Şiir Defteri

MİLLİ EĞİTİM BAKANINDAN EDEBİYAT (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
10.09.2018 / 06:49
148 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
İnsana, toplumlara, insanlığa, Türkiye'ye ve dünyaya gerekli olan şey ne ortak akıldır, ne sivriakıl(sivri akıl) ne sağduyu gibi anlamsız şeyler. İnsana da, toplumlara da, insanlığa da, Türkiye'ye de, dünyaya da gerekli olan tek şey felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisileri ve bunlar üzerine kurulu olmaktır. Milli eğitim bakanı zat 'Bulma konferansı' dediği adı tuhaf toplantıda demiş ki 'Bize ortak akıl değil sivriakıl lazım'. Neyi bulacak? Büyük olasılıkla 'sivriakıl'lıları olmalı çünkü 'Ortak akıla değil sivriakıla ihtiyacımız var' demiş. Ancak insanların da, toplumların da, ülkelerin de, devletlerin de, insanlığın da, bilimin de 'sivriakıl'a ve 'sivriakıl'lılara değil felsefe, bilim ve Din hadisileri'ne ve bu üçlü üzerine kurulmuş ortak akıla gereksinimi var. Bakana sormak gerekir: Felsefe, bilim ve Din hadisileri üzerine kurulu bir ortak akıl doğru, iyi, mükemmel, başarı, üstünlük, gelişkinlik, ilerilik değil midir? Demek ki sorun ortak akılda değil; ortak akılın felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisileri üzerine kurulu olmamasında. Yani ona sormak gerekir: Felsefe, bilim ve Din hadisileri üzerine kurulu ortak akıl mı üstündür, niteldir, ileridir, doğrudur, güzeldir, başarıdır yoksa bunlara aykırı, bunlarla ilgisiz alakasız şeyler üzerine kurulu sivriakıl mı? 'Milli eğitim'den söz ediyor ancak toplantının adında 'konferans' sözcüğü var. Konferans sözcüğünü Türkçe sözcük olarak tanımlıyorsa sorun yok kuşkusuz ancak bunu bugüne kadar yalnızca ben yapabildim ki internette yazım var bu konuda. Yine 'Biz inovasyon peşinde de değiliz' demiş yani bir de 'inovasyon' var. Anlaşılıyor ki 'İnşallah'larla, Maşallah'larla, aminlerle ekonomi ve ülke yönetmeye çalışan siyasi iktidarın bu hali entel Milli eğitim bakanı üzerine internet dünyasındaki ya da icatlar dünyasındaki sivriakılı çözüm görmeye ya da sanmaya yöneltmiş ya da ilham(esin) almaya olabilir ki bu durum halinde 'Sivriakıl' nicel, tikel, bencil, sorumsuz, yoz, kural tanımaz, başınabuyuruk(başına buyruk), kibir' bir akılı tanımlıyor ya da anlatıyor ya da amaçlıyor olabilir yani Milli eğitim bakanı'nın 'Sivriakıl' sözünden eğitimin düşünür(filozof), alim, alime, bilge yetiştirmeye yönelmediği düşünülebilir ya da anlaşılabilir ki bu bağlamdan olarak örnek ki uyuşturucu kullanan öğrencilerin okullarda saptanabilmesi için uyuşturucu bağımlısı özel arılar yetiştirilmesi önerisi bu tür bir sivriakıl kapsamında olabilir; ancak sivriakıl da yaratıcı olabilir ya da yaratıcılığa yol açabilir ki uyuşturucuya karşı bu arı konusu uyuşturucu saptayan bir cihazın icat edilmesine yol açabilir; yani bu açıdan yaklaşırsak her icat gerçekte bir sivriakıla dayanır denilebilir ki bu açıdan Milli eğitim bakanı haklı olabilir; ancak insanlığın ve insanın doğru hali de, ülkelerin ve toplumların doğru hali de yalnızca Felsefe-Bilim-Din hadisileri üçgeni içinde olduğundan bu sivriakıl durum hali ancak icatlar yapılmasını ve bir de ceplerin, kazaların doldurulmasını sağlayabilir ancak insan ve insanlık kavramı yine işin dışında kalır yani para yani nicelik insanca insan olmaya ve insanca toplum olmaya ve insanca insanlık olmaya ve insanca dünya olmaya yeğlenmiş, tercih edilmiş olur. Milli eğitim bakanının yanlış bir yolda olduğu şu sözünden de belli; felsefe, bilim ve Din hadisileri açısılarından: 'Türkiye için güzel bir ufuk var. Türkiye'nin şu ana kadar ortaya koyduğu birçok başarıyı eğitimle taçlandırmasının zamanı geldi diye düşünüyoruz'. Bakana sormak gerekir felsefe, bilim ve Din hadisileri ile: 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmeli; iki ayyaş; demokrasi bir tıramvaydır, istediğim durakta inerim, kimse karışamaz; ananı da al git; oyunu da al git; iş kazasıları fıtrattır; birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı' denilen; ve taht için kundaklarındaki bebek kardeşlerini, öz annesilerini, öz babasılarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarının baştaçı edildiği, adlarının köprülere, yollara, çocuklara, okullara, üniversitelere, eğitim çalışmasılarına koyulduğu; kamu kurumlarında bile 'Etik, hijyen, misyon, vizyon, aktivite, performans' yazan bir ülkede gördüğü 'güzel ufuk' nedir? Ve Milli eğitim bakanı kişi demiş ki o 'konferans'ta: 'Biraz araştırma için, sorgulama için, akıl için, kalp için buradayız' demiş; yani 'Felsefe, bilim ve Din hadisileri'ni topluma yaymak, egemen yapmak, öğretmek için buradayız' dememiş. Felsefe, bilim ve Din hadisileri yoksa neyi neyle doğru olarak araştıracaksın, sorgulayacaksın, yaratacaksın? Bu 'konferans' Hilton Bosphorus otel'de yapılmış; yani bu bile bu 'konferans'ın gerçeklerle ve doğrularla ilgili olmadığına ya da bir mantık ve tutarlılık taşımadığına adındaki 'konferans' gibi tanık çünkü hükümet biryandan(bir yandan) devlette, kamuda tasarruftan söz ederken biryandan da o kadar kendi yeri varken üstelik de bir Amerikan otelinde bu 'konferans'ı yapıyor. Bence biryerde(biryerde) mantık ya da tutarlılık yoksa orada gerçekler ve doğrular da yoktur; ve ortada neresinden bakılırsa bakılsın hem mantıksızlık hem tutarsızlık var. Bu şahısın 'Bizim kıyameti koparamız lazım' sözü de bilimle de İslamiyet dini inançı ile de bağdaşır bir hal değildir çünkü bilimde böyle bir kavram yoktur, ve İslamiyet dini inançına göre de kıyameti ancak Alah koparır. Bakan yine demiş ki 'Dahi sayısı, üstün zekalı sayısı bizim ülkemizin nüfusu kadar olan ülkeler var dünyada'. Bakana sormak gerekir: Acaba hangi ülkede 80 milyon dahi, üstün zekalı var? Yani açık ki bakan bilim değil başka şeyler yapıyor bu 'konferans'ta ve eğitimde. Yani nereden bakılırsa bakılsın bu 'konferans' mantıksızlık ve tutarsızlık saçıyor. Öteyandan(Öte yandan) büyük olasılıkla bu bakan dahiliği dei üstün zekayı da nicel olarak tanımlıyor ya da biliyor ya da anlıyor olmalı çünkü dahi dediği de, üstün zekalı dediği de insanların hiçbiri nitel dahi, nitel üstün zekalı değil, tümü de nicel kafalı; zaten nitel olsalardı dünya 21. yüzyılda bu barbar halde olmazdı. Bakan bu konuşmasına bir de 'dijital' demiş; yani belli ki 'sivri akıl' bilgisayar, internet alanında yoğunlaşık yani toplumların, ailelerin yakasilktiği(yaka silktiği) alanda ki bu alanda zaten sayısız nicel dahi, sayısız nicel üstün zekalı bulunabilir. Bakan yine tuhaf birşey demiş: 'Bir bitkinin yeniden filiz verebilmesi için önce tohumunun çürümesi gerekir' demiş; oysa filizlenen hiçbir tohum çürümez, yalnızca tohumun, çekirdeğin kabuku(kabuğu) çürür. Bakan yine tuhaf birşey söylemiş: 'Her çocuğun müfredatı kendi içinde saklıdır'. Oysa doğru müfredat yalnızca felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin içilerinde saklıdır. Bakan müfredatın hayattan uzak olduğunu söylemiş ancak belli ki müfredatın asıl önemli şeylerden yani doğru felsefeden, doğru bilim anlayışından ve Din hadisileri'nden uzakta olduğunu fark etmemiş. Ve 'Eğitim ile zorunlu kelimelerini yanyana getirmeye karşıyız' demiş; eğitim sözcüğü zaten 'eğ'den geliyor yani bir zorlamadan ki zorlama olmadan zaten kimse soyut şeyler öğrenmek istemez, nicelik üzerine kurulu dünyada; yani bu sözden anlaşılıyor ki eğitim gönüleğlendirmek (gönül eğlendirmek) halini alacak büyük olasılıkla ki okullarda giyim ve saç serbestliği de buna ait zaten felsefe, bilim ve Din hadisileri açısılarından. Bakan 'Güneş, yağmur olmak için buradayız' demiş; belli ki edebiayat merakı felsefeye, bilimselliğe merakından daha yoğun durumda çünkü 'Biz felsefe, bilim, 'Din hadisileri için, ve bunlara uygun bir toplum yaratmak için buradayız^' deseydi gerçekler ev doğrular adına demesi gerekeni demiş olurdu. Eğitimi güneşe, yağmura benzetmek eğitimin bilimsel değil feodal yani bilimdışı olduğunu gösterir; 'Güneş herkesi ısıtır'mış, 'Yağmur varsa yok demez'miş falan ancak felsefe, bilim ve Din hadisileri de herkesi aydınlatır ve herkesi çağırır yani güneş ve yağmur edebiyatı yapmak neden, bunlar dururken? 'Biz artı ve eksinin çarpışması sonuçu ortaya çıkan enerji için buradayız, Kutupsuz sevgi için buradayız, artı ve eksi için burada değiliz' demiş; yani 'Biz felsefe, bilim ve Din hadisileri; ve bunlarla düşünür(filozof), alim, alime, bilge, bilimci, öğretmen, akademisyen, sanatçı, toplum, ülke yaratmak için buradayız' dememiş yani hep yuvarlak, edebi laflar. Bakan 'Gelin hep beraber bu ülkeyi aklın, bilimin, gönlün merkezi yapalım' demiş yani bakın 'Gelin bu ülkeyi felsefenin, bilimin, Din hadisileri'nin ülkesi yapalım' demiyor. Yani yine edebiyat. Bakan 'Öğretmenlere sahip çıkalım. Çocuklarımız onların vesilesi ile özgür akıla koşsunlar' demiş; bakın 'Felsefeye, bilime, Din hadiisleri'ne sahip çıkalım' demiyor; ve hangi öğretmenlere sahip çıkacağız: Sigara, içki içen; bikini, mayo, mini etek, mini şort, açıksaçık, daracık şeyler giyen; ya da bilimdışı şeylere, doğaüstü şeylere inanan, kundaklarındaki bebek kardeşlerini bile öldürtmüş sultanları baştaçı eden, kendi inançlarından olmayanların Cehennem denilen işkencehaneye gitmesilerini savunan öğretmenlere mi? Bakın 'Çocuklarımız onlarla felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne, düşünürlüğe, alimliğe, alimeliğe, bilgeliğe koşsun' demiyor oysa asıl demesi gerekn bu; peki 'özgürlük' ne demek bakana göre; Akp'ye oy vermek mi, kundaklarındaki bebekleri bile öldürtmüş sultanları baştaçı etmek mi, doğaüstü varlıklara inanmak mı, bikini, mayo giymek mi, türban takmak mı? Ve konuşmasının sonunda 'Cemil Meriç'in ruhu şad olsun' demiş ki bu söz bile bilimsel bir durum değildir. Yani bilim, bilimsellik, bilimcilik ne zamandır ruh şadı işiyle, ruh şad etmek işiyle uğraşıyor aaba? Yani açık söyleyeyim: Bu veriler altında; felsefe, bilim ve Din hadisileri bu kişiden hiçbirşey beklemiyor, ummuyor durumda. Bakanın bilimsellikten çok edebiyat yapmasının ana nedeni de pısikolog(psikolog) olması olabilir çünkü bir bilim olan psikologluk edebiyat fakültesi gibi bilimle alakasız yerlerden oluyor. Yani Milli eğitim bakanı doğru bir eğitim, doğru bir ülke istiyorsa önce Akp'ye karşı cephe alması; ve felsefe tarihinin değil felsefe biliminin, doğru bilim anlayışının ve Din hadisileri'nin yanında yer alması gerekiyor. Bir de merak konusu: Bu ülkede acaba kim 'Ben sivriakıllıyım' der. Türk dil kurumu diyor ki 'Sivriakıl; acayip düşünceleri olan ve kimsenin aklını beğenmeyen kimse'. Yani bakın 'Felsefe, bilim ve Din hadisileri bilen; düşünür, alim, alime bilge insan' demiyor yani belli ki Amerikan özentisi, Amerikan dünyası, Amerikan rüyası bir hal gibi bir hal bu hal. Açık diyorum; Türkiye'nin de dünyanın da sivriakıllılara değil felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne, düşünürlere, alimlere, alimelere, bilgelere gereksinimi var baştaçı olarak; ve olursa da ortak akıl böyle ortak akıl olmalı; ve böyle bir ortak akıl zirve bir akıldır zaten. Yani yine pusulasız, haritasız, doğru kaptansız, doğru gemisiz yani felsefesiz, bilimsiz, Din hadisileri'siz yalan, yanlış, kötü, zararlı yollara, yönlere Türkiye belliki(belli ki). Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 9.9.18/19.09
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • emremusa26
  • shi
  • elaguc2009
  • eser5
  • Suyacıkmak
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir