Şiir Defteri

TÜRKİYE 2 YA DA 3 AŞAMALI BİR TUZAK İÇİNDE Mİ? (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
05.02.2019 / 10:25
205 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Ben üniversitede ekonomi okudum; felsefeyi de dışarıdan okudum yani okuduğum ekonomi düzen ekonomisi ancak okuduğum felsefe düzen felsefesi değil. Hep diyorum ki doğa, tarih, evren borsadaki gibi hareket, süreç içindedir; 'borsadaki gibi' diyorum çünkü bu hareket, süreç, olay en doğru ve en iyi biçimde ancak borsada yani borsa teknik analizinde yapılmaktadır çağımızda yoksa aynı gırafikler(grafikler) örnek ki Ekg'de de var. Gezi olayları sonrasında, borsa tekniği ile yorumlayıp 'Akp'nin grafiği' bir yazı yayınladım internette; ve dedim ki Gezi olayları'ndan sonra daha büyük bir olay olacak ülkede, ve 15 temmuz'da Fetö'cü askeri darbe girişimi oldu. Eğer tıpkı borsada olduğu gibi; Gezi olayları'ndan sonra Türkiye demokrasiye ve laikliğe doğru yönelseydi yani borsadaki terimle 'Düzeltme yapsaydı' 15 temmuz darbe girişimi olmazdı. Ve 15 temmuz darbe girişiminden sonra Akp yani Türkiye ne yazık ki yine demokrasiye ve laikliğe yönelmediği gibi bunlara zıt yönde ilerlemeye devam etti yani düzeltme yapmadı. Bu durumda düşüncem ki ülkeyi 15 temmuz askeri darbe girişiminden daha büyük bir tehlike beklemekte olabilir; tek çözüm düzeltmeyi yapmaktır yani demokrasiye ve laikliğe doğru çok keskin bir sarılıştır. Yani düşüncem ki Türkiye demokrasiye ve laikliğe mutlak, kesin, sıkı bir sarılış yapmadan düzeltmesini yapmış olmayacaktır ve hep yıkıcı tehlikelerle karşılaşacaktır. Yani Türkiye'nin kısa vadeli amaçı(amacı) demokrasiye ve laikliğe sarılmak, uzun vadeli amaçı da felsefeye, bilime ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne sarılmak olmalıdır; ancak işte o zaman ancak sonsuza kadar var olmak hakkı oluşur çünkü varlıkları var eden hareket gerçekliği kötüyü değil ancak yanlışı dışlar yani doğa da, evren de, dünya da, tarih te yanlış şeyleri sonsuza kadar sahiplenmez yani doğa da, evren de, dünya da, tarih te düzeltmeler yapar yani örnek ki borsada bir genelevin de hisse senetileri(senedileri) olabilir ancak o hisse senetileri yani o hisse senetilerinin borsadaki teknik hareketileri(hareketleri) de borsanın teknik kanunlarına yani teknik hareketilerine uymak zorundadır, eğer iflas etmemişse; yani tembellik bir öğrencinin okulu bırakmasının da, bir dahi olmasının da önceli olabilir; yani borç kimini öldürür, kimini şahlandırır. Olayları, konuları, nesneleri, kişileri yani herşeyi içerikleri, özleri dışında bir de dışları ile yorumlamak, anlamaya çalışmak gerekebilir çünkü öze, içeriğe ulaşmak, bakmak herzaman(her zaman) olanaklı olmayabilir ki bunun içe yönelik hali 'İçi görünmeyen bir kutunun içindeki şeyi bilmeye çalışmak hali'dir, dışa yönelik hali de Dıştaki verilere bakıp içi anlamaya çalışmak hali'dir ki bu hal bir kıla bakıp cinayeti çözmek hali gibidir. Bu yazıda Dışa bakıp içi anlamaya çalışmak hali uygulandı. İran'ın yakın tarihine bakalım. İran'da komünist parti kurduracak kadar genişlik içinde olan Musaddık sakalsız yani sinekkaydı(sinek kaydı) tıraşlı(traşlı), bıyıksız, takım elbiseli, kıravatlı, Batı görünümlü, İsviçre'de Lozan üniversitesinde hukuk okumuş, üniversite mezunu biridir; yanındakiler yani kitlesi de öyledir. Sonra, Humeyni geliyor; molla sakallı, sarıklı, şalvarlı, cüppeli; yanındakiler yani kitlesi de öyle. Ve Musaddık ne kadar çağdaş ise Humeyni o kadar tersiİ; yalnızca düşünce olarak değil giyim olarak ta. Yani Musaddık ne kadar Batılı ise ardılı Humeyni o kadar Doğulu. Bu basit, yüzeysel bilgiler ışığında şimdi Türkiye'nin son 10 yıllık tarihine bakalım. Sinekkaydı tıraşlı, takım elbiseli, kıravatlı, Batı giyimli, üniversite diplomasının olup olmadığı tartışma konusu olmuş olan bir Erdoğan; yine Batı giyimli ancak bıyıklı, takkeli ve ilkokul mezunu bir Gülen. Görüldü ki ikisinin de en azından yakın taraftar çevresi sinekkaydı tıraşlı, takım elbiseli, kıravatlı, Batı giyimli oysa Humeyni tam ters bir haldi. Ve o ilkokul mezunu insanın arkasından giden, ona adeta biat etmiş olan, tuhaf ki üniversite mezunu insanlar; akademisyenler, yargıçlar(hakimler), hakimeler, gazeteciler, televizyoncular, yazarlar, şairler, sanatçılar, kapitalistler, subaylar, müdürler, müdireler vardı. Ve tuhaf ki; üniversite diploması kuşku konusu olmuş olan Erdoğan'ın arkasından, adeta ona biat etmiş gibi giden akademisyenler, yargıçlar(hakimler), hakimeler, gazeteciler, televizyoncular, yazarlar, şairler, sanatçılar, kapitalistler, subaylar, müdürler, müdireler var. Yani ilkokul mezunu Gülen'in arkasından akademisyenlerin gitmesi ne kadar tuhaf ise üniversite diploması tartışılmış, ve bilimsel/düşünsel hiçbir çalışması olmayan Erdoğan'ın arkasından akademisyenlerin gitmesi de o kadar tuhaftır, ve bu tuhaf haller tuhaftır; ve 'Acaba derin işler' ya da 'derinlerde işler mi var?' sorusunu yaratmaktadır. Yani benim gerçekliği tartışmasız bir üniversite diplomam ve internette binlerce felsefel, bilimsel yazım var ancak kaç akademisyen benim arkamdan gelir? Yani açık ki ülkede tuhaf işler olmaktadır. Ve Gülen'in yani Fetö'nün Atatürk'e, demokrasiye, laikliğe laflarederdi(laflar ederdi); ve devleti, ülkeyi elegeçirmek(ele geçirmek) ve İran benzeri bir ülke, devlet kurmak amaçı(amacı) vardı. Tuhaf ki Akp de Atatürk'e laflar etmekte, demokrasiye ve laikliğe karşı durmakta, ve Osmanlı benzeri bir devlet, ülke kurmak istemek izlenimi vermekte. Türkiye'de ise Gülen yani Fetö ve yandaşları Humeyni benzerliğinde. Akp ise Musaddık benzerliğinde. Ancak bir sorun var: Ne Gülen ne yandaşları molla sakallı değil; öyle ki yandaşları takım elbiseli, kıravatlı bile. Yani Gülen gerçekte Humeyni'ye görünüm olarak hiç benzemiyor ancak Akp görünüm olarak ta, eşcinsel evliliği serbest bırakmaktan zinayı serbest bırakmaya, komünist partiden Pkk yanlısı olmakla eleştirilen Hdp'yi serbest bırakmaya kadar Batıl(Batıcı) uygulamaları ile Musaddık'a benziyor. Tıpkı Fetö'de Fetö başına ne yaparsa yapsın biat edilmesi, ne söylerse söylesin tepki gösterilmemesi hali ile; Akp'nin, ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin kesimi, destekçileri, taraftarları tarafından terk edilmemesi bir tuhaflık kuşkusu vermektedir ki bu normal bir hal değildir; yani ne felsefeye ne bilime ne de dini tanımlayan Din hadisileri'ne uygun ne İslamiyet dini inançına uygun bir haldir çünkü bunlar yanlışın ve kötünün yanında durulmamasını, akılcı ve dürüst olunmasını gerektirirler. Yani felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne ve İslamiyet'e aykırı bunca şeye karşın yani büyük bir cehalet, mantıksızlık, tutarsızlık içinde olduğu; bir söylediği bir söylediğini tutmayan, sabah başka akşam başka konuştuğu 16 yıldır defalarca görülmüş olmasına karşın üniversite okumuş bazı insanların, bazı akademisyenlerin, bazı gazetecilerin-televizyoncuların, bazı subayların hala inatla Akp'nin arkasından gitmesi Fetö'nün arkasından gitmiş bu tür insanları anımsatmaktadır(hatırlatmaktadır). Görülmekte ki Akp siyaset yapmaya, demokrasi hakkını kullanmaya değil; devleti, ülkeyi üstelik te demokrasiye tam zıt bir yönde ve anlamda değiştirmeye çalışmaktadır; ve yapılmaya çalışılan şey Mustafa Kemal'in Osmanlı'yı ileriye dönüştürmesi benzeri birşey değil, Humeyni'nin İran'ı geriye değiştirmesi gibi birşeydir ki aynı şey toprakta, fay hattı denilen şeylere ve depremlere neden olur. Yani bu durumda gerçek şu olur: Türkiye'nin geleceği demokrasi ve huzur değil, diktatörlük ve huzursuzluktur. Musaddık Abd yanlısı bir askeri darbe ile devrildi. Türkiye'de Fetö askeri darbe yapmaya kalktı. Fetö; üstünü de, dibini de temsil ediyordu yani tepesinden tırnağına kadar bir eşdeşlik, aynılık, birlik, benzerlik içinde idi ancak görülmekte ki Akp'nin tepesi ile dibi, üstü ile altı aynı, eşdeş, özdeş, benzer değil çünkü Akp'nin yüzeyinde takım elbiseli, kıravatlı, sinekkaydı tıraşlı kişiler varken dibinde Humeyni görünümlü tarikatlar, cemaatlar, kişiler var. Akp'nin yani Akp kitlesinin ya da Akp dünyasının üstü ile altının aynı olmadığına, farklı olduğuna, zıt olduğuna yönelik kuşku verici bazı şeyler var; örnek ki Akp'nin Batıl görünümünün Atatürk'e, Lozan anlaşması'na, demokrasiye, laikliğe, Türkçeye laflaretmesi(laflar etmesi) Akp'nin Batıl görünümü ile çelişmektedir yani belki de o sözlerin edilmesini isteyen bir dibe sahip Akp. Yine; Atatürk'e hakaret eden kişilere hasta ziyaretileri(ziyaretleri) Batıl görünümle de, Akp'nin Batıl görünümü ile de çelişmektedir yani ortadabirtuhaflıkvar(ortada bir tuhaflık var). Yine Erdoğan'ın 'Komuta merkezim rahip elbisesi giymemi istese giyerim' demesi de sanki Akp'nin Batıl üstten değil Doğul(Şarkıl) bir dipten emir aldığını göstermektedir. Yani gerçekte Akp'yi asıl yöneten takım elbiseli, kıravatlı, sinekkaydı tıraşlı üst değil de Humeyni benzeri bir dip mi? Ancak eğer böyle ise bu durumda dip ile üst arasında çok önemli ve çok zıt bir çelişki var demektir; bu durumda da ya Akp'nin Batılı dip keisme uyacak demektir ya da Akp'nin dip kesimi zamanı gelince, İran'da Musaddık'a yani Pehlevi'ye yapılan gibi Akp'yi devirecek demektir çünkü Pehlevi demek Musaddık, Musaddık demek Pehlevi demektir görünüme ve uygulamalara bakılırsa çünkü Pehlevi izin vermese Musaddık yaptıklarını yapamazdı. Yani bu durumda acaba Türkiye'de; Akp'ye destek veren, Akp'yi kullanan bir dip varsa; o dip eğer Akp Türkiye'yi Osmanlı'ya ya da İran'a çevirmezse Fetö sonrası ikinci bir darbe girişimi yapacak mıdır? Bakın; devlet içinde, 'Bize cahil nesil lazım' diyen, 'Çocuklarınıza bilim ve teknoloji öğretmeyin, sorgulamayı öğrenmesinler, yarın Allah'ı da, İslamiyet'i de, bizi de sorgulamaya kalkarlar' diyen, Akp'ci ve takım elbise, kıravat, sinekkaydı tıraşlı ancak takım elbise, kıravat, sinekkaydı tıraş kültürüne uygun konuşmayan, tuhaf kimseler çıkmış. Görülmekte ki Akp'nin altında cemaat ve tarikat türü örgütlenme içinde Humeyni benzeri bir kitle, dünya var. Humeyni İran toplumunun dibi ise bu durumda Türkiye'de Akp'nin de dibi var demektir, ve iktidarda asıl onların gözü var demektir ki bu durumda Akp'yi devirmek isteyecekler demektir. Yani bu durumda yalnızca Türkiye değil; Akp de dikkatli olmak zorundadır. Yani bu durumda; Musaddık, Erdoğan ise Gülen, Humeyni olamaz; yani acaba Türkiye'de 'Beklenilen Humeyni' başka birisi mi? Yani acaba tuzak Gülen-Erdoğan biçiminde ikili mi yoksa Gülen-Erdoğan-Beklenilen Humeyni biçiminde üçlü mü? Yani bakın Gülen kullanıldı, atıldı; acaba son olan Akp mi yoksa Akp de 'dip' tarafından kullanılıpatılacak(kullanılıp atılacak) mı? Yani giyimlere, görünümlere bakarak bile yalnızca insanların kişilikleri, ruhları, beyinleri değil gelecek tarih bile anlaşılabilir. Türkiye büyük bir tuzak içinde de aşama sayısını saptamak gerek. Yani Akp mi molla görünümüme dönecek yoksa molla görünümlü biri mi gelecek? Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 5.2.19/10.21
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • Turkaydini
  • EmirhanErtaş
  • MustafaGüçlü
  • UykusuzGeceler
  • _Kemal_
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir