kim bilir bir daha ne zaman sana böyle bakabilirim
oturup hiç bilmediğim bir yere öyle saatlerce
gün doğuşundan ta gün batımına
yine söyleyebilecek miyim yazdığım şarkıları senin adına
yıldızlar dökülecek mi bir bir senin o parıltılı efsununa
bilmiyorum
ey istanbul inan bilemiyorum
senden böyle kopmak ağır geliyor bana
nasıl da alışmışım oysa
senin o iyot kokan sokaklarına
içime dolan tuhaf havana
yani senin yanında olmaya
yani senin bir parçan olmaya
bir sabaha daha çıkamam sanırım
yaban bir el değerse tenine kıskanırım
susarım yokluğuna hayale dalar öyle yaşarım
belki boğulurum ansızın karanlığında
beni alıp gider bakışların
bir el uzatımında beklerim dönüşünü
küçük sandallar taşır büyük yalnızlığımı
cadde cadde dolaşırım seni
ruhum çıkar canımdan sana dolar
sonra gece gelir boş kalır tüm banklar
bir kuytuda bulursun acıyı
yüreğine batar acılar
sızlarsın da çıkmaz ya sesin
bakarsın anlayamazsın
sen kimsin veya neredesin...