Şiir Defteri

ŞEKERİN YARARI (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
01.11.2018 / 11:28
114 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan dedi ki 'Dünyadaki ilk 500 üniversite arasında Türkiye'den tek bir üniversite bile yok.'. Oysa ülkemizde 200'den çok üniversite var. Cafcaflı özel üniversiteler de var. Öyle ise bu eğitim nereye gidiyor? Kuşkusuz ki cehalete, nefse gidiyor. Eğitim felsefeyi yani bilim olarak felsefeyi, bilimsellik olarak bilimi ve dini dünyada ilk kez doğru olarak tanımlayan Din hadisileri'ni dışlarsa ancak nicel ve tikel bir eğitim ve eğitilmiş yaratır yani bu durum dünyanın içi en son teknolojik şeylerle dolu ve en pahalı binek arabasıyla çamurda patinaj yapmaya benzer. Yani çamur arabayı takmaz, hiçe indirir. Yani eğitimden önce felsefe, bilim ve Din hadisileri şart ancak eğitimden önce de ruhsal tedavi şart yoksa dünyanın en iyi eğitimi verilse de üniversitelerden akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı ya da ruhu hasta kişiler mezun olur ki ne ülkelerine ne insanlığa ne bilime yararlar. Yani eğitim şart ancak önce tedavi şart yani üniversite okuyacak kişiler önce ruhsal ve mantıksal bir incelemeden geçirilmeli. Yani bakın Abd'de 12 yaşında bir kız çocuğu matematik Pırof'u oldu, ancak şimdilerde eğer hala yaşıyorsa fahişelik yapıyor, akademisyenlik değil yani eğitimde önce ruh sağlığı, ahlak şart ki ahlak da zaten zekanın, akılın, mantığın, bilinçin yani beyinin yani ruhun en yüksek aşamasıdır hem de nitel aşaması yani ahlak bazılarının sandığı gibi ne saftatadır ne tabu. İşte bu nedenle ki televizyondaki bilgi yarışmasılarında izlediğimiz gibi basit soruları bile bilemeyen tuhaf üniversite mezunuları, kendi konusundaki soruları bile bilemeyen tuhaf akademisyenler vardır ancak dikkat ederseniz modanın zirvesindedirler. Yani eğitimden modayı yani bir cehalet ve nefs türü olan modayı da uzaklaştırmak gerekir, öyle ki tüm toplumdan, tüm ülkeden, tüm dünyadan çünkü moda tatlıya tuz, yemeğe şeker doldurmak gibi tuhaf birşeydir yani herşeyi yozlaştıran birşey. Yani biryerde moda varsa orada doğru, gerçek eğitim yoktur. Yine ki biryerde bikinili, mayolu, akıldışı giyimli, ahlakdışı giyimli, dövmeli, takılı, moda kölesi kimseler varsa da orada doğru, gerçek eğitim yoktur çünkü demek ki nitel beyinin en yüksek aşaması olan ahlakı dışlamış demektir yani güzelim yemeği pis bir kabın içine koymuş demektir. Ülkeyi ya da eğitimi siyasetin yani yine bir cehalet ve nefs türünün yönettiği ülkede eğitimi felsefe, bilim ve Din hadisileri yönetmiyor yani yanlış ve kötü şeyler yönetiyor demektir ki o eğitimden hayr(hayır) gelmez; üniversite diplomalı akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı insanlar yetiştirir. Yani önce akıl-ruh sağlığı, sonra Felsefe-Bilim-Din hadisileri zorunlu, sonra da modaya yani cehaletin ve nefsin en süslü ve en genel haline karşı savaş. Felsefe, bilim ve Din hadisileri içermeyen eğitim nicel eğitimdir, nicel beyinli kişiler yetiştirir yani A=A diyen yani A'nın başka şeyler de olabileceğini düşünmeyen. Yani robot, makina gibi kimseler. Bu kafa yapısı şeyleri yalnızca oldukları halileriyle düşünürler. Örnek ki şeker konusunda 'Şeker zehirdir', 'Şeker yağ yapar'; şeker şöyle zararlıdır, böyle zararlıdır diye heryerde denilir. Tamam, şeker zararlıdır da, bir yararı vardır, üstelik de çok önemli bir yararı ki onu da Japon bilimciler saptamış, üstelik de 2008 yılında. Nedir bu yarar? Meğer toz şeker yani rafine şeker yani çay şekeri karaciğerde kolajene karşı etkili imiş; yani siroza ve kansere neden olan en önemli şeye karşı. Peki; şekerin bir de zararı var; yağlandırmak. Yani şeker yiyip içip karaciğerde kolajen önleniyor ya da engelleniyor ancak bu durumda karaciğeri yağlandırıyor da demektir. Yani karaciğerdeki yağlanmaya da bir çare bulmak gerekir. Buna çare de halk için yazdığı bir sağlık kitabında 'Nişasta karaciğerin en büyük dostudur, en temel besinidir, karaciğerde nişasta artarsa yağ azalır, yağ artarsa nişasta azalır, bu konuda en önemli nişasta patatestir, patates karaciğeri besler, tamir eder, temizler, yağdan arıtır' diyen Pırof Sadi Irmak'ın bu önerisidir yani şekerli çayı haşlama patatesle yemek ya da hergün ölçülü olarak, aşırıya kaçmadan haşlama patates yemek. Patates yemek de aşırıya kaçmamak gerekir çünkü patates de, özellikle yeşili olan patatesde de çimlenmiş patatesde zehirli bir madde var yani onun da azı yarar, çoğu zarar ve özellikle yeşil patates ve çimlenmiş patates çok zararlı çünkü bu zehir onlarda 10-20 katına çıkabiliyor. Bir ülkede herkesi üniversite mezunu yapmak nicel eğitimle olasıdır ancak nitel eğitimle bu olanaksızdır çünkü nitel eğitim önce akıl-ruh sağlığı, felsefe, bilimsellik, Din hadisileri ister. İşte bu nedenle ki bir ülkede milyonlarca üniversite mezunu, yüzlerce üniversite olsa da hiç dahi olmayabilir. İşte bu yüzden ki Pırof Canan Karatay bile hem 'Bunları ben demiyorum, Amerikalılar diyor' demek zorunda kalıyor hem de üstelik de bilim çevresilerince adeta linç ediliyor çünkü nicel eğitim kendisine karşı çıkılmasını, nicel düzeninin bozulmasını istemez. Bakın bakalım; kaç tıp fakültesi öğrencisinin, tıp fakültesi mezununun, doktorun evinde mikroskop var? Olmaz çünkü nicel eğitimin tek bir zirve ve zırva bir amaçı var: Üniversiteyi bitirip bir işe girmek. İşte bu nedenle ki ülkemizde 200'den çok üniversite olmasına, ülkemizde birbirinden cafcaflı özel üniversiteler olmasına ve ülkemizde milyonlarca üniversite mezunu olmasına karşın dünyanın ilk 500 üniversitesi içinde tek bir Türkiye üniversitesi yok, ve ülkemizde tek bir düşünsel dahi bile yok ve işte bu nedenle ki ülkemizde felsefe denilince Nietzsche'den sözler saçmalamaktan öteye gidilemiyor. Bir de şuna bakmak gerekir: Acaba Akp başa gelmeden önce dünyadaki ilk 500 üniversite arasında bir Türkiye üniversitesi var mıydı? Vardı ise 200 üniversiteden çok üniversiteye sahip Akp bu konuda vahimliğin başı demektir. Yani hem taht nefsi için bebek, çocyuk kardeşlerini; öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmüş padişahları, sultanları savunup hem de nasıl bilimsel eğitim vereceksin? Yani üniversite mezunu bir insan yer fıstığının ağaçta yetiştiğini sanıyorsa nasıl bir eğitim vereceksin de dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına gireceksin? Yani evinde mikroskop olmayan bir tıp öğrencisi ve doktor gerçekte merak etmiyor demektir, ve merak etmeyen insandan bilimci, bilimsel, aydın, dahi, gerçek üniversite mezunu olmaz. Üniversite öğrencilerine bakın; felsefenin, bilimin, Din hadisileri'nin, düşünürlerin, alimlerin, alimelerin, bilgelerin peşilerine takılmak yerine siyasetçilerin, popçuların, topçuların, modacıların peşine takılmış bir tuhaf üniversite öğrencisi ve üniversite mezunu kitleye daha çok sahip olmaktalar. Şeker zararlıdır ancak bir yararı da vardır ve onu değerlendirmek gerekir. Yani nicel akıl yani düz mantık A=A'dır yani 'Şeker zararlıdır' der yani A'nın B de olabileceğini bilmez, düşünmez. Zararlı olan herşeyden uzak durmak gerekli ise en başta hayattan, yaşamdan uzak durmak gerekir çünkü herkesi mutlaka öldürüyor. Sayısız bilimci, sayısız akademisyen, sayısız mucit, sayısız zengin yetiştirebilirsiniz ancak düşünür(filozof), alim, alime, bilge yetiştirmiyorsanız yalnızca nicel ve tikel yani incirçekirdeği(incir çekirdeği) insanlar yetiştiriyorsunuz demektir. Bir ülkede üniversite, bilimci, mucit, akademisyen sayısına değil felsefe, bilimsellik, Din hadisileri olup olmadığına ve düşünür, alim, alime, bilge sayısına bakın. Unutulmamalı ki ülkemizde ve dünyada, çocuktan yaşlıya kadar toplumlarda karaciğer yağlanması artmaktadır ve karaciğer yağlanması karaciğerde kolajen oluşmasına ve siroza, kansere neden olmaktadır ve artan medeniyet koşulularında anlaşılıyor ki karaciğer yağlanması olağan birşey olacaktır, bu nedenle buna karşı kolay, uygulanabilir, olağan çözümler üretmek zorunludur. Yani bence toz şeker ve haşlama patates. En azından bilim bunu araştırsın. Yani ben demiyorum; ben yalnızca Japon bilimcilerin dediği ile Sadi Irmak'ın dediğini birleştirdim yani sentezledim. Yani birşey kendi başına zararlı ya da kötü olabilirken bir başka şeyle yararlı olabilir ya da birşey başka şeyle zararlı olabilirken tek başına yararlı olabilir yani bu nedenle zaten felsefe şart. Yani felsefesiz, bilimselliksiz, Din hadisileri'siz; düşünür, alim, alime, bilge yetiştirmek, yaratmak amaçsız bir üniversite eğitimi ancak lise eğitiminin bir basamak üstü eğitimdir. Ben felsefe, bilimsellik ve Din hadisileri üzerine kurulu olmayan üniversiteye bedava alsalar da gitmem. Eskilerin 'Şeker karaciğere yararlıdır, şeker karaciğeri besler' sözü belki Japon bilimcilerden önce saptanmış bir gerçeği anlatır. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 1.11.18/11.24
Düzenleme: 01.11.2018 / 11:36
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • ŞEKERLEME
  • emremusa26
  • shi
  • elaguc2009
  • eser5
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir