Şiir Defteri

NETİCE SÖZCÜĞÜ ARABÇA DEĞİL TÜRKÇE SAVIM (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
10.04.2021 / 09:00
118 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Açık ki Türkiye'ye yalnızca akıldışı-ahlakdışı moda türü, akıldışı-ahlakdışı Amerikan ünlüleri, akıldışı-ahlakdışı sıpor(spor) tutumu, akıldışı-ahlakdışı sinema filımları(filmleri), bilgisayar oyunuları(oyunları), festivaller, Tv yarışmasıları(yarışmaları), ve Tv dizisileri ile saldırı yok; bir de Türkçe yani dil üzerinden saldırı var çünkü dünyayı yönetmek, elegeçirmek isteyen akıldışı, ahlakdışı, barbar, küresel ve derin bir merkez böyle istiyor görünmekte çünkü bu akıldışılık-ahlakdışılık durumu tüm dünyaya egemenleşmekte. Atatürk düşmanlığı yalnızca Batı ajanlığı durumu değil mantıksızlık, ve akıl-ruh sağlıksızlığı da demektir çünkü Atatürk 'Önce bilim, ve ahlak' diyen bir insandır. Buna ek olarak da ille de 'Türkçe' demiştir. Bu durumda bir Türkün Atatürk düşmanı olması açık ki ya ajanlıktır ya akıl-ruh sağlıksızlığı. Üstelik Muhammed de 'Önce bilim ve ahlak' demişken. Ve Osmanlıcılık öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanlarını bile baştaçı etmek durumu iken, ve Atatürk de, Türkiyesi de bu duruma karşıtlık iken. Bu nedenle açık ki Atatürk düşmanlığının en büyük zararı, kötülüğü 'mantıksızlık' olacaktır ki mantık felsefenin de, bilimin de, teknolojinin, de ahlakın da, dinin de temelidir, öyle ki dini tanımlayan Din hadisileri 'Din önce bilim ve ahlaktır, bunlar olmazsa din de olmaz' diyor. Atatürk düşmanlığının neden olduğu mantıksızlık Türkçeye de yansımakta, yalnızca Türkiye'yi değil Türkçeyi de gözdendüşürmeye(gözden düşürmeye) çalışmakta. Batıcılar yani sözde değil de 'Ahlak'ı dışladığı için işlevde Atatürk karşıtlığının Batı yani ahlakdışılık türü Türkçeye 'Misyon, vizyon, etik, hijyen' gibi sözcükleri doldurmakta; hem sözde, hem de işlevde Atatürk karşıtlığı ise Atatürk karşıtlığının barbarlık türü ise Türkçeye Arabça, Farsça sözcükler doldurmakta; ilginç ki bu iki kesim de birbirlerinin Türkçeye getirdiği yabancı sözcükleri kullanmakta; Batıcı Atatürk karşıtlığı durumu çocuklarına Batıca, Latince adla koymaya çalışmakta, Doğucu Atatürk karşıtlığı durumu da çocuklarına Arabça, Farsça adlar koymaya çalışmakta yani 'Türkçe olmasın da, Türk düşüncesi olmasın da ne olursa olsun' durumu. Türkiye dünyadaki en doğru, en ileri, en üstün devlet durumundadır, göreli olarak çünkü Türkiye demek Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak'tır. Bu nedenle de Türkiye'deki Türkçe de 'Önce bilim ve ahlak' demektir ancak görülmekte ki Türkiye'nin bu durumuna önce Chp'li Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel'in Avrupa kılasıkleri(klasikleri) denilen kitapları Türkçeye çevirtip Türkiye'ye doldurtması ile birinci darbesini, sonra da Türkiye'yi 'Küçük Amerika' yapmak istediğini söyleyen Demokrat Parti'nin akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Abd'yi Türkiye'ye egemen yapması ile ikinci büyük darbesini almış durumdadır. Günümüzdeki Türkiye ise artık tümden 'Önce bilim ve ahlak'a aykırı bir durum görünümünde bulunmakta yoksa Türkiye Abd'nin, Rusya'nın, Çin'in, Avrupa birliği'nin yani dünyanın ülkesel zirvesinin doğru yani 'Önce bilim ve ahlak' biçiminde olurdu. Türkçe kolay değil zor bir dildir, ve evrensel dilin temeli özelliğindedir, öyle ki Türkçe Afrika'dan başlamaktadır ki Afrika'da Türkçe kökenli sözcükler bulunmakta. Türkçeye de, evrensel dile de en büyük katkı yine Atatürk, ve Türkiye ile yapıldı, Arabçadan Türkçeye geçiş ile ki günümüzdeki, Latin harfleri denilen harfler de gerçekte Türkçe kökenlidir. Yani; Atatürk'ün 'Önce bilim ve ahlak' yolundan gidilse idi bugün Türkiye dünyanın önderi, üstelik de doğru önderi olurdu; Türkçe de dünyanın evrensel dili olurdu. Türkçeye günümüzde ise en büyük darbe Batıcılar, Arabçılar, ve Osmanlıcılar ile yapılmakta çünkü bunlar Türkiye'ye Türkçe olmayan sözcükler doldurmakta çünkü o sözcükleri kullanmak mantık, düşünmek, araştırmak gerektirmez çünkü ezberlenmeleri yeterlidir, ve açıklanmaları konusunda da kendi ülkelerinde açıklamalar bulunmaktadır yani Türkiye'de Türkçe sözcükler kullanmamak mantıklılığın değil mantıksızlığın ve kolaycılığı sonuçudur(sonucudur). Örnek ki Batıcılar Türkiye'ye 'Hijyen, aktivite, misyon, vizyon, performans, etik' gibi sözcükleri doldurmakta; Arabçılar ve Osmanlıcılar da 'Kıyafet, cevap, devasa, kadim' gibi Arabça, Farsça sözcükleri; ve Türkçe arada boğulmakta, yok olmakta. Doğru Türkçenin yaratılması için önce dil felsefesine, dil mantığına, dil bilimine, ve dil geometrisine gerek vardır. Bu durumu içermediği için ki Türk dil kurumu sözlüğü de pekçok(pek çok) yanlış içermekte, sözcüklerin kökenleri konusunda ki internette bu konuda örnek veren pekçok yazı yayınladım. Gerçek ki doğru Türkiye için de, doğru Türkçe için de önce siyasetin yani ülke yönetiminin 'Önce bilim, ahlak, ve Türkçe' demesi zorunludur. Dil mantıklılık için de, akıl-ruh sağlığı için de, insanlığa önderlik için de çok önemlidir ki bu da ancak dilin felsefeye, mantığa, bilime, ve dil geometrisine uyması ile olur oysa siyaset bilime ve ahlaka aykırı bir dünyadır çünkü hem en büyük cehalet, hem kötülüklerin nedeni ve amaçı(amacı) olan, hem de akılı, mantığı, ahlakı, vicdanı yok eden nefs üzerine kuruludur. Bilime aykırılık zaten mantıksızlıktır, ancak ahlaka aykırılık da mantıksızlıktır çünkü savım ki ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, evrimin, evrenin en üst zirvesidir. Türk dil kurumu sözlüğü 'Netice sözcüğü Arabça' demiş. Bir sözcüğü kullanmakta olması o sözcüğü, kullananın malı yapmaz; bu nedenle ki İngilizcede bile Türkçe kökenli pekçok sözcük var. Yani, Arabların kullanmakta olduğu her sözcük Arabça değildir ya da Arabların değildir. Savım ki 'netice'sözcüğü Türkçe kökenlidir, ve 'sonuç' sözcüğü ile eşanlamlı değildir. Açıklayayım: 'Ne?'de görüldüğü gibi 'ne' Türkçe sözcüktür, ve 'Neden, nereye?' gibi sözcüklere de kök olur. 'Netice' sözcüğü görülmekte ki hem 'Ne?' sorusunun hem de 'Neden?' sorusunun yanıtı(cevabı) olmakta. Yani, 'netice' sözcüğü hem baştaki 'Ne'yi, hem de sondaki 'Neden'i içermekte, açıklamakta yani 'Ne?' ile 'sonuç'u birleştirmekte yani dil mantığı açısından 'netice' sözcüğü 'Ne?' sorusunun sonu, zirvesi, üst durumu olmakta yani 'netice' sözcüğü hem kök olarak Türkçeden üremekte hem de içerik olarak 'Ne?' sorusunun yanıtı olmakta. Öteyandan(Öte yandan); savım ki 'netice' sözcüğündeki 'ti' sözcüğü de, 'ce' sözcüğü de Türkçe ki zaten 'ne' sözcüğü de Türkçe. Bu durumda sormak gerekir: Bu sözcük nasıl oluyor da Türkçe değil de Arabça oluyor? Yani durum örnek ki Abd'den araba alıp, arabaya iki far daha takmakla o arabanın Türk malı olmayacağı gibi bir durum. Gerçek ki nasıl ki dini tanımlayan, 'Din bilim, ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, nefssizlik ve inziva demektir' diyen Din hadisileri'nden uzaklaşıldıkça hem dinden, hem akıl-ruh sağlığından uzaklaşılır; Atatürk'e düşman olundukça da doğrudan, ve akıl-ruh sağlığından uzaklaşılır ki akıldışı-ahlakdışı ünlülerin durumunu da, akıldışı-ahlakdışı moda altındaki sokakların durumunu da, akıldışı-ahlakdışı pılajların(plajların) durumunu da görmektesiniz. Türkiye ancak 'Ahlak, bilim, ve Türkçe' derse ilerler, gelişir, yükselir, bağımsız olur, özgür olur, ve dünya-insanlık önderi olur. Bu olmadığı için ki Türkiye 21. yüzyılda bile Abd'den, Ab'den, ve Imf'den para yardımı, bağış alan ülke durumunda oysa Abd, Ab, Rusya, Çin bağış almıyor yani Türkiye Afrika ülkeleri ile birlikte Abd'den, Ab'den, Imf'den para yardımı almak durumu göstermekte içinde bulunmakta, neden, çünkü siyaset Türkiye'yi Atatürk'ün 'Bilim, ahlak, ve Türkçe' yolundan ayırmış, işin kolayına kaçmış, 'Bilim, ahlak, ve Türkçe' demek yerine akıldışı-ahlakdışı Batının yanına sığınmış. Gerçek ki Atatürk'ün 'Bilim, ahlak, ve Türkçe' yolundan uzak bir Türkiye yanlış yolda bir Türkiye'dir, ve asla dünya-insanlık önderi olamayacak demektir; gerçek ki Atatürk'ün yolundan gidilse ide bugün örnek ki Türkiye yargısının kararları incelenmek için Aihm'e değil, tüm dünyanın yargı kararları incelenmek üzere Türkiye'ye gönderilirdi. Ancak gerçek ki Türkiye'de 'Türkçe' diye bir dil yok; 'Türkçe sanılan' ya da 'Türkçe varsayılan bir dil var' çünkü 'Türkçe' denilen dil Türkçe olmayan, yabancı sözcükler ile dolu, ve doldurulmakta. Görülmekte ki siyaset ekonomiyi kapitalistlerin yararına yontmaktan, ve dalaşmaktan başka şey bilmiyor, ve Türkiye'yi 'Bilim, ahlak, ve Türkçe' yolundan daha da uzaklaştırmaktan başka şey yapmıyor. Açık ki Türkiye'nin başına; toplumu bölen, insanları birbirlerine düşman eden, vatanın-devletin-milletin fabrikalarını-şirketlerini-madenlerini-arazilerini-kaynaklarını-mallarını-servetini kapitalistlere satan, üstelik bir de Türkçeye kötülük eden, zarar veren siyaset değil 'Önce bilim, ahlak, ve Türkçe' diyen bilgelik gerekli. Çözüm Batılılaşmak ya da Arablaşmak ya da Osmanlılaşmak değil 'Bilim, ahlak, ve Türkçeleşmek'tir. Necdet Gürçiftçi Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 10.4.21/08.58
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • 53ramo
  • niccha
  • KÜL
  • serazad
  • ahmetuzun
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir