Ayrılık değil dirilen anılar ya da çöken çıkarlardır yıkan yani nefs
Hayat yorgunundan çok anı yorgunu ya da çıkar yorgunu olur insan
Ayrılık ölüm gibi diyorlar
Giden gitsin, ne var yani
Haz içindeki beş çayı bile güneş, gün, hayat ölürken zevkle içilir
Hatırlamak güzeldir, unutmak daha güzel
Çünkü unutmadan önce hatırlamak gerekir
Siyaset bir toplum için çözüm değil
Bela aramaktır
Türkiye'yi lehçe lehçe, şive şive bölüyorlar
Çünkü bir toplumun dilinin bölünmesinin o toplumun bölünmesi
Olduğunu, olacağını büyük olasılıkla biliyorlar
Bilmiyorlarsa da ya cehalettendir ya nefsten çünkü siyaset cehalet ve nefs demektir
Ülkede 200'den çok üniversite olmasına karşın
Televizyon dizileri de evliya, alim gibi insanlar değil
Bela tipli, serseri tipli, berduş tipli, maganda tipli, maginda tipli insanlar doldu
Televizyon yarışmasılarındaki değerlendirme kurullarına(jürilere) bakın
Hangisi felsefe, bilim, Din hadisileri içinde ya da yolunda
Belki rastlantı belki rastlantı değil bunlar
Çocukların, öğrencilerin okula gittiklerini mi sanıyorsunuz
Oysa onlar bilimin ve Türkiye'nin emekçisi değil
Modanın esiri olmaya gidiyorlar
Bakın nasıl da sarmış giyimden saç modeline kadar moda
Ve şöyle diyordu bir modacı öğrencilerine bir televizyon kanalında:
'Başkalarının ne düşündüğü önemli değil, siz keyifinize bakın'
Yani sen okularda istediğin kadar doğru, iyi öğretim, eğitim ver
Toplumun asıl okulu, asıl öğretmeni akıldışı, ahlakdışı, rezil, kepaze
Pısikopat(Psikopat), sosyopat moda oldu
Sen ayakta uyu; ve ilk en kolay avı da bayanlar ve gençler
Moda mutluluk içinde öldüren bir uyuşturucuya benzer
Çünkü akıl ve ahlak tanımaz ve tanıttırmaz tıpkı uyuşturucu gibi
Okulların haline bakın sanki eğitim yeri değil eğlence yeri
Çünkü siyaset gerçek, doğru eğitimi bilmezki(blmez ki)
Siyasetin ölçütü felsefe, bilim, Din hadisileri değil oylardır
Altın çamura düşmekle çamur olmaz da
Emek teri çamura düşmekle çamur olur
Bataklığa düşen yağmurla ovaya düşen yağmur bir olmaz,
Yanaryıkılır(Yanar yıkılır) hayat(yaşam)
Gelen gidenden bayat
Hukuk denilen
Siyasetin cehaletin, nefsinden ve hilelerinden yapılan
Yırtılıpduran(Yırtılıp duran) kayat(kağıt) oy,
İnsan akılı(aklı) henüz bozuk
İşine gelen herşeye evet, işine gelmeyen herşeye hayr(hayır) diyen
Kimi yerdekine tapmaya kimi göktekine tapmaya din diyor
Dini tanımlayan Din hadisileri'ni bilen değil
Siyaset hep rezillik de, ekonomi ekonomi midir rezillik midir belli değil
Uygun kafalar okula ve işe
Uygun olmayan kafalar ya işsizliğe ya hapishaneye kafası
Doğru kafa kavun karpuz da civata somun da, köle de uşak da değil
Üniversite üstüne üniversite açıldıkça tuhaf ki
Demokrasi de, adalet de insan olmak da hep geriye
Çünkü gerçek üniversite de gerçek demokrasi de felsefedir, siyaset değil,
'Korkaklar zafer anıtı dikemezler' demeyin
Felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisileri ile kazanılmamış hiçbir zafer
Zaten zafer değildir
Ve felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne aykırı zaferler de asla zafer değildir
Bak Hitler de yenilgisinin soluğu ile tanşıncaya kadar
Ne zaferler kazanmıştı kendince
Gerçek ki felsefe, bilim ve Din hadisileri'ni bilmemek en büyük cehalettir
Onlar için işlerine gelen, çıkarlarına olan herşey zaferdir
Bir de 'Kahramanlık aptallığın öteki adıdır' derler
Oysa kahramanlık anıt dikmek, savaş kazanmak
Zafer kazanmak değil
Yanlışın, kötünün zafer kazanmasını, başarmasını önlemektir
Buyüzden(Bu yüzden) kahramanlık yalnızca doğru, haklı, iyi insanların yanında olur
Bunu da gerçekler ve doğrular belirler
Bunu da felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisileri de belirler
Kuşkusuz ki vahşi Hitler de askerlerine, ordularına
Kendi dilinde 'Kahramanlar, kahramanlarım' diye seslenmiştir
Ancak avuçunuyalar(avucunu yalar)
Kahramanlık kaleye her çıkanın değil
Bilip ya da bilmeden
Felsefenin, bilimin, Din hadisileri'nin yolunda olanındır
Evet 'Kahramanlık aptallığın öteki adıdır' derler gerçekten de öyle
Yani kahramanlığı 'Atı alanın Üsküdar'ı geçmesi' sanan sözde kahramanlığın
De ki 'Anıt dikmeye değil
Felsefe, bilim, Din hadisileri öğretmeye geldik
Çünkü insanın ve insanlığın tek doğru var oluşu budur'
De ki 'Kahramanların önderleri silahlar değil kitaplardır
Felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne göre doğru kitapların
Kahramanların gururları halk değil gerçekler ve doğrulardır
Felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne göre doğruların
Buyüzden ki bulacağın kahramanlar ortalıkta bedenlerini gururla gösterenlerin değil
Köşelerinde felsefe, bilim, Din hadisileri ile insanların, insanlığın ve dünyanın
Kötü, yanlış haline kahır içinde beyinlerini, ruhlarını, kişiliklerini
Kültürlerini sunanların ve direnenlerin çinde olacaktır',
Türkçeyi kolay bir dil sanıyorlar
Oysa Türkçe dünyanın en zor dilidir
Türkçeyi yalnızca Türkiye'nin dili sanıyorlar
Oysa Türkçe felsefel, bilimsel ve evrensel bir dildir
Türkçe bilseler zaten kağıt değil kayat derlerdi
Gerçek ki Türkiye'nin temel olarak dört şeye gereksinimi var:
Felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne ve felsefel yani gerçek Türkçeye
Yoksa siyaset için dilin önemi yoktur
Olsaydı zaten siyasetin bir millet için de insanlık için de
Dünyanın en adi dili olduğunu bilirdi
Anlaşılan ki felsefeye, bilime, din hadisileri'ne kötü insanlar
Ya özel sektör oluyor ya siyaset
İşte bu yüzden ki Semavi dini inançların hiçbirinin Öte dünya'sında
Ne özel sektör vardır ne siyaset
Demek ki henüz insanlıkta sağ beyin ile sol beyin uyumu yok
Yani burada başka konuşuluyor orada başka, şurada başka
Siyasette herşeyin sahtesi, çakması olur; gerçeği, doğrusu değil
Buyüzden Semavi dini inançların cehennemleri önce siyasetçilere
Ve hükümdarlara açıktır
Sonra özel sektöre
Çünkü dinsizler için 'Dinsizler ancak en azından insancalar
Ve insancıllar' denilecek
Hükümdara denilecek: 'Dünyada ne yaptın?'
'Bol bol astım kestim, başkalarının vatanlarını işgal ettim' diyecek
Özel sektöre denilecek: 'Dünyada ne yaptın?'
'Bol bol para kazandım' diyecek
Siyasetçiye denilecek:
'Dünyada ne yaptın?
'Bol bol yalan söyledim, hile yaptım' diyecek
Kuşkusuz ki bunların dinde yeri yoktur
Atatürk ne hükümdardı ne hükümdar savunucusu, hükümdar sevicisi
Ne özel sektör ne siyasetçi
Ancak O'nun da dört tane en büyük yanlışı
1- Türkiye'yi felsefeye, bilime, düşünürlüğe(filozofluğa), alimliğe, alimeliğe
Bilgeliğe değil de gençliğe emanet etmesiydi
2- Gençleri de felsefeye, bilime, düşünürlüğe, alimliğe, alimeliğe
Bilgeliğe değil de öğretmenlere emanet etmesiydi
3- Özel sektör denilen cehalete, nefse, asalaklığa güvenmesiydi
4- Avrupa'ya nisbet olsun diye mayo gibi dine aykırılığa ve dine aykırı kültüre
Sigara ve içki gibi bilime, sağlığa aykırı kültüre izin vermesiydi
Oysa Batı ile nesnede, nicelikte, bedende değil felsefede, bilimde ve dini tanımlayan
Din hadisileri'nde, beyinde, ruhta, kişilikte, doğrulukta yarışmak gerekirdi
Bir önder, lider felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne ne kadar bağlıysa
Ve hem toplumundan hem de insanlıktan ne kadar ileride, önde ise
O kadar büyük, gerçek, doğru, iyi önder, lider olur
Ve Atatürk sonrası Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel
Atatürk'ün bu dört büyük yanlışını düzeltmeye çalışmak yerine
Sanki bir medeniyet, medenilik, haltmış gibi Avrupa kılasikleri(klasikleri) denilen
Kitapları harıl harıl, haldır haldır Türkçeye çevirtti, Türkiye'ye doldurdu
Ve Türklerin en büyük yanlışı, zaafı olan Yabancı hayranlığı'nı daha da pompaladı
Ve Atatürk'ün yanlışlarının daha da yerleşmesine, büyümesine
Ve sonunda Atatürk'e, demokrasiye, laikliğe, felsefeye, bilime
Din hadisileri'ne aykırı bugünlere gelinmesinde en büyük neden oldu
İnsan kendi tarlasından bile sebzeyi aldığında yıkar, işler
Olduğu gibi sofraya getirmez
Bence Chp Altı ok yerine bu beş yanlışı simgeleyen
Beş ok kullansın ki neye karşı çalışması, savaşması gerektiğini hep anlamakta olsun
İşte bunu anladığında hem iktidar olur hem de kalıcı iktidar olur
Hem de doğru iktidar olur,
'Seni' hasret anlamında 'özledim' diyemem
Çünkü hep özümdesin
Belki biraz unuttum
Çünkü hiç olmayacak bir umuttasın
Gülerek ya da hüzünsüz mutlu olduğumuz konularımız
Gerçekte hüzünlü mutluluklarımızda olduğumuzdan daha zayıf olduğumuz yerlerdir
Ancak olsun çünkü zayıflık, çaresizlik
Barbar, vahşi, insanlıkdışı güçlülüğe göre medeniliktir,
'Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin
Şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla'
Demiş Aldous Huxley
Nedir bu başlamak, eylem, somutluk, nicellik, tikellik bağımlılığı, zaafı, tabusu
Takıntısı, esirliği, köleliği, uşaklığı
Anlamamış ki en doğru başlamak yalnızca en doğru başlamaktır
Anlamamış ki başlamak değil gerçekler ve doğrular önemlidir
Bunları da yalnızca felsefe, bilim ve Din hadisileri öğretir
Bazan başlamamakla ulaşılacak şeyler
Başlamakla ulaşılacak şeylerden daha büyüktür, daha üstündür
'Keşke yapmasaydım, çok daha doğru, çok daha iyi olacaktı' sözü de bunu anlatır zaten.
Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 28.3.18/12.04