Şiir Defteri

KÜÇÜK ÇOCUĞU ANTİBİYOTİK DÜŞMANLIĞI MI ÖLDÜRDÜ YOKSA DOKTOR CEHALETİ Mİ? (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
03.01.2019 / 02:06
183 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Hernekadar(Her ne kadar) tıp fakültesine gitmemiş olsam da, ve buna seviniyorum olsam da tıp ta ilgi alanımlarından(alanlarımdan) biridir ve tıp fakültesilerinde(fakültelerinde) okutulan kitapların önemli bir bölümüne de sahibim çünkü felsefe herşey ile ilgilenmeyi de gerektirir. Neden tıp fakültesine gitmediğime seviniyorum? Çünkü okuduğum tıp kitapılarından(kitaplarından, kitablarından) gördüm ki bence tıp öğrenmek zekadan çok fotografik bellek(hafıza) yani ezber üzerine kurulu ve bende de öyle ahımşahım bir fotografik bellek arzusu yok; oysa felsefe ise bellekten çok zeka üzerine kurulu yani bana uygun olan tıp değil, felsefe idi. Ben belleği değil zekayı kullanmayı seviyorum. Ülkede zaten yeterince doktor var; yeterli olmayan şey ise çok önemli birşey olan bilgelik. Ülkede doktor o kadar fazla olmalı ki daha geçenlerde bir doktor ve tıp öğrencisi sevgilisi bir doktoru öldürdüler. Bellek insanı ayaklıkütüphane(ayaklı kütüphane) yapar, ve ben de onları hiç sevmem çünkü bilirler ancak anlamazlar yani üretmezler yani denizdeki denizi bilmeyen balıklar gibidirler. Tıp eğitiminin zekadan çok bellek üzerine kurulu olmasına bence şu örnek yeter: Ülkemizde tıpçılar 'Şeker zehirdir, şeker zehirdir' deyipduruyorlar(deyip duruyorlar); oysa Japonya'da 10 yıl kadar önce şekerin karaciğer sirozuna neden olan kolajeni önlediği fareler üzerinde deneylerle saptanmış. Acaba 'Şeker zehirdir' diyen tıpçıların bundan haberi yok mu; özellikle çağımızın hastalıklarından biri de karaciğer yağlanması ve ya doğrudan ya hepatit nedeni ile karaciğer sirozu ve sonra da karaciğer kanseri iken? 1,5 yaşındaki bir kız çocuğu gıripten(gripten) ölmüş. Ailesi 'Doktor ihmali var' diye şikayetçi olmuş. Babası diyor ki 'Ben gıripten çocuk öldüğünü görmedim'. Oysa gıripten mikrobiyoloj uzmanı doktor bile öldü. Çocuk antibiyotik düşmanlığında mı öldü yoksa doktor cehaletinden mi? Çünkü biliyorsunuz 2 yıldır reçetesiz antibiyotik satışı yasaklandı, ve adeta antibiyotik düşmanlığı yapılmakta. Ben antibiyotik düşmanlığının antibiyotikten değil döviz kıtlığından kaynaklandığını düşündüm hep çünkü antibiyotikten daha zararlı olabilen ağrı kesiciler bakkallarda bile satılmakta ki hepatit-b'den, böbrek yetmezliğine kadar birçok ölümcül hastalığa neden olabilmekteler. Antibiyotikler ya da etkin maddeleri belli ki ithal edilmekte; bu da döviz demek. Çocuğu antibiyotik düşmanlığı mı öldürdü? Ancak bu düşmanlık doktor yani tıp kesiminden değil, tüketici kesiminden gelmiş olabilir çünkü doktor çocuğa antibiyotik vermiş. Biliyorsunuz toplumun bir kesiminde aşı başta olmak üzere ilaç düşmanlığı var; buna bir de iki yıldır antibiyotik düşmanlığı eklendi. Çocuğun annesi türbanlı yani anne aşı karşıtı ve antibiyotik karşıtı kesimden olabilir; diyor ki 'Doktorlar antibiyotik vermesin, hiçbir işe yaramıyor'; bu sözde bir antibiyotik düşmanlığı var gibi, yani belki bu düşmanlık yüzünden çocuğa antibiyotikleri içirilmedi; bunu saptamak için çocuğa otopsi yapılması yerinde olur; çünkü 'hiçbir bir işe yaramayan' antibiyotik henüz icat edilmedi. 1,5 yaşındaki çocuğa genelde şurup biçiminde, evde su ile hazırlanması gereken biçimde, toz antibiyotik verilir çünkü küçük çocuk hapı yutamayabilir ya da soluk borusuna kaçırabilir. Deniliyor ki kamu spotu denilen şeylerle bile; 'Doktorunuz vermeden ilaç kullanmayın, antibiyotik kullanmayın'. Peki doktorlar ilaçların ya da antibiyotiklerin allerji testlerini yaptırıyorlar mı, ilaç ya da antibiyotik yazdıkları hastaların? Hayır; bu nedenle ki 'Doktorun verdiği antibiyotiği kullandı, öldü' türü sözler duyulmayan sözlerden değil. Yani diyelim ki hastasınız; doktora gittiniz; ve hepatit ya da yüksek tansiyon hastasısınız; ve doktor size antibiyotik ya da ağrı kesici yazıyor; doktor size soruyor mu 'Bir hastalığınız var mı?' diye, ve size antibiyotik ya da ağrı kesici allerji testi yaptırıyor mu; yani bu durumda antibiyotiği ya da ilaçı(ilacı) doktor verse ne olur, vermese ne olur. Gelelim doktor cehaleti yönüne. Sanılıyor ki tıp fakültesini kazanan öğrenciler, tıp fakültesine giden çok zeki insanlardır, yüksek zekalı insanlardır ya da tıp fakültesini kazanmak çok zeka ister; hayır böyle birşey yok bence çünkü tıp fakültesi için gerekli olan şey yüksek zeka değil yüksek bellek(hafıza) ki bu da genelde genetik ya da kalıtımla ilgilidir yani savım ki çok yüksek zekalı da olsan, yüksek belleğin yoksa tıp fakültesini okuyamazsın. Neden doktor cehaleti diyorum; çünkü hep tanık olduğum şu: Doktorlar antibiyotik yazdıkları hastalara B vitamini de yazmıyorlar. Oysa antibiyotik kalbi yorabilir, ki bir de zaten hastalığın kalbi yorması var; B vitamini ise sinir sistemini, dolayısıyla kalbi, ve de karaciğeri korur ki alkolden zehirlenmelerde de ilk yapılan şeylerden biri de B vitamini iğnesi yapmaktır. Ben antibiyotik verilen hastaya B vitamini de verilmemesini büyük bir cehalet olarak görüyorum. Yani çocuğun ölmesinde şu iki olasılıktan biri olabilir: 1- Çocuğa antibiyotikleri ya hiç verilmemiş ya da biraz verilip, 'Bu kadar yeter' denilip kesilmiş olabilir, 2- Doktor B vitamini de vermemiş olabilir. Belli ki antibiyotik düşmanlığı çok canlar alacak. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 3.1.19/02.00
Düzenleme: 03.01.2019 / 02:15
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • Türkay
  • Muhsinyanbeyi
  • suyayazanadam24
  • EEE
  • lavigne1001
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir