mantıklı ve vicdanlı değil. Ama Türk generallerine ve Türklüğe ne pahasına olursa olsun düşmanlık zevkli bir şeyse söylemeliyim ki ben zevk sahibi biri değilim. Düşmanlık ancak silah sağlar, erdem sağlamaz. Eğer; Türkiye'm şarkısına düşman olup onun kalıbını yok edenler; işkencede kendilerine ''İşçi Marşı'nı', 'Zülfi Livaneli'nin türkülerini 'dinletselerdi, onlara da düşman olup onların da kalıplarını yok edeceklerinde samimiyseler, kendilerini dürüst oldukları için kutlarım ama eğer ben o zamanlar sağcı olsaydım ve bana 'İşçi Marşı'nı ve Zülfi Livaneli'nin türkülerini dinletselerdi, onlara düşman olmayı ve onların kalıplarını yok etmeyi hiç düşünmezdim sanatçılarına da doğal ki.Hatta şunu söyleceğim açık yüreklilikle: Ben ki o zamanlar sol görüşlü ve dinsizdim ama beni döverlerken bana Kuran, Hadis, ilahi okusalardı yine de ne Kuran'a, ne Hadislere ne ilahilere düşman olmazdım. İnsan neye ve neden düşman olacağını iyi bilmeli... Solu da sağı da, dinliyi de dinsizi de duygusal nedenlerle yanlış yönlere yönlendirmeye kimsenin hakkı yok; 12 eylül'de dayak yemiş, işkence görmüş olsalar da. Köşeye sıkışan kedi her şeyi yapar. Tv'de bir kadın programındaki sunucu ki kadınlara ve erkeklere hep aklı başında olmayı, sabırlı olmayı, yasal olmayı, hoş görülü olmayı öğütlerdi; bir gün şöyle söylendi ekranlara dönüp: 'Aynı şeyi benim kızıma yapsalardı, onların evlerini başlarına yıkardım!'. Öyle ki çok kızgındı, çıldırmış gibiydi öfkeden! Doğayı duyguyla değil de bilimle eleştirdiğimiz gibi tarihi de, düzenleri de, ülkeleri de, insanları da, toplumları da, inançları da bilimle eleştirmeyi öğrenmeliyiz. Tarih; anıların anlatılıp, düşmanlıkların onurlandırılıp mutlu olunduğu bir siyasi dernek değil, bilimsel bir inceleme alanıdır. Adalet onurla doğar, mantıkla yükselir. Necdet Gürçiftçi 2009-eylül tarihinde internette yayınlandı.
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • Aysell
  • pozan
  • 42meral
  • taykoloji
  • eylul

Bağlı Üyeler

  • kelebeğeaşıkyarın15:17
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir