Şiir Defteri

KURBAN KESMEK İSLAMİYET'TE FARZ DEĞİL (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
20.07.2019 / 07:17
358 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Parasal yani gelirsel durumu iyi olan, ve bikini, mayo ile herkesin içinde denize giren yani ahlaka yani dine aykırı yaşayan, ve namaz bile kılmayan ancak 'Müslümanım' diyen insanlardan oluşan bir aile; yani etsiz yemek yemiyorlar, ne isterlerse yiyebiliyorlar; kışlıkları da var, yazlıkları da var; yazlıklarında kurban kesiyorlar; 'Neden Kurban kesiyorsunuz; siz zaten hergün etli yemekler yiyorsunuz, hiç etsiz yemek yemiyorsunuz; ve burası da yazlık yani zengin bölgesi yani hergün et yiyebilenlerin bölgesi yani burada yoksul da yok?'. Yanıt(Cevap): 'Kurban eti kasapdaki(kasaptaki) etden(etten) daha lezzetli oluyor'. Aşure ayı denilen ayda da herkes birbirine aşure verir; 'İçinde şu yok, içinde bu yok; şekeri az' denilen tonlarca aşure de çöpe gider. 'Gürültü yapan bizden değildir' hadisine ve çalar saatin heryerde satılıyor olmasına ve cep telefonularında(cep telefonlarında) bile çalar saat olmasına karşın Ramazan ayı gecelerinde sokaklarda sahur davulcuları falan. Televizyon kanalılarında(kanallarında); dine, İslamiyet'e aykırı olmasına karşın; milletin gözünesokasoka(gözüne soka soka) yapılan astrolojiler yani falcılıklar. Açık ki birileri din ya da İslamiyet diye insanları ve toplumları dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzaklaştırıp, koparıp yalnızca bedensel bir eylem, yalnızca beden ve nicelik durumuna getirmeye çalışmakta. Bunun en belirgin örneği dini inançları bayram, festival gibi şeylere eşitlemek ya da zirvelemektir. Gerçek ki dini tanımlayan Din hadisileri'sizlik yalnızca din alanında değil; felsefe, bilim, sanat, hukuk, demokrasi, mutluluk, turizım(turizm) gibi alanlarda da yanlışa, mantıksızlığa ve tutarsızlığa neden olur. Ülkemizde İslamiyet konusunda mantıksızlık, tutarsızlık ve İslami gerçeklerden uzaklık kuşkusuz ki Adnan Oktar, Kedicik'leri ve Aslancık'ları ile sınırlı değil; örnek ki bikinili, mayolu yani çıplak pılajları(plajları) dolduranların alayı dini inançlı kimselerdir yani örnek ki pılajlara gidin, ve Türkiyeli kimselere sorun, bakın bakalım yüzde kaçı 'Ben Müslüman değilim' diyecek. Gördünüz işte; televizyonda ya da konserlerinde şarkı söylerken 'Allah!' diye bağıran, Oya Aydoğan için camide mevlid okutan, ellereni kaldırıp Allah'a dua eden Bülent Ersoy İspanya'da bir çıplaklar kampında imiş. Yani anlaşılan ki bikini, mayo ile ortalıkta gezmek yetmiyormuş gibi şimdi bir de çıplaklığa yönelinmekte; sorsan Müslümanlar; ahlaka aykırılık ile din, İslamiyet asla birlikte olmaz oysa. Zaten hadis diyor ki 'Din bilimdir/ilimdir, bilim yoksa din de olmaz', ve bilim mantıktır yani mantık yoksa din de olmaz, ve hem dinliyim deyip hem de ortalıkta ahlaka aykırı dolaşmak mantıksızlığın zirvesidir. Durum kuşkusuz ki bu olağan dışı durumlarla sınırlı değil. Olağan durumda da İslamiyet açısından mantıksızlıklar, tutarsızlıklar var kuşkusuz yani ahlaka aykırılığın olmadığı Müslüman dünyasında da. Bu konuda zirve örneklerden biri Kurban bayramı'dır. Dini tanımlayan Din hadisileri'nden yani dinin, İslamiyet'in ruhundan, özünden, amaçından(amacından), içeriğinden uzak olanlar, kendi kafalarına göre, Kurban bayramı'nı yani kurban kesmeyi adeta İslamiyet'in farzlarından yapmışlar oysa Kurban bayramı farz değildir, adı üstünde bayramdır, ve 'bayram' sözcüğü Arabça değil Türkçedir, yani büyük olasılıkla İslamiyet'te onu adı 'Kurban bayramı' değil, başka birşeydir yani belli ki birileri kurbanı hem bayrama hem de 'İslamiyet'in farzlarından'a çevirmişler ki öncelikle şunu anlamak ya da bilmek gerekir: Dinde bayram, eğlence, festival, ziyafet, şölen gibi şeyler olmaz çünkü bunlar nefstir, ve nefs hem en büyük cehalettir hem de kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır(amacıdır) yani 'Kurban kesin, yoksullara et yedirin' demek başkadır, 'Gelin, kurban kesip, et yiyip bayram yapalım' demek başkadır ki kuşkusuz ki İslamiyet ikincisini değil birincisini demiştir. Gerçek ki kurban kesmek İslamiyet'in farzlarından değil çünkü zaten para ile ya da yalnızca parası olanların ya da yalnızca zenginlerin yapabilecekleri şeyler dini ilgilendirmez ve dine ait değildir çünkü din akıl-ruh sağlığı yerinde herkesin yapabileceği, ve parasız yapılan şeylerden oluşur. Yani bu durumda; para ile yapılabilen kurban kesmek, para ile yapılabilen 'hacca gitmek' İslamiyet'in farzlarından olamaz çünkü bunları yalnızca parası olanlar ya da zenginler yapabilirler. İmanın şartları'na bakalım: 1- Allah'a iman. 2- Meleklere iman. 3- Kitaplara iman. 4- Peygamberlere iman. 5- Ahirete iman. 6- Kadere iman. Var mı 'İmanın şartları' içinde 'Kurban kesmek'; yok. Ve açık ki Açık ki 'iman' inanmak demek; bu durumda da 'Peygamberlere iman' değil 'Muhammed'e iman' olmalı yani tüm peygamberlere inanmak İslamiyet'e aykırı olur çünkü her peygambere inanmak öteki dini inançlara da inanmak, öteki dini inançların da doğru olduklarını kabul etmek olur. Bir de 'İslam'ın şartları'na bakalım: 1- Kelime-i Şehadet getirmek, 2- Namaz kılmak, 3- Oruç tutmak, 4- Zekat vermek, 5- Hacca gitmektir. Var mı 'İslam'ın şartları' içinde 'kurban kesmek'; yok. Açık ki burada da 'Zekat vermek' ve 'Hacca gitmek' özellikle günümüzde İslamiyet'in şartı olamaz çünkü bunlar ancak parası olanların ya da zenginlerin yapabilecekleri şeyler artık; insanlar Kabe çevresinde ya da Kabe'ye yakında yaşamıyorlarsa. Yani günümüzde örnek ki Hollandalıları ta Arabistan'a hacca gitmeye zorlamak dinin temellerinden olan mantığa ve vicdana aykırıdır yani açık ki hacca girmek ancak Muhammed zamanında ve Arabistan'da olabilirdi çünkü Arabistanlılar Kabe yakınlarında olduğu için deve ile ya da yaya bile gidebilirlerdi oysa şimdi Arabistan'a gitmek Arabistan dışındaki insanlar için para olarak çok masraflı birşey ki din asla paraya, zenginliğe ve özel kişilere ait olamaz çünkü din zengin, fakir herkes içindir yani herkese ait olmayan şeyler dine de aykırıdır. İmanın şartları'na ve İslam'ın şartları'na baktığımızda içlerinde 'Kurban kesmek'in olmadığını görürüz ki bu da mantıklıdır çünkü günümüzde de, Muhammed zamanında da kurban kesmek paralı, pahalı, masraflı, yalnızca parası olanların ya da zenginlerin yapabileceği birşeydir; ve ancak parası olanların ya da ancak zenginlerin yapabilecekleri şeyler dini ilgilendirmez; Müslüman olmak para ile olan, paralı şeylerle olan birşey değildir. Kelimei şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak ise parasız olan şeylerdir yani zengin, fakir herkesin yapabileceği şeylerdir; yani paralı şeyleri, para ile olan şeyleri İslamiyet'e ya da dine sokmak adaletsizlik, haksızlık olur ki bu da dine, İslamiyet'e aykırıdır. Yani dinde para olmaz. Diyorlar ki 'Kurban kesmek Kuran'da var, Kuran'da yazıyor; Kuran'da 'Kurban kesin' diye yazıyor'. Yazabilir ancak Kuran'da örnek ki 'Sarhoş iken' yani 'içkili iken' namaz kılmayın' diye de yazıyor ki açık ki henüz içki haram edilmemiş o zamanlar; yine örnek ki Kuran'da, namazın nasıl kılınacağı da yazmıyor; yani Kuran'da bazı ayetler, sonraki ayetler ile yürürlükten kaldırılmışlar. Dini ya da İslamiyet'i anlamak için birinci mantık dini tanımlayan Din hadisileri'ni anlamaktan geçer; ikinci mantık ise şudur: Din ne bayram, eğlence, festival, ziyafet, şölen gibi şeyler yani nefs olmaz; ve din para ile yapılabilen ya da yalnızca parası olanların ya da yalnızca zenginlerin yapabileceği birşey değildir; din, İslamiyet herkesin yapabileceği şeylerdir çünkü yoksa zaten din olmaz, imtiyaz olur, adaletsizlik olur, haksızlık olur, cehaleti desteklemek olur oysa hadis 'Din bilimdir/ilimdir, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin' diyor. Açık ki birileri Müslümanları dini tanımlayan Din hadisileri'nden uzaklaştırmak, ve dini, İslamiyet'i kendilerine uygun, kendi çıkarlarına ya da kendi zevklerine ya da kendi cehaletlerine ya da kendi düzenlerine ya da kendi amaçlarına uygun bir duruma getirmek istiyor. Şunu iyice öğrenin: Din hadisileri'ne aykırı yerde ya da şeyde din de yoktur, İslamiyet de yoktur; Din hadisileri'ne aykırı her hadis ya gerçek hadis değildir ya da dini ilgilendirmeyen, günlük söyleşilerde(sohbetlerde) geçmiş sözlerdir. Eğer İslamiyet'te 'kurban kesmek', hacca gitmek' olursa; İslamiyet parası olanlar ya da zenginler için demek olur; İslamiyet ayrımcılık yapıyor demek olur; yani gerçek ki kurban kesmek ve hacca gitmek İslamiyet'in farzlarından değillik durumundadır, hele ki İslamiyet'te 'Kurban bayramı' diye bayram, 'Ramazan bayramı' diye bayram hiç yoktur çünkü en azından açık ki 'bayram' Türkçe sözcük; demek ki birileri ya kasıtlı olarak, ya farkında olmadan birşeyleri Türkçeye yanlış çeviriyor. Gerçek ki ülkemizde hergün et yiyenler bile kestikleri kurbanı kendileri de yemekteler, ve birbirlerine vermekteler. Yani ülkemizde et yiyememek diye bir sorun, konu yoktur artık çünkü et bol ve ucuz artık; yani ülkemizde insanların örnek ki multivitamin hapına gereksinimleri ete gereksinimlerinden çok daha fazla; kaldı ki insanlar et yemeseler de olur, süt içebilirler, yoğurt yiyebilirler, yumurta yiyebilirler hayvansal pırotein(protein) almak için. Yani kurban kesmek artık israf ve ticaret olmuş durumda ki kurban bayramı tatilinde otellerin, pılajların ne kadar çok dolu olacağından, turizımcıların ve esnafın ne kadar çok para kazanacağından yani birilerinin cebine ne kadar çok para gireceğinden söz ediliyor. Gerçek ki doğru şeyler bile zamanla ya da sonuç ya da niyetle yanlış ve kötü duruma gelebilirler. Bunları Müslüman aydınların anlatmaları, öğretmeleri gerekir; en başta da Diyanet'in yoksa açık ki Müslümanlar Müslümanlık diye, İslamiyet diye, din diye yanlış yönlere gitmekteler. Düşünün ki %99'ü müslüman denilen ülkemizde, üstelik te 'Ben Müslümanım' diyenlerce; İslamiyet'e, dine aykırı olmasına karşın; bikinili, mayolu sanatçılar; eşcinsel sanatçılar; cinsiyet değiştirmiş sanatçılar baştaçı ediliyor. Peki Diyanet, İslam aydınları nerede? Müslüman ya da dinli insan zevkin ya da nefsin olduğu yerde değil, bilimin ve ahlakın olduğu yere koşan insandır. Hadis 'Alimler peygamberlerin varisleridir' diyor. Peygamberler ne yapıyorlardı; hem dini inançlarını açıklıyorlardı hem de ilahlarından aldıkları emirleri yerinegetiriyorlardı(yerine getiriyorlardı); yani alimler yani cehaletten ve nefsten uzak, ve bilimsel, mantıklı, gerçekçi, dürüst kimselere toplumlarını aydınlatmak, bilgilendirmek ve doğruya yöneltmek konusunda hak, yetki ve görev verilmiş. Varis ne demek ise alim, alime de o demektir, İslamiyet'te İslami açıdan ki 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz' hadisi de İslamın en doğru, en gerçek varisinin bilim yani mantık olduğunu anlatmaktadır. Ve şimdi mantığa bakalım: 1- Din yalnızca parası olanların yapabileceği birşey değildir, 2- Ülkede heryer et doludur yani ülkemiz bundan 1400 yıl öncesine göre de, elli yıl öncesine göre de et bolluğu ve et ucuzluğu içinde; sanılmasın ki 'Bundan elli yıl önce insanlar günümüze göre daha kolay et satın alabiliyorlardı', hayır, günümüz ile bundan elli yıl öncesi arasında et konusunda temel fark şu: Bundan elli yıl önce insanlar kasaptan 1 kilodan az et, kıyma, almaktan utanırlardı, fakir sanılacaklar diye; günümüzde ise 250 Gr et, kıyma bile rahatça, utanmadan satın alınabilmektedir yani sanılmasın ki bundan elli yıl önce, köylerdeki, kasabalardaki insanlar bile hergün satın alabiliyorlardı, hergün et yiyebiliyorlardı; öyle ki örnek ki bundan elli yıl önce, çocuklarına, evlerine portakal, muz satın alamayan alamayan insanlarla dolu idi bu ülke, bundan elli yıl önce muzu yalnızca zenginler yiyebiliyordu; şimdi ise ne aranırsa var. Yani biraz da gerçekçi, doğrucu olmak gerek yoksa Batı dünyası hep önde, İslam dünyası hep geride kalır. Gerçek ki ülkemizde artık çoğalan şey 'et yiyemeyenler' değil; ahlakdışılık. Bakın sokaklar yoksul değil, ahlaka aykırı giyimli insanlar, pılajlar ahlaklı, edebli giysiler içinde piknik yapanlarla değil bikinili, mayolu çıplaklar dolmakta. Keşke tek derdimiz ya da en büyük derdimiz et olaydı. Et, met, derken asıl srunları gözünüzdenkaçırıyorsunuz(gözünüzden kaçırıyorsunuz' da farkında değilsiniz. Açık ki siyaset 'Toplum din diye, İslamiyet diye, Müslümanlık diye kendi bildiğini yapsın, ne isterse yapsın ancak yeter ki düzenimiz yürüsün' dünyası içinde. Bakın; zina bile, yasak iken serbest bırakıldı; eşcinsel evlilik bile serbest bırakıldı; ve siz hala aşure, kandil helvası, et derdindesiniz. Bakın; eşincinsellik de, cinsiyet değiştirmek de dine, İslam'a aykırı olmasına karşın eşcinsel Sanat güneşi'niz, ve pılajlarda çırılçıplak güneşlenen ve cinsiyet değiştirmiş 'Diva'nız bile var. Ne mutlu size. Mangalda etiniz afiyet olsun. Sizin inancınız size, benim inancım bana. Kim haklı, kim haksız; bunu da dini tanımlayan Din hadisileri gösterecek, kanıtlayacak. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 20.7.19/07.14
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • Alpero
  • ezgiparcikan
  • sportel16
  • Ragıp
  • zeynepuu
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir