Şiir Defteri

EMİNE ERDOĞAN VE AÇLAR (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
10.09.2018 / 06:48
122 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Emine Erdoğan 'Ne yazık ki yılda 10 milyon insanın açlıktan öldüğü bir dünyada, insanlık obezite ile mücadele ediyor. Gıda kaynaklarının adaletsiz dağıtımından kaynaklanan bu ahlaki meseleyi de masaya yatırmalıyız' demiş. Obezlik yani şişkoluk. Obezlik, obezite sözcüklerini kullanmak tıpkı 'Canavar gibi çalışan çocuk' sözünde olduğu gibi canavar sözcüğünün övgü anlamında da kullanıldığı ülkemizde övgü, destek işlevi görebilir. Obezite yerine şişkoluk, obez yerine şişko deyin, sonuçları görün. Ancak fahişeye fahişe, şişkoya şişko demeyi hakaret etmek sayan; elmayı armutu silah sayan, felsefeden, bilimden uzak tuhaf hukukumuzun içeriği demek ki bilimle pek barışık bir içeriğe sahip değilken bunun yararının tikel olarak oluşmasını beklemek da oldukça tuhaf olur. Emine Erdoğan ortaya çıkıp çıkıp birşeyler söylüyor. Ülkemizde ilkokul, ortaokul, lise mezunu cemaat başılarının, tarikat başılarının İslamiyet dini inançı ve din adına; ilkokul, ortaokul, lise mezunu medyacıların da akıl hocalığı olarak topluma birşeyler söyleme hali varken ortaokul mezunu olan Emine Erdoğan da kuşkusuz ki birşeyler söyleme hakkına sahiptir; ancak sorun şu: Emine Erdoğan bu hakka acaba cumhurbaşkanı olan eşinden dolayı mı sahiptir? Yani acaba Emine Erdoğan cumhurbaşkanı eşi olmasaydı medyada akıl hocasılığı olarak bir yeri olur muydu? Lise mezunu Seda Sayan, lise mezunu Hülya Avşar, ortaokul mezunu Cübbeli Ahmet, ilkokul mezunu Fethullah Gülen akıl hocalığı yaparken onun da yapması neden hak olmasın?. Yapmasın demiyoruz yani. Turgut Özal'ın 'Viski de içerdim, namaz da kılardım' diyen ve büyük olasılıkla üniversite okumamış karısı da yapıyordu; Emine Erdoğan da neden yapmasın yani? Ancak akıl hocasılığı ya da akil insanlık eğer felsefeden, bilimden ve dini tanımlayan din hadisileri'nden uzaksa kendine gerçeklerin ve doğruların içinde değil dışında yer seçmiş olur. Yani üniversite okumak yalnızca meslek öğrenmek, iş öğrenmek, işe girmek, para kazanmak için değil felsefe, bilim öğretmek; alim olmak, alime olmak içindir de, hernekadar henüz bu durum anlaşılamamış da olsa. Herkesin düşünce açıklamak hakkı vardır. Ancak bu durumda; açıklanan düşünceleri de eleştirmek hakkı vardır. Ve ben bilge olduğum için bunu bir görev olarak da yapmak zorundayım. Emine Erdoğan demiş ki 'Ne yazık ki yılda 10 milyon insanın açlıktan öldüğü bir dünyada, insanlık obezite ile mücadele ediyor. Gıda kaynaklarının adaletsiz dağıtımından kaynaklanan bu ahlaki meseleyi de masaya yatırmalıyız' . Tamam, düşüncesini açıklamış, ve doğru, iyi, güzel de açıklamış; ancak felsefede, bilimde ve dini tanımlayan Din hadisileri yalnızca doğru, iyi, güzel sözlere değil mantığa ve tutarlılığa dayalıdır. Bu durumda felsefe, bilim ve Din hadisileri Emine Erdoğan'a şunu sormak zorundadır ki Emine Erdoğan kendi sözleri ile tutarlı mı diye: 1- Külliye'nin maliyeti ve aylık masrafı. Cumhurbaşkanının uçak, makam arabası sayısı ve aylık masrafıları dikkatini çekiyor mu, bu konuda ne düşünüyor, ne yapıyor? 2- Cumhurbaşkanının sağlık baş danışmanı olan Pırof(Prof) İbrahim Saraçoğlu'na verilen aylık maaş ne kadardır? Bu konuda ne düşünüyor, ne yapıyor? 3- Eşi Erdoğan Antalya'ya köşkten, Malazgirt'e köşkten söz ediyor; bu konuda ne düşünüyor, ne yapıyor? 4- Batman'da, 650 yıllık bir hamamın 37 milyon Tl'ye 3 Km öteye taşıtılması konusunda ne düşünüyor? 5- Her yıl çöpe dökülen tonlarca aşure konusunda ne düşünüyor, ne yapıyor? 6- Polonya'da 2016 yılında yaptığı ileri sürülen 50 bin Dolar'lık alışverişi doğru ise bu alışveriş sırasında açları nasıl düşünüyordu? 7- Eğer kocasının medyada ileri sürüldüğü gibi makyaj masrafı varsa bu konuda ne düşünüyor, ne yapıyor acaba? 8- Demokrasi azlığının Türkiye'ye masrafı konusunda ne düşünüyori, ne yapıyor acaba? 9- Akp'nin israfları konusunda ne düşünüyor, ne yapıyor acaba? Yani konuşmak kadar önemli olan birşey var: Mantıklı ve tutarlı konuşmak ki bunun bir adı felsefe, bir adı bilim, bir adı üniversite, bir adı da Din hadisileri yani dindir. Ben üniversiteye meslek, iş öğrenmek; işe girmek; para kazanmak için değil; bilimi, bilimsel olmayı ve bilimci olmayı öğrenmek için gittim yalnızca. Herkes konuşsun ancak herkes sözlerinin ve hayatının eleştirileceğini de düşünüp konuşursa ortaya daha gerçekçi, daha doğru bir hal oluşur. Evet, dünyada açlık var, açlıktan ölenler var ancak bu hal şişkolar yüzünden değil; genelde siyasetçiler yüzünden, özelde ise açlıktan ölenlerin ülkelerini yöneten yöneticiler yüzünden ; daha genelde ise dünyanın felsefe, bilim ve Din hadisileri ile yönetilmemesi yüzünden bence, ve eğer bunu düşünemezsek bugün doyurulan açlar ülkeleri geliştikçe, yarın sigaradan, içkinden ölecekler büyük olasılıkla; yani felsefe, bilim ve Din hadisileri yoksa insanlar yalnızca açlıktan değil bolluktan da ölürler yani 'Kimi dertten içer kimi zevkten içer' hasabı. Peki Emine Erdoğan Türkiye'nin ve dünyanın felsefe, bilim ve Din hadisileri ile yönetilmesi için birşeyler yapıyor mu? Konuşsun, herkes konuşsun; herkes yazsın; ancak mantıkla ve tutarlılıkla. Yani emin olun ben ya da siz; on gün birşey yemesek, dünyada tek bir aç bile doymaz. Gerçek ki açların derdi toklar değil; dünyayı yönetenlerdir, ülkeleri yönetenlerdir yani gerçekte temel sorun felsefe, bilim, Din hadisileri ile yönetilmemektir. Yani alim olmayan insan sorunları görebilir yalnızca; alim insan ise çözümleri yani nedenleri de görür. Yani 'Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler' durumu oluşmamalı. Yani şişkolar zayıflasa da hiçbir aç tok olmaz; ülkeler, dünya felsefe, bilim ve Din hadisileri ile yönetilmedikçe. Yoksa denilir ki 'Şu kadınlar yüzlerine sürdükleri makyaj yerine açlara makyaj parasını verseler açlar yine doyar'. Ancak açık söyleyeyim: Benim eşim cumhurbaşkanı olsaydı ve ben bilge olmasaydım, hiç konuşmazdım çünkü konuşmak, hele insan, toplum, insanlık, dünya, devlet, vatan, millet adına konuşmak felsefe, bilim ve Din hadisileri adına gerçekten büyük bir felsefel, bilimsel bir birikim; büyük bir bilimsellik, büyük bir alimlik, büyük bir bilgelik, büyük bir düşünürlük ve büyük bir sorumluluk gerektirir. Konuşurken, yazarken en büyük korkum mantıksız ve tutarsız duruma düşmektir; bu nedenle bir yazımı yayınlamadan önce günlerce, aylarca, öyle ki yıllarca beklettiğim olur. Düşünceler varlıklarını güçlerini mevkilerden, makamlardan değil felsefeden, bilimden ve Din hadisileri'nden almalıdır. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 9.9.18/13.16
Düzenleme: 10.09.2018 / 06:54
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • emremusa26
  • shi
  • elaguc2009
  • eser5
  • Suyacıkmak
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir