Şiir Defteri

PROF TUFAN GÜNDÜZ'DEN BİLİMDIŞILIK (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
13.06.2018 / 11:29
147 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
İnsanca olmaya ait herşey kurallar, yasalar, ilkeler ister. Dinin kuralı, yasası, ilkesi de dinin 1400 yıl önce İslamiyet'in dahi, düşünür dinderince(peygamberince) dini tanımlayan ve benim de Din hadisileri adı ve amaçı altında topladığım hadislerdir. Din hadisileri'ne uymayanları, aykırıları, aykırılıkları din olarak da dinli olarak da düşünmem, kabul etmem. Felsefenin de kuralı, yasası, ilkesi ülkemizde ve öteki ülkelerde de öğretilmekte olduğu gibi felsefe tarihi yani felsefe mazisi değil Marx'ın felsefeye getirdiği yasalardır. Bilimin de kuralı, yasası, ilkesi herşeyden önce dürüst olmaktır. Yani bu durumda demek ki Muhammed'in getirdiği Din hadisileri'nden haberi bile olmayanlar dinden ve dinlilikten; Marx'ın getirdiği yasalardan haberi bile olmayanlar felsefeden ve felsefecilikten; dürüstlükle ilgisi olmayanlar da bilimden, bilimcilikten, akademisyenlikten söz edemezler; onlar artık kimya önündeki simya gibidirler. Ben de bilgeliğin yasalarını getirdim. Yani bu yasalara uymayanlara bilge demek artık yok. Onlar da artık kimya önündeki simya gibidirler. Ben hiçbir dini inançtan olmayan; yalnızca Din hadisileri ile tanımlanmış dinden yana olan bir dinliyim. Tarihi kısa vadede kılıçların kanları yazar ancak uzun vadede kalemlerin mürekkepleri yazar çünkü insan algılaması yavaş çalışır ve zaman alır. Dinde, felsefede, bilimde, bilgelikte kurallara uymamın yanında birkaç kuralım daha var örneğin modanın peşine takılmışları; denize, havuza girenleri; bikini, mayo gibi dine aykırı şeyler giyenleri; fala, büyüye, cinlere, perilere, astrolojiye, bilimdışı şeylere inananları, doğaüstü varlıklara inananları; 21. yüzyılda sigara, içki içenleri; takı takanları; dövmelileri; araba, silah, deniz, mangal gibi tutkuları olanları; saçını boyayanları, saçına moda verenleri, botoks gibi şeyler yaptıranları; ahlakı hiçe sayanları; genel olarak nefs esirlerini; din, felsefe, bilim ve bilgelik adına ciddiye almam; on üniversite diplomasıları olsa bile. Bayan saçına moda vermiş ve saçını sarıya boyatmış da acaba botoks ya da estetik de yaptırmış mı çünkü eski hali ile oldukça farklı bir durumda. İnsan, olduğu gibi olmalı. Yani saçını boyatmışsa, botoks ya da estetik yaptırmışsa, biriyle ne felsefe konuşulur ne bilim ne din ne siyaset ne ülke bence çünkü nefsin olduğu yerde nefs egemendir, gerçekler ve doğrular değil. Bıyığını, saçını boyatan, boyayan bayları da hiç ciddiye almam. Dürüstlük dürüstlükle başlar. Makyajlı, modalı, boyalı, yanıltmalı, başka göstermeli dürüstlük olmaz. Fanatik bir siyasi iktidar yandaşı olmakla merdivenaltı durumuna düşürülmüş yandaş Trt 1 televizyonunda 'Pelin Çift ile Gündem ötesi' diye bir yayın var. Daha ilk bakışta kadının dışsal hali zaten Din hadisileri, felsefe, bilim ve bilgelik kuralılarına, ilkesilerine, yasasılarına aykırı çünkü kadın apaçık ki genelde modanın, özelde ise uzun sarı saçlarının içinde kayıb olmuş bir kadın hali içinde yani büyük bir dışsal nefs hali içinde ki nefs Din hadisileri'ne de, dine de, bilime de aykırıdır. Yani daha ilk bakışta bu yayında bilimselliğin ve dolayısıyla dürüstlüğün olmayacağı açık; zaten Trt'nin yandaş halinden de açık. Yani daha ilk bakışta düşünebiliriz ki bu yayına çıkarılan kişi siyasi iktidar yandaşıdır, akademisyen bile olsa. Yandaşlığın olduğu yerde ise bilim olmaz; bilim dürüstlüktür oysa yandaşlık zaten dürüst olmamaktır, öyleyse ekranda neyi tartışacağız? Yani bu yayına çıkarılan kişi asla siyasi iktidar karşıtı, siyasi iktidarı ve kültürünü eleştiren, kötüleyen sözler söylemeyecek kişilerdir yani daha en baştan Din hadisileri yani din, felsefe, bilim yok; öyleyse neyi konuşacağız, neyi açığa çıkaracağız? Prof Yaşar Nuri Öztürk'ü de, uzun saçlı hali ile iken Nihat Genç'i de, ceketinin sol göğüsteki küçük cebine mendil takan Prof Nihat Hatipoğlu'nu da nefs ile eleştirmiştim. Yani ben konuşacağım, muhatap olacağım insanda önce 'Nefs var mı, yok mu?' ona bakarım. Benimle tartışmak isteyenlere de eğer sigara içiyorlarsa 'Önce sigarayı bırakma cesaretini, gücünü ve becerini göster, sonra gel konuşalım' diyorum çünkü herkes konuşmak istiyor yani gerçekte kimse öğrenmek, anlamak istemiyor; felsefeden, bilimden uzak ise. Akp başkanı Erdoğan da moda giyiniyor, modaya uyuyor; gençler gibi daracık ceket, daracık pantalon falan. Genelde nefse esirseniz, özelde modaya uyuyorsanız, ben daha en baştan yokum; isterseniz ordinaryus Pırof(Prof) olun, isterseniz evliya, derviş. Yani önce nefssizlik. Yani gerçek, doğru eğitim önce nefssizlik eğitimi ile başlar yoksa üniversiteleri pornolarda oynayanlar da bitirir. Ben önce okul diplomasına değil nefs diplomasına bakarım: 'Nefssiz olarak mezun olmuştur' yazmıyorsa, işim olmaz. Bir savım da şudur: Bilimdışı şeylere inananlar, doğaüstü varlıklara inananlar, doğaüstü güçlere inananlar, bilimdışı inançlara inananlar, cinler-periler gibi şeylere inananlar, fal-büyü-astroloji gibi şeylere inananlar asla öğretmen, bilimci ve akademisyen olamamalıdırlar çünkü dediğim gibi bilim önce dürüstlük demektir ancak bu tür kişiler bilimde bile konı kendi inançlarına geldiğinde yançizerler(yan çizerler) yani güvenilmez olurlar. Yani örneğin bir dini inançın kutsal kitabında 'Dünya dönmez' yazıyor ise bu tür kişiler bilimci de, akademisyen de olsalar asla 'Dünya dönüyor' demezler yani bilimi değil kendi inançlarını öne çıkarırlar hemen; bu durumda da bilimden söz edilemez kuşkusuzki(kuşkusuz ki); yani bilimsel olarak güvenemeyeceğim kişiye neden güveneyim? Zaten dini tanımlayan Din hadisileri de 'Din bilimdir/ilimdir, bilim yoksa din de olmaz' diyor yani dinin bile varlığını bilime bağlıyor önce çünkü bilim dünyadaki en güvenilir, en mantıklı, en vicdanlı, en evrensel ve en doğru yol gösterici şeydir. Bu yayına Pırof Tufan Gündüz diye birini çıkarmış Pelin Çift. Konu 'Türkler nasıl Müslüman oldu, Türkler neden Müslüman oldu?'. Amaç da Türklerin kılıçla yani zorla Müslüman olmadığını, seve seve, koşa koşa Müslüman oldukları zannını, sanısını, düşüncesini yaratmak, oluşturmak çünkü bu Pırof bile kendi söylediklerinin bile gerçekte Türklerin zorla Müslüman olduklarını anlatıyor da siyasi yandaşlıktan ve dini inanç yandaşlığından yani bilim dürüstlüğünde olmamasından dolayı farkında değil. Zaten konunun bir önyargı olduğu, yanıltma amaçı taşıdığı, bilimsel olmadığı, sırf cehaleti venefsi tatmin olduğu yayının 'Çok şükür' adından da belli yani bilimde 'Çok çükür' diye birşey olmaz; bilim konuşacaksan, bilimsel olacaksan, dini inançını konuya yansıtmamalısın, konuya egemen yapmamalısın ki işte Batı bunu başardığı için İslam dünyasından önde yani Batı 'Önce bilim, sonra inanç' diyor oysa İslam dünyası 'Önce inanç, snra bilim' diyor ancak ne yazık ki dini tanımlayan Din hadisileri'nin bile 'Önce bilim' dediğinin farkında değil çünkü açık ki İslam dünyası 21. yüzyılda bile siyasetçiler ve hükümdarlar yüzünden hala Din hadisleri'nin farkında değil. Yani 'Çok şükür' yazan yerde bilim konuşulmaz, bilimsellik olmaz; bilim isteniyorsa önce bu dürüstlük gösterilmelidir üstelik de Din hadisileri de 'Önce bilim' derken. Yani belli ki İslam dünyası ezbere yaşıyor; siyasetçiler ve hükümdarlar yüzünden. Yani açık ki dünyayı kurtarmak önce İslam dünyasını 'Din hadisleri'ne kurtarmak'la başlar, son halifeden buyana yapılmakta olduğu gibi 'Din hadisleri'nden kurtarmak'la değil yani önce Din hadisleri yani önce bilim yani önce dürüstlük. Bu akademisyen 'Türklerin zorla yani kılıçla yani savaşlar Müslüman oldukları tezine katılmıyorum' diyor. Zaten tersini diyemez çünkü tersi hem inançına aykırı hem de bulunduğu televizyon kanalına yani asla bilimsel olamaz, bilimsel olamıyorsan da bilimden de Din hadisileri'nin tanımladığı dinden de söz edemezsin. Bakalım bu akademisyen kendi savıyla nasıl çelişiyor: Diyor ki 'Türklerin başında Türgiş boyundan Sulu kağan adlı bir kağan vardı. Bu kağan Müslümanlara yani Arablara çok çektirdi; Müslümanlara karşı çok savaştı, İslam ordularının burunlarından getirdi ve Müslüman ordusu onu birtürlü aşamadı. Buyüzden Arablar ona 'Çile çektiren' anlamında 'Ebu Müzalim' dediler. Ve Arablar o ölünce bayram ettiler'. Yani siz bu sözlerden ne anlıyorsunuz? Türklerin zorla Müslüman yapıldıklarını; seve seve, koşa koşa Müslüman olmadıklarını anlamıyor musunuz? Ey bilim sen ne anlıyorsun, böyle anlamıyor musun? Yani seve seve Müslüman olacaklarsa neden onca yıl Müslümanlara karşı savaşsınlar? Buradan şunu da anlıyoruz: 'İslamiyet tebliğ dini denilmesine karşın ortada gerçekte bir saldırı, fetih, işgal yaklaşımı var ancak bunun nedeni gerçekte İslamiyet de, İslamiyet'in dinderi de değil; Emeviler ve Abbasiler gibi varlıklardır yani düşünün İslam'ın dinderinden sonra Kerbela katliamı gibi Müslümanın Müslümanı kırması bir olay yaşanıyor, bunun İslamiyet'le, İslam'ın dinderi ile ne ilgisi var? Yani bu akademisyenin anlamadığı ya da anlamak istemediği şey İslam'ın dinderi ile İslam'ın dinderi sonrası dönemlerin aynı dönemler olmadıkları, farklı şeyler olduklarıdır yani 750 yılındaki Müslümanlarla 630 yılındaki Müslümanlar arasında dağ gibi fark vardır ki Müslüman, İslamcı oldukları söylenilen Osmanlı hanedanlığı'da bile kundaklarındaki bebek kardeşlerini,çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, çocuk torunlarını bile öldürtmüş, cariyeler ile cinsellik nefsi içine girmiş padişahlar var, böyle birşey İslamiyet'te olabilir mi, kuşkusuz ki olamaz; yani durum Atatürk dönemi Türkiyesi ise 2018 Türkiyesi arasındaki fark gibidir, ikisi de Türkiye'dir ancak arada hem zıt hem de çok fark vardır yani Emevileri savunmak İslamiyet'i savunmak değildir, İslamiyet'i savunmak da Emeviler'i savunmak değildir yani Din hadiisleri'ne zıt Müslümanlar da, zıt Arablar da baştaçı edilemezler sırf Müslüman diye yani dinin de kuralları vardır ki o da Din hadisileri'dir. Bu akademisyen bir de diyor ki 'O Sulu kağan'a karşı savaşan Müslümanlar fetihçi Müslümanlardı'. Hani İslamiyet tebliği dini idi? Fetih dediğin ya işgaldir ya zorla boyun eğdirmek. Fetih başka, tebliğ başka. Sonra bir de 'Dinde zorlama yok' derler. Elinde kılıçla gidiyorsan bu zorlama değil de nedir? Bak Jesus'un(İsa'nın) havarisileri bile kılıçla gezmiyorlardı çünkü yaptıkları tek şey tebliğ idi. Tebliğ ise neden kılıç taşıyorsun; ölüm Allah'ına kavuşmak ise yine neden kılıç taşıyorsun? Bu akademisyen anlamıyor ya da anlamak istemiyor ki kavimler asla kendi dini inançlarını seve seve, koşa koşa bırakmazlar. İslamiyet bile kendi kaviminde kılıçla yayılmıştır; yani Arab halkı bile kendinden olan bir insanı ancak savaşlarla, zorla kabul etmiştir; düşünün İslamiyet'in ilk savaşılarını? Yani Türkler neden kendi inançlarını kolayca bıraksınlar? Görüyorsunuz dürüst olmamak mantığı da yok ediyor oysa mantık yoksa bilim de olmaz. Aykırı şeyler söyleyecek olsan zaten seni oraya çıkarmazlar. Ve açık ki kadının genelde modaya, özelde saça ilgisi felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne olan ilgisinden çok daha fazla. Öyleyse neyi konuşacaksın? Yani ben o yayına asla çıkmazdım çünkü modaya yani nefse uyanlarla konuşacak birşeyim yok benim; hele ki felsefe, bilim, din, Türkiye, insanlık, dünya konularında. Model üstüne model yaptığın sarı saçlarından sen sorumlusun da dinden de Din hadisileri sorumlu. Beni zaten çıkaramazsın da haydi Nihat Genç'i çıkar, İhsan Eliaçık'ı çıkar göreyim. Ve Banu Avar nerede? Neden çıkarıldı; eğer niyetiniz gerçekten bilim, gerçekler, doğrular ise? Bilimsellik değil 'danışıklı döğüş' bunlar. Felsefe, bilim ve Din hadisileri ise nazar boncuğuna, 'Şükür'e, 'Hamd'e, 'Esmaül Hüsna'ya, Trt'ye, siyasi iktidar yandaşılığına sığmayacak, bambaşka şeyler. Din hadisileri yani din başka dünyada, siz başka. Önce din hadisileri'ne gelin de öyle din konuşalım. Din hadiisleri olmadan din konuşulmaz. Ne dedi Din hadisileri? 'Dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cennettir' dedi çünkü din önce dürüstlüktür, bilim de önce dürüstlük yani güvenemediğiniz bir laboratuvara kan ve idrar tahlillerinizi neden vereseniz, şifa bulmak için? Dinin dürüstlüğü de Din hadisileri'dir; ne Arabçılık ne Osmanlıcılık ne siyasi iktidar yandaşlığı. Gel ne olursan gel, önce Din hadisileri'ne gel. Vahşete, nefse ve işgale batmış Osmanlı'nın arkasından gidenlerde ise ne din olur ne iman. Fetih işgal değilmiş; peki neden öyleyse Osmanlı haritasını çizerken öteki ülkeleri de katıyorsunuz? Padişahların can dertlerinin adını da 'Devletin bekası' koymuşlar, 'Devletin bekası' diye uydurmuşlar, yahu kundağındaki bebek koskoca devlete ne yapabilir; can derdine düşüp yeni doğmuş bebekleri bile öldürten firavun Ramses kafası bunlar. Ramses kafa yapısıyla ne felsefe konuşulur ne bilim ne din. Moda saçlar, boyalı saçlar, takılar, dövmeler, süsler, makyajlar güzel olmamayı örtebilir ancak cehaleti ve nefsi asla örtemezler. Felsefeyi, bilimi ve Din hadisileri ise asla örtemezler. Açık ki Türkiye' de de 'Önce moda, sonra herşey', 'Modama dokunma, istediğini yap' ruhu yerleştirilmeye çalışılıyor Batı tarafından. Bu yüzden Türkiye'nin ihtiyaçı(ihtiyacı) olan siyasi iktidar önce modayı, cinsel tahrikli giyimi, pılajları(plajları), zinayı, eşcinselliği, genelevde bile olsa fuhuşu, gece kulübülerini, sıtriptiz(striptiz) kulübülerini, diskotekleri, pavyonları, barları, meyhaneleri, medyada siyasi yandaşlığı, eğitimde evrimi yasaklamayı yasaklayacak; din diye Arabçılık-Osmanlıcılık-Siyasi iktidar-Düzen yandaşlığı-Bilimdışılık-akıldışılık-Merhametsizlik-Vicdansızlık-Kölelik-Korku-Tehdit değil Din hadisileri'ni öğretecek siyasi iktidardır; gerisi fasafisodur, aynı kuşun tüyleridir. Tuhaf birşey: Tehdit suç ise insanları tehdit eden dini inançlar neden yasaklanmıyor? Yani hukuk bile hukukdışı gerçekte. Sonra da 'Türkler zorla Müslüman olmamış'. Yahu 21. yüzyılda bile sürekli dinden imandan söz eden bir siyasi iktidar bile diktatörlükle, adaletsizlikle, yandaşlıkla, zulümle, haksızlıkla anılmakta iken bunu nasıl söylersin? Haydi diyelim ki ülkenin halini görmüyorsun, aynaya bir baksana? Devletin fabrikasıları özelleştirme kılıfı altında patronlara satılırken sesini çıkarmayan Trt İyi parti 'Trt'yi özelleştireceğiz' dediğinde nasıl da ortaya döküldü 'Trt vatanın, milletin malıdır, özelleştiremezsin' diye! Sanki şeker fabrikasıları vatanın, milletin malı değil! bunlar işte hep böyle: 'Hep bana, hep bana'. Sonra da saçını sarıya boyat, çık işin içinden. Olmaz böyle birşey. Felsefe, bilim, Din hadisileri bu kadar kolay değil. Kadın sorması gereken soruları soramazki(soramaz ki); bakın Banu Avar sorması gereken soruları soruyordu, ne oldu. Yani sen 'Türkler zorla Müslüman olmadılarsa neden onca yıl Müslümanlara karşı savaştılar, kavimsel inanç değiştirmek dünyanın neresinde zorla olmadı?' diye soramazki(soramaz ki); hele bir de gelenler ellerinde kılıçlarla savaşçılar ise. Sorun bakalım havarilerin ve misyonerlerin ellerinde kılıçlar var mıydı? İslamiyet Muhammed döneminde tebliğ idi; Emeviler dönemi'nde ise tebliği değil saldırı, savaş, katliam oldu; dört halife sonrası dönemde 1 milyona yakın Türk Müslüman olmayı kabul etmedikleri için öldürüldü; oysa Muhammed böyle yapmazdı; peki Osmanlı paşası Kuyucu Murad paşa'ya 'Kuyucu' lakabı neden verildi, binlerce Türkü kılıçtan geçirtip kuyulara attırdığı için yani 'tebliğ'e bakın oysa Muhammed olsa böyle yapmazdı çünkü Muhammed gerçekten tebliği ediyordu ve Din hadisileri'ni savunuyordu, istiyordu ve bilim de tebliğidir, savaş değil. Bilim mi? Hani nerede? Herkesi kandırın ancak Türkiye'lileri kandırmayın çünkü bizim herşeyden önce Mustafa Kemal Atatürk'ümüz var; 'Önce bilim' diyen, tıpkı Muhammed gibi, Din hadisileri gibi, gerçek din gibi. Gazeteci Emre Kızılkaya da Hürriyet'teki köşesinde 14 mart 2018'de yani Hürriyet henüz siyasi iktidar yandaşı değilken 'Pelin Çift'in maaşını neden biz ödüyoruz?' diyordu ve Pelin Çift'e yönelik olarak şunları diyordu: 'Ve siz, hem de ev sahibi olarak, inanmak istemediğiniz bir şey söyledi diye konuğunuzu susturmaya çalışıyor, bunu da milyonların önünde yaparken sosyal medyada yüzlerce insanın şımarık ve ergence diyerek eleştirdiği tuhaf tavırlar sergiliyorsunuz.'. Ve çok tuhaf ki bu akademisyen hem 'Türkler kılıçla Müslüman yapılmadı' diyor hem de 'Türkler nasıl İslam'ın kılıcı oldu!' deyip övünçle, gururla anlatıyor! Yani İslam kılıç ise Türkler nasıl kılıçla Müslüman olmaz! Hep derim: Yandaşlık önce akılı mantığı yok eder, sonra herşeyi. Necdet Gürçiftçi İnternette yayınlandığı zaman: 13.6.18/11.23
Düzenleme: 13.06.2018 / 11:39
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • sorgunlu
  • geceninsondemi
  • yasinşiir
  • Mavi_gri
  • semihten5
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir