Şiir Defteri

ENFLASYON ALDANMASI (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
11.10.2018 / 00:28
155 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Ben de ekonomi okudum; yani işletme yani mikro değil ekonomi yani makro; yani işletme ekonomisi bilimi değil ülke ekonomisi bilimi yani ağaçı(ağacı) gösteren akıl değil ormanı gösteren akıl. Akp başkanı Erdoğan biryandan 'Ekonomide kıriz yok' diyor, biryandan da kapitalistlere yani patronlara, patroniçelere 'Kırizi(Krizi) fırsata çevirin' diyor; öte yandan da Türkiye odalar ve borsalar birliği başkanı Hisarcıklıoğlu 'Elimizi taşın altına koymalıyız' diyor; demek ki ortada bir taş, taş hali var yani demek ki ekonomide kıriz var; taş hal yani tıpta, kanser hali; örnek ki meme(göğüs) kanserinde meme taş gibi olur. Ekonomide kıriz üç yolla olur: 1- İşsizlikle, 2- Enflasyonla, 3- Üretilenleri satamamakla, 4- Döviz yetersizliği ile. Türkiye'de hangisi yok acaba? 400 sera maliyet yüksekliği neden ile kapanmış. Demek ki üretilenleri satamamak da var. Siyasi iktidar 'Ekonomide kıriz'den ne anlıyor acaba? Fıransa(Fransa) kıraliçesi(kraliçesi) ekmek bulamayan halka 'Ekmek yoksa pasta yesinler' derken de ona göre ekonomide kıriz yoktu. Patatesin bulunamadığı Venezuela'da, devlet başkanına göre de ekonomide kıriz yoktur. Demek ki ekonomide kıriz yalnızca mala güre değil, topluma yani insana göre de tanımlanmalı. Yani düşünün ki değeri 100 milyon Tl, ve aylık girdisi 1 milyon Tl olan bir villada, aile içi ağır, büyük sorunlar varsa, o villada kıriz yok mu oluyor? Din der ki 'İnkarları inkar edenleri kurtarmaz'. Noah'ın(Nuh'un) gemisi'ne binmeyenler de inkar edenler idi. Demek ki önce felsefenin, bilimin ve dini tanımlayan Din hadisileri'nin gemisine binmek gerek çünkü bu geminin dışı hep inkarla dolacaktır. Siyasetçiler dini inanç ve ülke üzerinden siyaset yapmaları önlense %10'dan fazla oy alamazlar; yani siyasi partilerin %10'dan sonraki oyları şişirme bence. Yani örnek ki belediye başkanılarına ya da muhtarlara bakın: Seçim kazanmak için hiç din iman, vatan millet konuşuyorlar mı? Demek ki bu ülkede yalnızca onların aldıkları oylar adilliğe, dürüstlüğe çok yakın. Yani siyasette hal açık ki sıradan bir halin cafcaflı bir kutuya koyulmasından başka şey olmuyor. Yani bir siyaset düşünün ki her lafınının sonuna 'Allah bizimle'Vatan, millet' koyuyor. Yani merak ki acaba siyasetçiler dinden imandan, vatandan milletten hiç söz etmeseler ne konuşabilirler? 'Toplum nasılsa ekonomiden bir ekonomist gibi anlamıyor, toplum nasılsa dinden bir din alimi gibi anlamıyor', 'Toplum nasılsa bundan anlamıyor', 'Toplum nasılsa şundan anlamıyor' denilip her konuda konuşma uzmanlığı, sanatıdır açıkki(açık ki). Siyasi egemenlik cumhurbaşkanı seçiminden sonra Dolar'ı, enflasyonu, işsizliği düşüreceğini söyledi ancak durum tam tersi olmakta. Bunun genel nedeni ne? Ülkenin baş egemeni cumhurbaşkanının da, hazine-maliye bakanının da ekonomi/iktisat fakültesi değil işletme yani şirket yönetimi fakültesi mezunu olmaları. Belki bu nedenle denildi 'Türkiye devlet gibi değil şirket gibi yönetilmeli' diye ancak bir ülke ancak devlet gibi yönetilirse devlet olur, ve devlet demek de her konuda en iyi, en üstün, en başarılı, en güvenilir, en dürüst olmak demektir; yani bir millet bir şirkete neden ve ne kadar güvenebilir? Gerçek ki bir ülke şirket gibi yani işletme fakültesi ile değil; devlet gibi yani ekonomi/iktisat fakültesi ile yönetilmelidir ki 'En büyük' olsun çünkü zaten işletme fakültesi ekonomide 'mikro/küçük' ile yani şirket ile ilgilidir, ilgilenir; devlet, ülke ekonomisi ise ekonomide 'makro/büyük' olarak tanımlanır. Bir ülke hastahaneye benzer; akyuvarları güvenlikteki yani ordudaki başarısıdır, alyuvarları beslenmedeki başarısını gösterir. Bir hastahanenin başına bir işletme fakültesi mezunu birini de getirebilirsiniz, bir marangozu da, bir öğretmeni de, bir demirciyi de ancak doğru olanı bir doktorun gelmesidir; aynı biçimde, bir ülkenin başına da işletme doktoru demek olan işletme fakültesi mezunu değil, ekonomi doktoru demek olan, ekonomi fakültesi mezunu getirilmelidir. İmamhatiplik ekonomiye göre mikro bir dünyadır yani kişilere, bireylere ait bir dünyadır; oysa ülke alimlere yani makro dünyaya gereksinim duyar. Bu nedenle Türkiye'de eğitimin imamhatiplik üzerine değil; felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisileri üzerine yani makro dünya üzerine kurulması zorunludur ki Türkiye'de deniz üstündeki ceviz kabuğu gibi sorunlar olmasın. Siyasi egemenlik enflasyon oranını düşürmek için ülkede bir '10 indirim eylemi' başlattı. Bu hal gerçekte ekonomiye devlet yani ekonomi fakültesi yani yani bilim yani makro olarak değil şirket yani para yani işletme fakültesi yani mikro olarak yaklaşmaktır. Çünkü yapılan şu: Her üründe en az %10 indirim yapacak işletmeler, şirketler, kapitalistler, patronlar, patroniçeler. Düşünün: Domates 2 Tl'den 10 Tl'ye çıkmış; %10 indirsen ne olur? Ceptelefonu bataryası 15 Tl'den 30 Tl'ye çıkmış, %10 indirsen ne olacak? Doğal gaza, elektıriğe(ekeltriğe) üç ay zam yapılmayacakmış; yapılan yapıldı zaten; çimento fabrikasıları zam yapmayacakmış, inşaat mevsimi bitti, başlamış inşaatlar da çimentolarını, demirlerini çoktan depoladı zaten. Yani düşünün: Toplumun derdi fiyatların %10 yüksek olması mı? Yani toplumun derdi 10 Tl'den daha aşağıya gitmesi gereken ancak 20 Tl'ye çıkmış peynirde 2 Tl indirim mi? Yani aldanılmasın: Fiyatlarda %10 indirim enflasyonda %10 indirim sağlamaz; yalnızca ürünlerde %10 indirim sağlar; yani topluma umut, çözüm, başarı, kahramanlık diye sunulan şey gerçekte şu: 10 Tl'den aşağı inmesi beklenilen ancak 20 Tl'ye çıkmış fiyatta 2 Tl'lik indirimdir k bu tuhaflık da ancak işletme fakültesi kafası sonuçu oluşabilir, ekonomi fakültesi kafası sonuçu değil. Yani bu hal; kanser olmuş bir hastaya, tedavi etmek yerine 'Gel seni bedavaya tıraş edeyim, mutlu ol' demeye benziyor. Açık ki bu hal hem ekonominin çökmesi hem de devlete, ekonomiye, topluma işletme fakültesi yaklaşımının çökmesidir. Amaç ne toplumu mutlu etmektir ne enflasyonu düşürmektir; amaç 2019'a %5 olsun düşük bir enflasyonla girip, 2019'da oluşacak çok daha yüksek ve çok daha yukarı gidecek bir enflasyon oranına olabildiğince aşağıdan başlamak çabasıdır bence. 'olmaz' demeyin; bakın Venezuela'da 2018 enflasyonu yüzde 1,37 milyon, 2019 enflasyonu ise yüzde on milyon olacakmış tahmine göre; belki de Venezuela devlet başkanı Maduro'nun bir Türk televizyon dizisi merakı da ülkesinin ekonomisini Türkiye ekonomisine benzetmesinden kaynaklanmaktadır? Yani Türkiye ekonomisine işletme fakültesi kafası değil ekonomi fakültesi kafası zorunludur. Bir ekonomi kendi toplumun yeterli ve dengeli besleyemiyorsa çökmüş demektir çünkü ekonomi neden var; ihraçat(ihracat) yapıp başka toplumları beslemek için mi yoksa kendi toplumunu beslemek için mi? Yani bakın: Domates, limon pahalı olursa insanlarda C vitamini yetersizliği oluşur ve bu da gıripten(gripten) tutun da tedavisi domatesten daha pahalı birçok hastalığa neden olur yani ekonomiye, devlete, Sgk'ye mali yük daha büyük olur yani 'Dışarıya domates satıp Dolar kazanacağım' diye hem toplumun sağlığı bozulur hem de devlete, ekonomiye, Sgk'ye tedavi yoluyla daha büyük bir mali yük biner. Bu '%10' ya da 'Enflasyona karşı topyekün mücadele' yaklaşımı topluma yapay bir heyecan vermek, toplumu Akp iktidarının hatalarını, tutarsızlıklarını ve verdiği sözleri tutamamasını anlamasından yani toplumun Akp iktidarının çözüm olmadığını anlamasından uzak tutmaya çalışmaktan başka şey değildir; yani 'Haydi çocuklar okula' gibi birşeydir. Necdet Gürçiftçi İnternette yayınlandığı zaman: 10.10.18/09.38
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • esatkurt
  • kusayak
  • Onur_dogru46
  • kandemir
  • elifnağme
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir