Şiir Defteri

TÜRKİYE YA AHLAKLI BİR ÜLKE OLMALI YA DA ADINI DEĞİŞTİRMELİ (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
04.08.2020 / 03:15
144 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Toplumsal alanlar ahlaka aykırı giyimli insanlar, internet reklamları bile sütyen-külot bayan eti dolmakta. Sanki 21. yüzyılda değil, Mağara çağı'ndayız. Açık ki akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez dünyayı, ülkeleri akıldışı ve ahlakdışı yapmaya çalışmakta, bunun için de öncelikle cinselliği ve astrolojiyi kullanmaya çalışmakta. Bu tuzağa düşülmemeli. İnsanın ahlaklısı olur da ülkenin ahlaklısı olmaz mı, olur kuşkusuz; insanın ahlaksızı olur da, devletin ahlaksızı olmaz mı, o da oluş kuşkusuz. Yani devletler vatandaşlarına doğru örnekler gösterirlerken kendilerinde doğru örnekler göstermeliler. Demokrasi, laiklik, özgürlük ve akıl-ruh sağlığı yalnızca bilime ve ahlaka uygun şeylerin yapılmasıdır, seçilmesidir, istenilmesidir; serbestlik ya da hürlük ise böyle bir koşul içermez, taşımaz. Yani serbestliğe gitmek özgürlüğe, demokrasiye, laikliğe, doğruya, insanca dünyaya, insanca var oluşa gitmek demek değildir; bu ancak bilim ve ahlak birlikteliği ile olur; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi yani doğru insanlığı ve doğru dünyayı en iyi anlayan Muhammed idi, Muhammed'i en iyi anlayan da Atatürk idi. Ah o 'Avrupa birliği, İstanbul sözleşmesi, Abd, Osmanlı, Arab, Muhammed, Atatürk, demokrasi, laiklik, özgürlük, eğitim, sanat, medya, turizım(turizm)' diyebilen diller bir de 'Bilim ve ahlak' diyebilseler; o zaman Türkiye'nin de, insanlığın da derdi kalmazdı. Anlaşılan ki Batıdan birileri 80 yıl önce, 'Türkiye'yi Türklüğe, dine, ahlaka aykırı biryer yapacağız' demiş ve çalışmaya başlamış olmalı ki Türkiye 21. yüzyılda Türklüğe ve dine aykırı bir ülke durumunda, üstelik de bunu kendilerine 'Türk' ve 'Müslüman' diyen, tuhaf siyasetçiler gerçekleştirmiş durumda. Bilim; bilim öğretir ancak aptal olmamayı önlemez, bunu ancak din ya da ahlak sağlar yani ahlaksız bilim, ahlaksız eğitim cehalet içindeki alimler yaratabilir; bu nedenle ki Muhammed de 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler bile hırsızdır' dedi. Yani 'ahlak'sız eğitim, ahlakı dışlamış eğitim, ne kadar bilimsel olursa olsun eksik, yarım bir eğitimdir, ve bedeni olup başı olmayan bir hayvana benzer, bu nedenle ki insanlıkdışı, cani Hitler'in bile yanında bilimciler vardı, yani üniversite değil, 'ahlakçı üniversite' önemli, değerli, üstün, onur, gurur, övünç yoksa genelevlerin bahçelerinde de üniversiteler açılabilir ya da üniversitelerde eğitim çırılçıplak da olabilir. Ahlak nefssizlik gerektirir, ahlaksızlık ise nefs köleliğidir; nefs de hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır), hem de önce akılı yok eder, sonra da ahlakı, vicdanı. Yani 'üniversite' değil 'Bilimsel ve ahlakçı üniversiteler' gerekli; üniversite mezunuları(mezunları) değil, 'Bilimsel ve ahlakçı üniversite mezunuları' gerekli. Yani yalnızca 'eğitim' değil; 'bilimsel ve ahlakçı' eğitim. Pılaj(Plaj), otel yüzme havuzu, site yüzme havuzu. 'Halk pılajı' denilen yerler de var. Yani 'halk'. Bunlar; yetişkin insan dişisilerinin bikini, mayo diye sütyen-külot olarak, yarıçıplak yetişkin insan erkekleri ile birlikte; bunların da çocuklarla birlikte bulundukları yerler yani giyim ahlakı yok, cinsel utanmak yok. Ünlüler var; yine pılaj, otel havuzu gibi yerlerde, yine sütyen-külot, herkesin içinde; buna ek olarak bir de medyada sütyen-külot ya da çırılçıplak, fotoğrafları, videoları yayınlanan yani ahlaka aykırılıkları yalnızca kendi alanları ile değil, topluma, insanlığa, dünyaya da yansıtılan. Ahlak sanılmakta ki akıldışı, mantıkdışı, gerici, insanlığa aykırı, aptalca birşeydir, tıpkı dinsizlerin dini 'Halkın afyonu' sanmaları cehaleti ya da aptallığı gibi; onlar da belli ki Muhammed'in 'Din ilimdir(bilimdir), bilim yoksa din de olmaz' diyen sözlerini bilmiyorlar. Felsefel, bilimsel ve nitel açıdan ahlak da savım ki zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, felsefenin, bilimin, insanlığın en üst nitel aşamasıdır; bu nedenle ki yalnızca Muhammed değil, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi. Açık ki cehalet mutluluk vermekte, ve akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı bir dünyada da mutluluk cehaletten gelmekte. İnsanların; özgürlük, demokrasi, laiklik ve akıl-ruh sağlığı açısından yalnızca bilime ve ahlaka uygun şeyleri yapmaya hakları varken; siyasetin ve özel sektörün çıkarları yüzünden insanlar akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı şeyleri yapmak serbestliği içindeler ki cehaletin de doğruya değil yanlışa, iyiye değil kötüye mutluluk, özgürlük diye gideceği açıktır, ve öyle de olmaktadır yani hukuklar insanlara yalnızca bilime ve ahlaka uygun şeyleri yapmak özgürlüğü değil, bilime ve ahlaka aykırı şeyleri de yapmak serbestliği vermektedir; bu durumda, insanlar istedikleri herşeyi yapabilirler ancak açık ki akıl, felsefe, bilim, din, ahlak, insanlık da onları eleştirmek, tanımlamak ve sınıflandırmak hakkına sahiptir yoksa doğrunun da, gerçeklerin de, akıl-ruh sağlığının da, özgürlüğün de anlamı kalmaz. Din 'afyon', ahlak 'tabu' sayıladursun(sayıla dursun); gerçek ki Türk de, dinli de 'Önce ahlak' demektir; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de yalnızca 'Önce bilim' değil, 'Önce ahlak' da dedi çünkü ahlaksız, ahlakı dışlamış, ahlak içermeyen bilim örnek ki sürücüsü banka soyguncusu arabaya, örnek ki seri katilin elindeki, cinayet aleti ekmek bıçağına benzer yani bilim beden gibidir, ahlak ise beyin gibidir; bilim bedeni korur, ahlak ise akıl-ruh sağlığını; açık ki siyasetin akıl-ruh sağlığına değil oya, özel sektörün de akıl-ruh sağlığına değil paraya gereksinimi olmalı ki ahlaka aykırı herşey serbestleşmekte. Bilime ve ahlaka aykırı hukuk yani siyaset diyor ki 'İnsanlar suç olmadıktan sonra, istedikleri herşeyi yapabilirler' ancak gerçekler ve doğrular var, örnek ki Türk de, dinli de önce 'ahlak' demektir, bunu da söylemek gerekir; yani bu durumda, toplumsal alanlarda ahlakdışı giysilerle bulunanlar da, pılajlardaki/havuzlardaki ahlaka aykırı durumlu insanlar da açık ki Türk de, dinli de olmazlar; bunun böyle olması da açık ki Türkiye'nin Türklüğe ve dine aykırı güçlerce elegeçirilmesi(ele geçirilmesi) ile sonuçlanabilir ki bu durumda da Türkiye'ye 'Türkiye' demenin anlamı kalmaz çünkü Türk demek 'Önce ahlak' demektir yani hem ahlaka aykırılıkları serbest bırakıp hem de bu ülkeye 'Türkiye' demek hem mantıksızlıktır, hem Türklüğü küçükdüşürmektir, 'dinli' geçinildiği için de dini de küçükdüşürmektir(küçük düşürmektir). 'Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz' derler ya; hem ahlaka aykırılık, hem de Türklük ve dinlilik olmaz, yani siyaset Türklük ve din karşısında kendini eleştirmek ve tanımlamak zorundadır ki toplum da nerede, kimin yanında yeralacağını(yer alacağını) bilsin. Hukuka göre, istediğini yapabilirsin ancak olmak istediğin şeyin özelliklerine aykırı isen, istediğini yapmakla istediğin şey olamazsın. Türklüğün de, dinliliğin de, akıl-ruh sağlığının da özellikleri var, ve utanmazlık da, ünlülük de, siyaset de bunlar vermez. Bu nedenle ki gerçekler de, doğrular da, ben de diyorum ki toplum içinde ahlaka aykırı giyimli insanlar Türk de, dinli de olamazlar yani böyle bir olasılık, olanak, gerçek, doğru yok. Zina serbest, eşcinsellik serbest, eşcinsel evlilik serbest, ortalıkta sütyen-külot dolaşmak serbest, bay-bayan karışık masaj salonuları serbest, genelev serbest, bar/pavyon serbest, sex shop serbest, ahlakdışı moda serbest, ahlakdışı, ünlüler baştaçı; sonra da 'Türkiye' öyle mi; pısikoloji(psikoloji) bilimi şizofreniyi akıl-ruh sağlıklılığı saydığı zaman bu olabilir ancak. Anlaşılıyor ki siyaset hükümdarlık ile deliliğin bileşkesidir; bilimin ve ahlakın değil. Ben Türkiye diye sütyen-külotlu pılajların, sütyen-külotlu kişilerin, ahlaka aykırı yerlerin, ahlaka aykırı kişilerin, ahlaka aykırı hayatın gösterilmesinden üzüntü, acı duymaktayım. Ahlaka aykırı insanlar mutlu olacaklar diye ahlakçı insanlar rahatsız edilemez. Türkiye'yi bilim ve ahlak yani Atatürk de, Muhammed de yönetmiyorsa kim, kimler yönetiyor? Bunu düşünmek zorunluluğu oluşmakta artık. Yani, Türkiye ya ahlaka uygun bir ülke, vatan, devlet olsun ya da adını değiştirsin; hem ahlaksızlık serbestliği, hem Türkiye adı, birlikte olmuyor, olmaz da, olmamalı da. Yani, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilimsel ve ahlakçı' Türkiye için ileri; yoksa doğrular susarsa yanlışlar egemen olur. Avrupa birliği'ne değil 'Bilim ve ahlak'a girin; İstanbul sözleşmesi'ni değil, 'Bilim ve ahlak sözleşmesi'ni imzalayın; siyasetle değil, 'Bilim ve ahlak' ile yönetilin. Türkiye ya ahlaklı, ahlakçı bir ülke olmalı ya da adını değiştirmeli; ya adına yakışmalı, ya da haline uygun başka bir ad bulmalı kendine. Böyle olmaz. Hemen hemen hertürlü ahlaka aykırılığın serbest olduğu bir ülkeye 'Türkiye' demek hem Türklüğe, hem mantığa, hem de vicdana aykırıdır. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 4.8.20/03.05
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • gülbahçem
  • Çavdar
  • ozanpamir
  • elifahi
  • AmatörŞiirci123

Bağlı Üyeler

  • yaşarkılıçoğlu21:49
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir