Şiir Defteri

SİYASET YOK EDİLMEDİKÇE TÜRKİYE KURTULMAZ (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
08.11.2018 / 10:24
121 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Sorunları doğru algılamak için de, doğru anlamak için de, doğru çözmek için de önce felsefe gereklidir çünkü felsefe hem doğru mantığın başlangıçı(başlangıcı) hem koruyucusudur. Siyaset yok edilmedikçe Türkiye kurtulmaz. Yalnızca Türkiye mi? Dünya da. Neden? Çünkü siyaset üniversite mezunularınca da yapılsa, akademisyenlerce de yapılsa, bilimcilerce de yapılsa nefstir yani insanlığın, dünyanın en büyük cehaleti. Gerçekte siyaset hükümdarların, kapitalist de toprak ağasılarının yerini almışlıktır. Demokrasiyi halk kurmuş olsa da bu neden böyledir? Çünkü o zamanlar halkın önündeki örnek felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisileri değil hükümdarlardı. Yani halkın yarattığı nicel demokrasi türü gerçekte kötü hükümdarlara karşı iyi hükümdarlar yaratmak içindi. Gerçek demokrasi ise felsefe, bilim ve Din hadisileri ile olur; halk ile değil. Siyaset bir yalan, inkar, hile dünyasıdır tıpkı hükümdarların dünyası gibi. Yani siyasetçilere bakın; bugün söylediklerini yarın inkar etmiyorlar mı, işlerine gelmeyince; oysa bilimde böyle şey olmaz. Adam ne dedi; 'İsmet İnönü'nün elinde Türk bayrağı yok, yalnızca Abd bayrağı var' dedi, oysa İnönü'nin elinde iki bayrak vardı ve biri de Türkiye bayrağı idi; ve adam 2-3 gün sonra 'Ben elinde Türk bayrağı yok demedim, elinde Türk bayrağı olduğunu herkes görüyor' dedi. Yani böyle ülke yönetilmez, böyle devlet yönetilmez çünkü böyle bilim yönetilmez, böyle din öğretilmez. Bilimcilere bakın; bugün söylediklerini üç gün sonra inkar ediyorlar mı; peygamberlere bakın, o gün söylediklerini üç gün sonra inkar ediyorlar mı, hayır; işte ülke, devlet böyle yönetilmeli ve bunu da ancak Felsefe-Bilim-Din hadisileri üçgeni sağlar çünkü bunlar hem birbirlerinden var olurlar hem de birbirlerini denetlerler. Siyasetçilere bakın. Birbirlerine bağırıpçağırmalar(Bağırıp çağırmalar), kaba davranmalar, hakaretler, kavgalar, yumruklar, tekmeler. Peki bir hastahanede başhekim hastahanesini böyle yönetse ne olur; ertesi günü görevden alınır. Peki bir öğretmen sınıfını böyle yönetse nasıl olur; ertesi günü görevden alınır. Peki ham yalan üstüne yalan söyleyen, söylediklerini inkar eden, hakaretli konuşan, bağırıpçağıran, kavga eden, yumruklaşan siyasetçiler görevlerinden neden alınmıyorlar? Çünkü nicel demokrasi yani halk demokrasisi gerçekte hükümdarlık düzenidir, hükümdarlara özenmektir. Bu nedenle bakın halklar bile yarışmalar yapıp kendilerine kırallar(krallar), kıraliçeler(kraliçeler) seçiyorlar, seçtiklerine taç takıyorlar. Bu da nicel demokrasinin ve siyasetin, hernekadar gizlense de diktatörlük yanıdır ki Hitler de başa siyasetle yani nicel demokrasi ile yani halk demokrasisi ile geldi zaten. Oysa gerçek, doğru, nitel demokraside başa gelecek kişilerin mutlaka felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne uygun olacakları bilinir ve güvence altındadır. Nicel demokrasi öyle ilkel, öyle barbar, öyle akıldışı, öyle ahlakdışı bir olasılığa sahiptir ki başa gelen siyasetçiler ülkelerinde çıplaklığı bile serbest bırakabilirler, vahşi bir düzen de kurabilirler; yani nicel demokrasi ya ahlakdışılığa ya insanlıkdışılığa gider ki ikisi de akıldışıdır yani nicel demokrasi akıldışı olmaya mahkumdur. Çıplaklığı isteyen siyasetçiler de, vahşeti isteyen siyasetçiler de toplumlarında yeterince oyu bulabilirler çünkü düşünür, alim, alime, bilge olmayan insanlardan oluşan toplumlarda yanlış, kötü herşeye de eleman bulunabilir. Yani doğru bir ülke için önce toplumun düşünür, alim, alime, bilge kişilerden oluşması; bunun için de ülkeyi felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin yönetmesi gerekmektedir. Nicel demokraside bir de şu vardır: Değil toplum, toplumun seçtikleri bile özgür değildir çünkü örnek ki Akp milletvekilileri felsefe, bilim, Din hadisileri ya da halk ne derse değil genel başkanları ne derse onu derler yani bu durumda örnek ki 300 Akp milletvekili gereksiz olmaktadır zaten kendi istedikleri ya da felsefenin, bilimin, Din hadisleri'nin ya da gerçeklerin, doğruların ya da halkın istedikleri gibi değil genel başkanlarının istediği gibi davranacaklardır, yani bu durumda miletvekili seçimlerinin ne anlamı kalır? Bir de bakın; niceld emokraside siyaset bir muhaliflik yani düşünce karşıtlığı biçimini aşıp bir düşmanlık cephesi yani savaş halini de almakta ve üstelik de demokrasiye karşı bile ki bu nicel de olsa demokrasi adına tuhaf bir durumdur. Yani örnek ki yaralıları hastahaneye götürmesi için cankurtaran(ambulans/ambulance) çağırıyorsunuz, geliyor, yaralıları hastahaneye taşımak yerine sağlam insanların da üzerinden geçiyor. Yani demokrasi bu halde çünkü felsefe, bilim, Din hadisileri üzerine değil hükümdarlık üzerine kurulu ki sözde çağdaş, sözde medeni Avrupa'da bile kırallar, kıraliçeler, pırensler, pırensesler var hala. Gerçek ki insanın da, toplumların da, insanlığın da kurtuluşu yalnızca felsefe, bilim ve Din hadisleri'dir; ve siyaset de, özel sektör de insanların, toplumlarının ve insanlığın felsefeye, bilime ve özellikle de Din hadisileri'ne ulaşmasılarını engellemektedir çünkü felsefe, bilim ve Din hadisileri zaten siyasete ve özel sektöre karşıdırlar çünkü cehalete ve nefse karşıdırlar. Nicel demokrasi ve yönetim biçimi olan siyaset öyle niceldir ki görmektesiniz ki tek konusu ekonomi ve terördür; yani ortalığı çıplaklık, ahlakdışılık, yozluk sarmış, umurunda bile değil çünkü nicel bir dünyanın anlayabileceği ve benimseyebileceği tek şey niceliktir. Yatırımmış; Türkiye'de 80 yıldır yatırım yapılmıyor mu, yapılıyor? Peki sonuç ne? Ekonomi hala sorunlarda. Peki Türkiye'de 30 yıldır teröre karşı savaşılmıyor mu? Savaşılıyor? Sonuç ne? Yine terör var. Peki Türkiye'de 80 yıldır siyaset yok mu? Var. Sonuç ne? Kaos. Peki Türkiye'de 80 yıldır özel sektör yok mu? Var. Peki sonuç ne? Ekonomi yine geride. Peki Türkiye'de 80 yıldır olmayan şey ne? Felsefe ancak gerçek, doğru felsefe yani felsefe tarihi, felsefe mazisi, felsefe magazini değil felsefe bilimi; bilim ancak bilim öğrenmek değil bilimsel kişi olmak; ve Din hadisileri yani Felsefe-Bilim-Din hadisileri devleti. Demek ki çözüm felsefede, bilimde ve Din hadisileri'nde. Zaten Atatürk de, Din hadisileri de 'Önce bilim ve ahlak' diyorlar. Ve ülkemizin haline bakın: Biryanda(Biryanda) falcılar, medyumlar, astrologlar, cinciler, periciler; biryanda bikini, mayo, mini etek, mini şort, moda adı altında çıplaklar, genelevler, zina serbestliği, eşcinsellik serbestliği, eşcinsel evlilik serbestliği, eşcinsel aile kurmak serbestliği yani ne ararsan var. Demek ki daha en baştan temel yanlış; temel yanlış olunca da duvarlar sağlam olsa ne olur, olmasa ne olur. Bu nedenle Türkiye de, öteki ülkeler de önce Felsefe-Bilim-Din hadisileri üzerine kurulmalıdır ki böyle bir dünyada zaten bir sömürgen olan siyasete de, bir sömürgen olan özel sektöre de yer yoktur. Bu nedenle de bakın ki hiçbir dini inançın Öte dünya'sında siyaset ve özel sektör de yoktur. Yani nicel demokrasi yani siyaset ve özel sektör demokrasisi felsefe, bilim, Din hadisileri dünyası değil, lay lay lom dünyasıdır. Nicel demokrasi devletlerin dilenci durumuna düşürülmesidir çünkü seçim adı altında, siyaset adı altında ve üstelik de binbir(binbir) yalanla, binbir hile ile oy dilenmektir yani nicel demokrasi aldatmacadır, kandırmacadır, özel sektöre yani patronlara ülkeyi, devleti, toplumu yönetme hakkı da vermektir yani onların hükümdarlık hayallerini yaşamalarını, tatmin etmelerini sağlamaktır. Türkiye'yi ve dünyayı felsefe, bilim, Din hadisileri, düşünürler(filozoflar), alimler, alimeler, bilgeler yönetmelidir; Atatürk'ün de, Din hadisileri'nin de, nitel gerçek demokrasinin de demek istediği budur. Gerçek ki siyaset de, özel sektör de felsefeye de, bilime de, Din hadisileri'ne de, akıla da, mantığa da, insanlığa da, insanca bir dünyaya da aykırıdır; komşunun evine kırk yıllık kirle gitmek gibidir. Su insanların ve toplumların bedenlerini temizler; felsefe, bilim ve Din hadisileri ise ruhlarını. Ordular toplumların vatanlarını kurtarırlar; felsefe, bilim ve Din hadisileri ise ruhlarını. İşte bu nedenle ki dini inançlarda 'Kurtla kuzu kardeş olacaklar' konusu vardır ancak siyasetle, özel sektörle yani nicel demokrasi ile kuzular bile birbirleri ile düşman olurlar çünkü siyaset de, özel sektör de felsefe, bilim, Din hadisileri, insanlık dünyası değil 'Sen-ben kavgası'dır. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 8.11.18/10.13
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • ŞEKERLEME
  • emremusa26
  • shi
  • elaguc2009
  • eser5
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir