Uzayıp giden yollara düştü gölgem
Bilirdim dün nereden döneceğimi
Fakat bugün yıldızlar başka söyler
Gitmez yollar oradan, gider derler
Işığı bir başka yanan bugün
Dün güneşten parça olan yıldız
Aydınlığı yolun başından sonuna giden
Yıldız
Ne çok benzer o hırsıza
Başka olan dün
Bugün başka.
O hırsız
Kandırmıştı bir serinliğinde kalbin
Her şeylerin tılsımlısı
Gözlerinden kalbe akardı da
Sandığımız deniz olurdu
Denizler üstlerinde kayıklar
Kürek çeken kollar
Boşluğa giden yollar
Tanıdık bir yüz
Başkasında günlerin
aynada karşılaşacağız
Tanıdık yüzümüz
Ne çok benzer bu başka yıldız
O hırsıza.
Işık tutar yolumuz budur
Kaybolur sonra
Yolların en bozuğunda
Karanlıkla baş başa bir gece
Sabahına güneş değmek istemez
Beş adım sonrada yolun sonu
Ama uçurumdur
Güneş değmek istemez
Hırsız ne çok benzer
Bu yıldıza
Ne çok benzer
Yolun sonu, son yolumuza
Devasız günlere bir veda
Kahrımıza müjdeler uçursak
Ne çok benzer hikayemiz
Gam kuyusuna düşen çocuğa
Ömrün kenarında bir çiçek açar
Sanırız solmaktadır biz ile
Oysa ne çok benzer kurtuluşa
Ağaç olur bir aynısı bilinmez
Viranemize yağmur getirir
Sonra bir dal uzatır
Düşmekten başka kader yok iken
Ah ki kahrımız karadır
Karadır bahtımız
Ne çok benzer bu ağaç
O hırsıza
Can sanır tutarken son bir hışımla
Zehri ile yakan dikenler
Kanımızla yazar alnımıza
Gam kuyusunda
Uçurumlarda
Yollarda ve başka alemlerin bahçesinde
Her nerede bir güzellik sanmışsak
Gözümüze perde indirir felek
Viran eder her benzeyen
O hırsıza.