Şiir Defteri

ATAKAN KAYALAR VE CAHİL MEDYA (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
23.02.2020 / 00:39
212 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Gören de sanır ki medya ve toplum felsefe öğrenmeye, filozof görmeye, bilge görmeye özlem, istek içinde yani sanki felsefe, filozof, bilge arıyor da bulamıyor oysa Milliyet gazetesinin bılog(blog) sitesinde Ng bilgelik okulu adlı felsefe ve bilgelik öğreten, ve 2012-2017 arasında, yaklaşık 5 yılda, felsefeden şiirde, bilimden teknolojiye, öyküden siyasete pekçok konuda 10 bine yakın yazımı yayınladığım sayfam 2017'nin haziran ayında kapatıldı ve tüm yazılarım silindi. Bu mu yani felsefeye, filozofluğa, bilgeliğe ilgi? Açık ki medya ve toplum felsefe diye ancak Batılı felsefecileri ve Batı felsefe tarihini bilmek istiyor; felsefe konusunda ağızlar Batılı felsefeciler ile açılıyor ve kapanıyor yani sanılıyor ki felsefe demek felsefe tarihi demek ve Batılı felsefeci demek. Bu durum da zaten Türklerdeki, Orta Asya'dan bu yana sürmekte olan ve Atatürk'ün bile 'Ne mutlu Türküm diyene' ve 'Bir Türk dünyaya bedeldir' sözleri ile yıkmak istediği ancak açık ki yıkamadığı bir Yabancı hayranlığı hastalığıdır ki bu hastalık Atatürk'çe yok edilmek istendi ancak ölümünden sonraki Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel'ce harıl harıl 'Avrupa klasikleri' denilen kitaplar Türkçeye çevirilip farkında olmadan yeniden büyütülmüştür, ve Osmanlı hanedanlığı'ndan sonra Türkiye'de de yine Avrupa hayranlığı başlamıştır, ve bu yanlış durum da Abd'ci Menderes iktidarına neden olmuştur, ve arkasından da Türkiye bu, Atatürk'e aykırı günümüze gelmiştir oysa Hasan Ali Yücel'in yapması gereken şey Atatürk'ün de istediği gibi yerliliği geliştirmek ve yerli filozoflar yaratmaktı. Aradığı mesihi ve mehdiyi bulamayan toplum sonunda bula bula bir 'On yaşında filozof çocuk' buldu! Gerçeği aramayanlar ya da istemeyenler gerçeği bulacak değiller ya. Bunlar tavuk yumurtasının üzerinde bile ilahi kanıtlar, izler bulmayı başarabilmiş insanlar; geçenlerde medyada bir haber vardı: Bir tavuk yumurtasının üzerinde Arabça 'Allah' yazıyormuş; düşünemiyorlar ki bir ilah kala kala bir hayvana, ve bir hayvanın da yumurtasının kabuğuna kalmaz. Toplum deprem korkusu içinde; akıldışı, bilimdışı şeylerin tam da topluma pompalanma zamanı. 'Mezarda ağlayan ölüler', 'Yanan evde yanmayan Ağlayan çocuk resimi(resmi)', 'Bilim adamlarının bile çözemediği sırlar', şifalı taşlar, şifalı takılar, şifalı dualar falan; olağanüstücü abartıcılık ülkemizde eski ve oldukça yaygın bir durumdur. Yani her olağandışı şeyden kuşkulanmak gerekmekte. Anlaşılıyor ki toplum öğrenmek yerine şaşırmak ve kolayca mutlu olmak istiyor yani ya korku dolu ya da eğlenceli bir zaman geçirmek istiyor çünkü demokrasiyi seçmeyen bir toplumun öğrenmek isteği ile birlikte olması olanaksız. Bu nedenle ülkemizde neden günde 100 kişinin telefon dolandırıldığına da şaşırmamak gerekir çünkü toplumda öyle bir kesim var ki kanmaya dünden hazır ve razı özellikte. Filozofluk dar anlamı ile felsefedir; geniş anlamı ile 'Bilimsel düşünmek'tir. Felsefe de felsefe terimleri ile yapılan bir sistemdir, bilimdir; yani felsefe demek felsefe tarihi demek değildir ancak felsefe terimleri demektir; bu nedenle ki felsefel anlamda filozof olmak için felsefe terimleri ile düşünmek gerekir. Filozof bir de olağan felsefecinin üzerinde kimsedir yani felsefel kuramlar üreten biridir, yalnızca felsefe öğreten biri değil ki yalnızca felsefe öğretene felsefe öğretmeni denilir yoksa tüm felsefe öğretmenleri ve akademisyenleri filozof olurdu. Açık ki başta medya olmak üzere toplum felsefe ve filozofluk konusunda büyük bir cehalet içinde; ve felsefeyi de, filozofluğu da Mandıra filozofu gibi, Seksenler dizisindeki '46'lık Basri gibi, ve Çocuklar duymasın dizisindeki 'Siz hiç sıpor yapan(spor) yapan aslan gördünüz mü?' gibi şeyler söyleyen ve kendisine dizide filozof denilen kimse gibi birşey sanmakta; bu nedenle ki ben Mandıra filozofu gibi filımların(filmlerin) ve dizilerdeki filozof tiplemelerinin özelde felsefeye, filozofluğa, öğrencilere ve eğitime, genelde ise Türkiye'ye büyük kötülük yaptığını savunmaktayım çünkü ne felsefe 'Felsefe yapma' diyen tuhaf popçunun sandığı gibi saçma birşeydir ne de filozofluk filımlardaki, dizilerdeki filozof tiplemeleri gibi dalgageçilecek(dalga geçilecek)alay edilecek birşeydir yani bir topluma, ülkeye kötülük yapmak istiyorsanız felsefeyi ve filozofluğu gülünç ya da basit duruma düşürmek yeterli çünkü felsefe ile, filozoflar ile dalgageçen bir toplum zaten doğru yola sırtınıdönmüş(sırtını dönmüş) demektir ki bu nedenle akıldışı-ahlkdışı moda ve akıldışı-ahlkdışı turizım gibi felsefeye ve filozoflara karşı güldürücü(mizah) işi de hem Türkiye'ye hem tüm insanlığa saldırıdır ki 'Alimler peygamberlerin varisleridir' hadisi açısından da yanlış birşeydir, peygamberlerle alayediliyor(alay ediliyor) mu da filozoflarla, felsefe ile alay ediliyor, unutmayın ki bilim de, alimlik de felsefe ile başlar; felsefe ve filozoflukla alayetmeye çalışanlara derim ki siz gidin o baştaçı ettiğiniz akıldışı-ahlakdışı moda ve akıldışı-ahlakdışı ünlülerle alayedin; yani peygamberlerle alayetmeye nasıl hakkınız yoksa felsefe ve filozoflar ile de alay etmeye hakkınız yok. Felsefe, düşünürlük(filozofluk) ve bilgelik ile deliliği ya da mizahı yanyana getirmeye çalışan yanlış, kötü, zararlı, çirkin bir yaklaşım var ülkemizde yani ya deliye filozof, bilge denilmekte ya çocuğa ya mizaha; bu kafa ile bu ülke, bu toplum mantık dünyasında bir adım bile ileri gitmez oysa felsefe, düşünürlük ve bilgelik ciddi işlerdir. Bir tuhaflık da 'Felsefe ile uğraşma, çok kitap okuma, kafayıyersin(kafayı yersin), çok kitap okuyanlar kafayıyiyor(kafayı yiyor' denilen bir toplumda bir çocuğun çok kitap okudu diye, felsefeden söz etti diye baştaçı edilmesidir, belli ki asıl amaç felsefe, düşünürlük, bilgelik falan değil eğlencedir. Ya bir irinin kapısına 'Bedava felsefe dersleri verilir' yazılsa kaç kişi gider acaba; oysa bu çocuğun videosunun tıklanma rekoru kırdığı belirtilmekte yani gören de sanır ki toplum felsefeye aç, toplum felsefe öğrenmek istiyor, toplum düşünür olmak istiyor, toplum bilge olmak istiyor. On yaşındaki bir çocuğa felsefe tarihinden birşeyler söyledi diye hemen 'Küçük filozof, küçük bilge' dedi; felsefenin f'sinden bile anlamadığı açık olan yoz medya. Yani demek ki o çocuk tıp, sağlık üzerine öğrendiği birşeyleri söylese imiş medya onu 'Küçük doktor, küçük tıpçı' diye; mühendislik ile birkaç söz etse 'Küçük mühendis' diye tanıtacakmış yani o akıldışı medya. Kuşkusuz ki kültürel dünyasını ahlakdışı ünlüler, çıplak ünlüler, akıldışı ünlüler, utanmaz ünlüler üzerine kuran medya anlayışı felsefeden de ancak bu kadar anlayabilir. Medya ve toplum o kadar büyük ve derin bir cehalet içinde olmalı ki üçbeş felsefel söz ya da sözcük eden bir çocuğu filozof sanmakta. Yani gören de toplum felsefe, düşünür, bilge arıyor da bulamıyor gibi. Sosyal medya denilen şeyde dikkat edilirse en büyük ilgi ahlakdışı kişilere yani çıplak ünlülere, saçmapan şeyler yapanlara, hayvanlara ve çocuklara yani akıldışılığa ve ahlakdışılığa. Yani zaten sosyal medya denilen şeyde gerçekleri, doğruları arayan bir kitle yok. Biri de demek çok tıklanmak için o çocuğu konuşturup sosyal medyaya koymuş. Çocuğun ne bildiği, ne bilmediği; ne söylediği, ne söylemediği değil çünkü çocuklar da bilgili, kültürlü olmak; öğrenmek hakkına sahipler. Bir çocuk her gün kitapçılara takılırsa kitap gibi konuşabilir; şaire takılırsa şair gibi, marangoza takılırsa marangoz gibi, demirciye takılırsa demirci gibi, araba tamircisine takılırsa araba tamircisi gibi konuşmaya başlayabilir; demek ki o çocuk genelde kitapçılara, özelde ise felsefe ile ilgilenen büyüklere takılan bir çocuk ki zaten annesi de her gün kitapçılarda gezdiğini söylemekte, ve belki babası da kitapsever ve felsefesever biri; kitapçılar okumaya, kitaba, öğrenmeye meraklı kimselerdir, ve kitapçılara da genelde üniversite öğrencisileri(öğrencileri) takılır ki ya sağcılardan ve solculardan oluşurlar ki demek ki bu çocuk da sol çevreden üniversite öğrencisilerinin(öğrencilerinin) olduğu kitapçılara ve o kitapçılara gelen sol görüşlü üniversitelilere takılmış ki konuşurken ki el, göz, ağız, yüz hareketleri zaten gençlere ait hareketler özelliğinde yani açık ki çocuk kitap okumaya, öğrenmeye ve büyüklerle takılmaya meraklı bir çocuk. Savım ki çocukluklarında başarılı olan kişiler yetişkinliklerinde sıradanlaşıyorlar; bu nedenle de dünya zeki çocuklarla ancak zeki olmayan yetişkinlerle dolu; bu nedenle savım ki başarılı çocuklara değil başarısız çocuklara yönelin. Yine savım ki dünyada henüz gerçek felsefe yani felsefe öğretilmemektedir; felsefe diye öğretilmekte olan şey felsefe değil felsefe tarihidir ki tıp ile tıp tarihi arasındaki fark gibidir durum yani felsefe başka şeydir, felsefe tarihi başka şey; yani felsefecilerin isimlerini, hayatlarını, savlarını bilmek felsefe bilmek değildir; yani tıp tarihin bilmek tıp bilmek midir? Cehalet dahi insanlara sırtdönerken(sırt dönerken) çocukları üstün zekalı, dahi saymak, sanmak eğilimindedir oysa çocukta üstün zeka, dahilik olanaksız birşeydir, çocukta olsa olsa genetik ya da kalıtımsal yüksek bellek(hafıza) olabilir. Abd'de de, babası matematik öğretmeni olan, 12 yaşındaki bir kız çocuğunu üniversiteye matematik Pırof'u yapmışlardı ancak sonra fahişelik işine girmişdi, fahişe olmuşdu. Gerçek ki televizyon, ceptelefonu ve bilgisayar sayesinde çocuklar günümüzden örnek ki 50 yıl öncesine göre daha çok bilgi sahibiler çünkü bilimsel, teknolojik ve yaşamsal olanaklar ile hem bellekleri daha gelişkin hem de bellekleri daha çok bilgi ile dolmakta, ve cehalet içindeki yetişkinler de onları üstün zekalı ya da dahi sanmakta. Çocukların kitap okumaları, felsefeye ilgi duymaları, ülke ve dünya sorunlarına ilgi duymaları kuşkusuz ki doğru,iyi ve güzel birşey; benim amaçım(amaçım) felsefenin, düşünürlüğün(filozofluğun) ve bilgenin sulandırılmasını, küçükdüşürülmesini(küçük düşürülmesini) önlemek; tepkim çocuğa değil onu filozof, bilge diye tanıtan yoz medyaya; kuşkusuz ki çocuk da olsa felsefe de, tıp da, kimya da, matematik de, fizik de, tarih de, siyaset de, elektıronik(elektronik) öğrenmek ve kitap okumak, boyunuaşan(boyunu aşan) ya da yaşını aşan şeyler öğrenmek hakkına sahip. 'Küçük filozof, Küçük bilge' masalı ile acaba birileri Bernard Shaw'un Pygmalion'unu bir çocukla Türkiye'de oynamak mı istiyor? O piyeste de kekeme ve taşralı hizmetçi bir bayan çok güzel konuşan bir hanımefendi haline getiriliyordu. 10 yaşında bir çocuk. Yani ilkokul 3 falan olmalı. Teybe de felsefe tarihini okursan teyp de felsefe tarihini bilir. Yani demek ki çocukta hem felsefeye merak var hem de beyininin(beyninin) genetik ya da kalıtımsal belleği güçlü, yüksek. Felsefe dersinin ilkokuldan başlatılmasını, ve eğitimin bilim ve ahlak üzerine kurulu olmasını ben yıllardır internette yazıyorum; acaba dedim çocuk benim yazılarımı mı okudu ya da benim yazılarımı okuyan birileri çocuğa öğretti mi çünkü ilkokula felsefe dersi koymak pek düşünülecek şey değil, ve olağanda da gülünebilecek birşey ancak benim dediğim şey felsefe tarihi değil felsefe bilimi çünkü felsefe tarihi felsefe demek değil, felsefe de felsefe tarihi demek değil savım ki. Ailesi 'Kitap almakta zorlanıyoruz, işsizlik parası ile geçiniyoruz' diyen bir çocuk 5 ayda 250 kitabı satın alamaz. Demek ki annesinin dediği gibi her gün kitapçılara takılmış; ve belli ki de kitapçılardaki sol kesimden üniversite öğrencisilerine takılmış; sol kesim çünkü çocuk ağızını 'Nihilızım/Nihilizm) ile açıp, 'Tek yol anarşizim' deyip anarşizimle kapıyor; dikkat edilirse nihilızımı tanımı da nihilızımın temel ve kolay tanımı olan 'Hiççilik demektir'i hiç içermiyor. 5 ayda 250 kitap günde 1,5 kitap falan eder. Çocuk 'Böyle buyurdu Zerdüşt'ü okuduğunu söylüyor; bu kitap kaç günde okunabilir, bence en az 5 günde. Çocuk bir de okula gidiyor, ev ödevleri de var. Bakın; '5 ayda 250 kitap okudum' diyor; 5 ay yani okullar açılalı zaten 5 ay oldu yani bu çocuk yaz tatilinde ne yapmış, ve okullar açılınca hem okula hem kitapçıya nasıl gitmiş? Çocuğun annesi eşinin ve kendisinin işsiz olduğunu ve işsizlik maaşı ile geçinmeye çalıştıklarını ve oğlunun tüm zamanını kitapçılarda geçirdiğini, ancak ona kitap almakta zorlandığını söylemiş. Çocuk okula gitmiyor mu, ev ödevi yapmıyor mu, evde yemek yemiyor mu; kitapçılarda çocuğun kitap okumasına izin veriliyor mu çünkü kitap okumak saatler alır; çocuğa kitap almakta zorlandığını söylemiş, peki çocuk 250 kitabı nasıl, nerede okumuş? Matematik kitapları okuduğunu söylüyor; 10 yaşındaki bir çocuğun okuduğu matematik kitapları nasıl olabilir; türev diferansiyel, integral falan? Üstelik de matematik kitabı okunmaz, çözülür çünkü metematik demek işlem yapmak demektir, roman değil ki matematik kitabı. Anlaşılan ki çocuk 'Kitap okumak'ı kitaplara bakmak ya da kitapların isimlerini ezberlemek ya da kitaplara dokunmak ya da sayfalara bakmak olarak anlıyor gibi bir durum var. Yedi yaşında olup da dinozorları Latince isimleri ile bilen, araba markalarını bilen çocuklar da var. Kullandığı eski Türkçe sözcüklere bakın; 'tanım' yerine yaşlı bir insan gibi 'tasfir' diyor; takıldığı kişi ya da kişiler büyük olasılıkla orta yaşlı ya da yaşlı. Çocuğun babası da, annesi de işsizmiş; bu durum da belki çocuğu bir an önce olgunlaşmaya ve büyüklere benzemeye, büyükler gibi olmaya; kitap okuyan, kültürlü büyükler gibi yöneltmiş olabilir ki çocuğun sözlerinde sürekli 'Şu sorunu, bu sorunu düzeltmek' durumu; bunları yapmak için de cumhurbaşkanı olmak isteği var yani açık ki çocuğu yalnızca kitap sevgisi değil ailesinin, dolayısı ile kendisinin de içinde bulunduğu sorunlar da büyütmüş. Yalnızca kendisinin olduğu bir sınıf istemesi tuhaf. Oldu olacak yalnızca kendisinin okuduğu bir okul isteseydi. Yani onca 'akıllı, mantıklı' konuşan bir çocuğun böylesine mantıksız olması tuhaf, belki ülkedeki yüksek bellekli tek çocuğun kendisi olduğunu sanıyor. Sanki gerçekleri, doğruları, felsefeyi, düşünürlüğü, bilgeliği arıyorlarmış gibi üşüşmüşler çocuğun üzerine. Gerçek ki medya ve toplum öylesine büyük bir cehalet içinde olmalı ki 10 yaşındaki bir çocuk mantıklı birşey söyleyince onu filozof, bilge sanıyor. Ancak 'Tek yol anarşi' dediği için en azından sol karşıtı medyanın gündeminden düşer artık çünkü sandılar ki nihilizım masum birşeydir, ve felsefe demek etliyesütlüye(etliye sütlüye) dokunmamak, geyikyapmak(geyik yapmak) demektir. Dediğim gibi, çocukta suç, kusur, anormallik gibi şeyler aramak yanlış; yani çocukta sorun yok; istediği konuda, istediği kadar kitap okur; sorun onu topluma ve dünyaya 'Filozof, bilge' olarak tanıtan cahil ve zavallı medyada ve kişilerde. Bence bu çocuğun en ilginç, en önemli, en üzerinde durulması gereken yanı; Aleyna Tilki'ye 'Ben seni ve rap müzik dinlemiyorum' demesi, ve bunu neden dediğidir çünkü çocuk da olsa her öğrencinin kitap okuması, bilgili olması, kültürlü olması olağan ancak baştaçı edilmekte olan, ahlaka aykırı bir sözde sanatçıyı ve berduş müziği dediğim bir sözde müzik türünü red etmesi bir çocuğun farklı ve daha önemli bir özelliği; demek ki toplumda yalnızca felsefeye, kitap okumaya bir yabancılaşma yok, ahlaka da bir yabancılaşma var ki bu yabancılaşma daha tehlikeli, daha zararlı çünkü cehaleti yok etmek en ağır cehalet ve en ağır nefs türü olan ahlaka aykırılığı yok etmekten daha kolaydır; çocukların felsefe tarihi bilmeleri gerekli ve önemli birşey değil ancak nefse ve ahlaka aykırılığa uzak olmaları gerekli ve önemli birşey çünkü nefs ve ahlaka aykırılık hayat boyu sürebilecek bağımlılıklardır ancak öğrenim-eğitim-bilgilenme sürdükçe cehalet yok olur. Benim için şaşırtıcı önemli olan şey bir çocuğun ya da bu çocuğun bu kadar kültürlü olması değil çünkü bu durum yetişkinlerin emekleri ile kolayca sağlanabilir, benim için şaşırtıcı önemli olan konu medyanın ve yetişkin toplumun felsefe konusunda bu denli bilgisizlik, cehalet içinde olması, ve 10 yaşındaki bir çocuğun 'Filozof, bilge' diye takılması. Savım ki çocukların arkalarına filozof, bilge diye takılmak akıl-ruh sağlığı açısından da doğru, iyi, normal değildir. Korkarım ki şimdi birileri de 10 yaşındaki bir çocuğu mehdi, mesih, peygamber ya da şifacı diye ileri sürebilirler. Anlaşılan ki çıplaklığa cesaret diyen yoz medya birkaç felsefel söz ezberlemiş bir çocuğa da filozof, bilge demekte. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 23.2.20/00.38
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • HanAKCADAG
  • emirbey
  • Tulpar
  • -Es-
  • İsmailEsiner
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir