Şiir Defteri

TÜRKÇE EZAN KONUSU (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
09.11.2018 / 12:44
107 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Ülkemizde; Türkçeyi, yanlış, kötü, düşman, sorun gösteren; 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmeli', 'Dil devrimi adı altında damarlarımız kesildi', 'Lozan zafer değil hezimet', 'Gavur İzmir', 'İki ayyaş' gibi şeylerin arkasına takılmış, nicel olarak palazlanmış; felsefeden, bilimden payını ya yeterli alamamış ya alamamış bir kitle var. Şimdi de bu kitle 'Türkçe ezan zulümü' deyip gerçekte yalnızca Türkçeyi değil İslamiyet dini inançını da anlamadığını gösteriyor çünkü bu söz Türkçeyi de, ezanı da mantık olarak zulüm sayar. Bu kitle sanki dini tanımlayan Din hadisileri'ni biliyormuş gibi din konusunda da İslamiyet dini inançı konusunda da egemen davranmaya çalışıyor. Ezan konusunda şunu araştırmak gerekir: İslamiyet dini inançının dinderi(peygamberi) Muhammed ezanı hayatında kaç kez okutmuştur? Ezan İslamiyet dini inançı için çok önemli ise neden İslamın şartları'nda da, İmanın şartları'nda da yoktur? Eskiden ne çalar saat vardı ne ezan saatileri(saatleri) ne namaz saatileri. Ezana, namaza saatleri kim, kimler koymuştur? Öteyandan(Öte yandan) ezana bu kitle 'Ezanı Muhammed' diyor yani Muhammed'in ezanı yani namaz Allah için iken namaza çağıran ezan nasıl Muhammed için olabilir? Bakın ki bu kitle Muhammed'e Hz, Sav, As, Sas gibi, üstelik de İslamiyet dini inançına da, dine de aykırı ünvanlar akarken hem ezanda 'Hz Muhammed' değil yalnızca 'Muhammed' denilmektedir hem de 'Ezanı Muhammed' derlerken 'Ezanı Hz Muhammed' dememektedirler. Görülen ki hem açıdan mantıksızlık ve tutarsızlık vardır hem de İslamiyet dini inançı üzerinde keyfilik yapmak isteyen bir kitle vardır. Günümüzde kol saatinden ceptelefonu saatine kadar çok alanda saat vardır; bu nedenle ezan yani ibadet için hoparlörle çağırmaya gerek bile yoktur artık. Öteyandan hem 'Sünnet' deyip Muhammed'in özel hayatına ait şeyleri bile yapmaya kalkan hem de ezanı 'gavur icadı' amfilerle, mikrofonlarla, hoparlörle okumaya kalkan bir kitle var; peki sünnet ise neden ezanı ağızlarıyla okumuyorlar ve üstelik de 'gavur icadı' hoparlör, mikrofon, amfi ile okuyorlar? Görülmekteki günümüzde ezan bir nefs, haz haline getirilmiştir artık, öyle ki en güzel ezan okuma yarışmasıları yapılmakta da olabilir, ezanı güzel okuyan müezzinlere sahip olma yarışı da başlamış olabilir; çocukluğumdan anımsıyorum, bizim ilçenin müezzininin sesi çok güzeldi, öteki ilçelerden 'Gel bizim camide oku' diye teklifler alırdı ki günümüzde 'en güzel Kuran okuma yarışması'ları bile yapılmaktadır. Onların anlayamadıkları şeylerden biri de şu: Dinde de, İslamiyet dini inançında da yarışma yoktur, olmaz çünkü yarışma nefstir yani kötülüklerin temeli ve en büyük cehalet. Dinde ezan da, ibadet yani tapınma da olmaz. Çünkü dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilimdir/ilimdir, bilim olmayan yerde din de olmaz' der. Bilimde ibadet yani tapınma olmaz. Ancak dini inançlar dinden farklıdırlar; bakın ki Hindistan'da da Budha heykeline tapıyorlar. Dini tarihte ilk kez bilimsel olarak tanımlayan Din hadisileri'nden bu yana din ile dini inanç arasında ayırım mutlak olarak oluştu artık. Gerçekte her dini inanç hem dine yöneliktir, yarısı da dine aykırılığa çünkü her dini inanç gerçekte gerçeği, doğruyu, iyiyi, mantıklıyı arar. Bu hal Din hadisileri ile mutlak olarak açığa kavuşmuştur artık; yani Din hadisleri ile Marx'ın 'Din halkın afyonudur'u da çöpe gitmiştir artık çünkü Din hadisileri 'Din bilimdir' dediği din yani bilim asla çöpe gitmez. Türkçe ezana karşı çıkanlar sanki Din hadisileri'ni biliyorlarmış, Din hadisileri'ne uygun insanlarmış gibi konuşuyorlar. Onlar zaten dinin dışındalar da açık ki İslamiyet dini inançının özünden de uzaklar çünkü dini tanımlayan Din hadisileri var olmamış olsa bile zaman açısından, savundukları kendi inançları ile tutarsızdır. Ne diyorlardı? 'Çağ artık başka çağ, İslamiyet güncellenmeli' gib şeyler diyorlardı çünkü açık ki İslamiyet dini inançı ile bile ters düşmeye başladılar, bırakın ki Din hadisileri ile ters düşmesinler. Ancak; peki çağ değişti ise, saat denilen şey herkeste de varsa neden hala üstelik de hoparlörlerle ezan okuyorlar? Öteyandan; bir ilaha tapmanın yeri ve zamanı olmaz. İlah ilahtır. Yani 'Şu saatlerde ilaha tapacaksın, ilaha tapınmaya şöyle çağıracaksın' diye birşey ilahlı dini inanç yapısına aykırıdır zaten. Yani açık ki İslamiyet dini inançında namaz saatileri ilah için değil Müslümanlar içindir, yani Müslümanlara 'Hiç değilse şu zaman dilimilerinde tapının' anlamındadır ki bu nedenle zaten İslamiyet'in şartlarında da, İmanın şartları'nda da yoktur yani gerçekte, açık ki bir ilaha günün her saatinde, her anında tapılabilir. Öteyandan tapmak ile tapınmak farklı şeylerdir de çünkü insan tapınmadan da tapabilir ki bu hal aşk konusunda dillere 'Sana tapıyorum' iltifatı(övgüsü) ile geçmiştir ancak hiçkimse sevgilisine, eşine asla tapmıyor yani dini inançlar gerçekte tapınmak üzerine değil tapmak üzerine kuruludur yani dini inançlılar ilahlarına, tapınmadıkları zamanlarda da tapmaktadırler yani açık ki İslamiyet dini inançı da Türkçesi ile tapınmak, Arabçası ile ibadet üzerine değil tapmak, ibadet üzerine kuruludur ancak okumak, düşünmek, öğrenmek istemeyen kişiler ile çıkarları gerçeklere, doğrulara aykırı kişiler, kuruluşlar ve kurumlar, en başta da siyasetçiler dini de, İslamiyet dini inançını da soyut özlerinden koparmaya ve örnek ki ezana, namaza, hacca, zekata, Ramazan ayı'na, Kurban Bayramı'na, adaka, lokmaya, helvaya, aşureye, Kandil'lere eşitlemeye çalışırlar ve peygamberlerinin 'Din bilimdir, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin' sözlerini ve ilahlarının 'Oku' emirini ya bilmezden gelirler ya da kendi nefslerine göre yorumlamaya çalışırlar ki Ramazan ayı gelince din iman ahkamı kesen televizyon kanalılarının Ramazan ayı geçince hallerine bakın, bikinililer, çıplaklar, içkiler, ahlaka aykırılıklar ile içiçe olduğu görülür. Gerçek ki Din hadisileri'ni bilmeyenler dini de İslamiyet dini inançını da bilemezler ki 'Babanın öz kızına şehvetle bakması haram değildir', 'Dokuz yaşındaki kız çocuğu evlenebilir, doğurabilir', 'Dün dönmüyor', 'aç kalırsanız karınızı yiyebilirsiniz' fetvasıları verenleri gördük; hem ortalıkta bikini, mayo yani sütyen-külot ile dolaşıp hem de ağızlarından 'Allah' adını düşürmeyen tuhafları da görüyoruz işte. Gerçek ki Din hadisileri'ni bilmemek dinden de, İslamiyet dini inançından da uzaklaştırır. Açık ki her dini inanç gibi İslamiyet dini inançı da çağlara, çıkarlara, cehalete ve nefse göre yönlendirilmeye çalışılmaktadır ki Adnan Oktar'ın ve Kedicik'lerinin hali de bu hallerdendir işte. Türkçe ezana tepki göstermede başı çekenler tuhaf ki genelde ya siyasete ya ticarete bulaşmış ya da onların yandaşıları(yandaşları) kimselerdir. Onlar anlamıyorlar ki siyaset de, ticaret de hem dine aykırıdır hem de İslamiyet dini inançına. Onlar 'Sultanlarla düşüpkalkan(düşüp kalkan) alimler de hırsızdır' ve 'Çarşı Şeytan'ın mescdidir' hadisilerini de öğrenmeliler önce. İnsanlık genelde genelde cehalet ve nefs; özelde ise siyasetçiler tarafından her alanda olduğu gibi hem dini alanında hem de dini inançlar alanında hem yanlış yönlere hem de dini inançlara aykırı yönlere götürülmektedir. Yani ülkesilerinde(ülkelerinde) genelevlerin açık olduğu, zinanın serbest olduğu, fuhuşun serbest olduğu, sütyen-külot ortalıkta dolaşmanın serbest olduğu, eşcinsel evliliklerin bile serbest olduğu kişilerin bunlara karşı çıkmak yerine Türkçe ezana karşı çıkmaları hem din adına hem de İslamiyet dini inançı adına aykırıdır çünkü hem asıl karşı çıkmaları gereken şeylerle dost olmuşlardır hem de din de, İslamiyet dini inançı da tek bir dile değil her milletin diline sahiptir yani örnek ki ülkenizde eğitim Türkçe yerine Latince mi verilmekte; hayır çünkü bilim evrenseldir ve her milletin kendi dilinde olur; din de hem bilimdir hem evrenseldir, her milletin kendi dilinde olur. Türkçe ezan konusunda ortalığı karıştıranlara aldanmayın; onlar önce ülkelerindeki ahlaka aykırı, dine aykırı şeylere karşı çıksınlar. Onların asıl amaçı zaten din iman değildir çünkü din hadiisleri2nden haberileri bile yok; onların asıl amaçı Türkiye devleti'nin yerine Osmanlı devleti'ni geçirmektir yani taht nefsi için bebek kardeşlerini, öz annesilerini, öz babasılarını bile öldürtmüş bir kültürü geçirmek; bu nedenle bakın ki Atatürk'e laf söylerler, Lozan'a laf söylerler, Türkçeye laf söylerler, demokrasiye laf söylerler, laikliğe laf söylerler ancak o sultanlara hiç laf söylemedikleri gibi bir de onları baştaçı ederler, önder edinirler. Gerçek ki ezanın Türkçe okunmasını geçin; bu çağda, hoparlörlerle bağıra bağıra ezan okumak bile hem İslamiyet dini inançına aykırıdır hem de gerçek devlete çünkü doğru bir devlet bir dini inançı tahakküm haline getiremez. Yani ortada ki sanki dinden imandan anlıyorlar da bir de kalkmışlar diin iman adına ahkamdalar. Televizyondaki hallerine bakın: Göğüs dekolte giysilerle din iman taslıyorlar. Hem modanın kölesi olup hem din iman taslıyorlar oysa dinde moda olmaz çünkü moda hem akıldışılıktır hem aklakdışılık. O kadar dinli imanlı iseler önce genelevlere, zinanın serbest olmasına, eşcinselliğin yasaklanmamasına, çıplak pılajlara, akıldışı-ahlakdışı modaya, akıldışı-ahlakdışı ünlülere karşı olsunlar. Onların amaı gerçekte din iman değildir; onların amaçaı gerçekte Türkçe, Atatürk ve Türkiye düşmanlığıdır. Onlar açık ki Türkçeyi, Atatürk'ü, laikliği, Türkiye'yi, cumhuriyeti, Lozan'ı öcü gibi göstermek ve kendi öcülüklerini örtmek ve ülkeye egemen yapmaktır. Televizyonlarına bakın; hertürlü akıldışılık, ahlakdışılık yani dine aykırılık var. Onların tek amaçlı siyasettir, ticarettir, nefstir, aldatmaktır, Türkiye cumhuriyeti'ni kurnazlık edip yasal yollardan yıkmaktır. Türkçe ayıp mı ki ezan Türkçe olmasın? Din de, bilim de herkes anlasın diyedir. Onlara kalsa Kuran'ı bile Türkçeye çevirtmezlerdi tıpkı İncil'in yalnızca Latince olmasını isteyen Ortaçağ papaz diktatörlüğü gibi. Dikkat edin; devlet kurumuları bile hijyen, etik, misyon, lansman, misyon, vizyon gibi yabancı sözcüklerle doldu, dolduruldu ancak buna hiç tepkileri yok, ancak ezan Türkçe ise tepkiler var, neden, çünkü Türkçeye düşmanlar çünkü Türkiye cumhuriyetine, Atatürk'e düşmanlar. Gerçek ki onların kafalarındaki dünya ne bilime ne dine ne Türklüğe ne insanlığa uygun bir dünyadır. Öyle ki dikkat edin bu gidişle adı Türkçe olan çocuk bile olmayacak ülkede çünkü çocuklara Türkçe ad koymamaya özen gösteriyorlar. Onların din diye, Müslümanlık diye anladıkları ve ezberleymeye çalıştıkları şey gerçekte din değil Osmanlıcılık, Arabçılık ve Akp yandaşılığıdır. Ne yani; Türkçe ezan ayıp mı komiklik mi? Türkçeye uzak olanlar kuşkusuz ki türkçe sözcükleri de komiklik görebilirler tıpkı bisiklet yerine oturgaçlı götürgeç sözcüğünde olduğu gibi çünkü onların ruhları, kişilikleri, beyinleri yabancılaşmıştır Türkçeye, Türkiye'ye herşeyden önce. Yani ezanın Türkçe sözleri çok mu komik de Türkçe ezan istemiyorlar? Yoksa onlar ne yaptıklarını bilmeyenler mi; çünkü ezanın Türkçesinde ne diyorsa onu yapıyorlar. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 9.11.18/12.31
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • ŞEKERLEME
  • emremusa26
  • shi
  • elaguc2009
  • eser5
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir