Şiir Defteri

HADİSE ERDEMLİ KADIN İMİŞ (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
04.07.2020 / 15:58
137 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Savım ki akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez tüm ülkelere yani tüm dünyaya akıldışılık, bilimdışılık ve ahlakdışılık yaymakla uğraşmakta. Bunun içinde moda, turizım(turizm), medya, ünlü, sanatçı, bilgisayar oyunu, eğlence, ahlaka aykırı mekan gibi şeyleri kullanmakta, ve bu tuzağa düşen insan sayısı da; bu tuzağa hizmet eden insan sayısı da gün geçtikçe hızla çoğalmakta çünkü nefs güzel gelir. Açık ki Abd'de 'ahlaka aykırı giyinmeyen kişi ünlü olamaz' diye bir durum olmalı çünkü hangi Abd'li bayan ünlüye baksanız, gözbebeklerinden önce meme, bacak, popo gibi yerleri görünmekte yani sanki bayan değil de bayan cinsel organı seyyar satıcı arabası. Görülmekte ki bu durum ülkemize de pompalanmaya başlanmış gibi durumda. Yani gerçek ki ülkemizde de ahlaka uygun bayan sanatçı, bayan ünlü bulmak gittikçe daha da zorlaşmakta. Bu da ülkemizin Abd'nin kültür sömürgesi durumunda olduğunu göstermekte. Yani işin daha da tuhafı, ahlaka aykırı bu insanlar bir de dini inançlı, öyle ki dindar olduklarını bile söyleyebiliyorlar. Boyunlarında haç kolye; porno oyuncuları bile bol miktarda, Abd'de oysa Jesus'a(İsa'ya), ölmüş annesinden kalan ve hayattaki tek en değerli şeyi olan küçük bir takıyı veren fahişe, fahişeliği Jesus yüzünden bırakmıştı yani işine devam etmemişti; peki nasıl oluyor da Hıristiyan(Hristiyan) dünya fahişelik ile Hıristiyanlığı birleştirmek cehaletini ısrarla göstermekte; açık ki siyasetçiler ve kapitalistler yüzünden çünkü onlar ahlak mahlak tanımazlar, tanısalardı zaten siyasetle uğraşmazlardı; ötekiler de vatanları ve toplumları sömürmek için uğraşmazlardı; bilim ve din ile uğraşırlardı. Atatürk 'Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' derken 'İlim(Bilim) ve ahlak' içindeki sanatı tanımlamıştı çünkü Atatürk hem 'En doğru yol ilimdir' hem de 'Ben insanın(sıporcunun/sporcunun) ahlaklısını isterim(severim)' der yani Atatürk'te sanat demek 'Önce ilim ve ahlak' demek. Bu nedenle de sanatçıların bu açıdan bilgilendirilmelerini zorunlu görüyorum yani sanat 'Vur patlasın, çal oynasın, istediğini yap' değildir. Türklük de, Müslümanlık da önce 'ahlak' üzerine kuruludur zaten; bu nedenle ki dini tanımlayan Din hadisileri 'Din ahlaktır, utanmaktır; bunlar yoksa din de olmaz' der. Sözde sanatçılardan ve sözde ünlülerden Hadise; Kıbrıs'da bir gazinoda 'Ben erdemli kadınım' demiş. Belli ki 'erdem' sözcüğünün de; Türklükte de, Müslümanlıkta da 'kadın'ın anlamını bilmiyor olmalı. Türk dil kurumu sözlüğü'ne bakalım: 'Erdem: Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet.' diyor bu sözlük. Ahlak nedir; öncelikle, toplum içinde ahlaka uygun giyimli olmaktır oysa internet, medya Hadise'nin ahlaka aykırı giyimli fotoğrafları ile dolu; bikinili, mayolu, göğüs dekolteli, külota kadar bacak dekolteli yani bir bayanın yalnızca yatak odasında öyle olabileceği durumlar; öyle ki bir bayan yazar bile Hadise'nin sahne giysisi dediği giysileri bile 'Cesurca pozlar adı altında kadınlara soyunmayı meşrulaştırdılar. Gerçek cesaret edebinle giyinmek oldu.' diye eleştirmiş yani düşünün ki bayan bile bayanın giyimine tepki göstermekte, ahlak açısından; ve bu insan bir de 'sanatçı'lık, ve Tv8 adlı yoz bir Tv kanalında bilirkişilik yapıyor. Hadise adlı bu yoz kişi ise adına uygun olmak istemekte olmalı ki hep ahlaka aykırı giysilerle hadise çıkarmakta olmalı; ve o bayan yazara, sanki Mevlana ortalıkta külotla, karısı da ortalıkta sütyen-külotla geziyormuş gibi, Mevlana'nın arkasına saklanıp, Mevlana'nın 'Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene. Çünkü cahil ne gelirse söyler diline' sözünü demiş; oysa gerçek cehalet ahlaka aykırılıktır çünkü ahlaka aykırılık nefstir; nefs de hem en büyük cehalettir hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de akıla da, ahlaka da kötülük eder yani gerçekte en büyük cesaret ahlaklı olmaktır, en büyük cehalet de ahlakı umursamamaktır, yani nasıl bir kafa ki hem ahlaka aykırı, dine aykırı, İslam'a aykırı giyinip hem de Mevlana'yı kendine örnek, kanıt, destek gösterebiliyor? Açık ki asıl suç ahlaka aykırılığı yasaklamayan devlette ya da siyasi iktidarlarda; sonra da insanlar ahlakdışılığı normal, ahlakı da anormal birşey sanıyorlar. Bu yoz ünlü bir de sanki alime imiş gibi 'Edebi kıyafetle ölçene cahil denir. Edepsizlik sizin kafanızda.' diye bir başka saçma şey demiş; 'giysi' yerine ninesi ya da dedesi gibi 'kıyafet' demesi belki de göründüğünden daha yaşlı olmasındandır, örnek ki 80-90 falan; belki uçağa da teyyare, otmobile de tomofil falan diyordur? Ahlak kuşkusuz ki önce giysi ile ölçülür; örnek ki ortalıkta çırılçıplak gezen birinin dinli olduğunu söylemek için ya dini bilmemek ya da akıl-ruh sağlığına aykırı bir durumda olmak gerekir yani her konuda önce dışa bakılır; sebze, meyva, yiyecek, kumaş, giysi, kitap, araba, ev satın alırken bile; yani insanın da önce dışına bakılır; ve din demek ahlak da demektir, ahlak da önce toplum içinde ahlaka uygun giyimli olmak demektir, bu nedenle ki sokak delileri çıplak bile gezerler. Kuşkusuz ki ahlak yalnızca giysi ile ölçülmez çünkü ahlaka uygun giyimli insanlar da ahlaka aykırı insanlar olabilirler ancak açık ki toplum içinde ahlaka aykırı giyimli bulunan insanlarda da ahlak aramak demiri altın sanmak gibi birşeydir; bu nedenle ahlak önce dıştan yani giyimden başlar ancak beyine, ruha, kişiliğe doğru gider yani hiçkimse hem ortalıkta sütyen-külot ya da çırılçıplak dolaşıp 'Hem de dinliyim' diyemez, önce bunu bilmek, öğrenmek, anlamak gerekir. Ahlaksızlık ahlaksızlığa ahlaksızlık diyenlerin kafasında olabilir de olmayabilir de ancak öncelikle ahlaksızlıkta, ve toplum içinde ahlaka aykırı giysi ile bulunmakta olduğu da açık bir durumdur yani beyaza beyaz demek yanlış birşey değildir, yani eğer Hadise toplum içinde ahlaka uygun giyimli olsa, ve ahlaka uygun da yaşasa, açık ki onun haline ahlaksızlık diyenlerin kafalarında ahlaksızlık olurdu ancak durum ortada, açık. Hadise'nin bu tuhaf durumuna toplumda 'Hem suçlu hem güçlü olmak', 'Zeytin yağı gibi üste çıkmak' gibi şeyler denilmekte. Hadise'nin 'kadın' anlayışında da bir tuhaflık var çünkü Türklükte de, Müslümanlıkta da 'kadın' önce 'Ahlak, edeb, erdem' demektir; yani Türklükte de, Müslümanlıkta da 'kadın' bir sözcük değil kavramdır, özel bir anlama ve değere sahiptir. Hadise'nin ahlaka aykırı giyim türü ise Türklükteki ve Müslümanlıktaki 'kadın' kavramına aykırı durumlar; yani Türk kadını da, Müslüman kadın da ortalıkta ahlaka aykırı giysilerle dolaşmaz. Bu durumda, Hadise'nin 'Ben kadınım' demek yerine örnek ki 'Ben dişiyim' demesi doğru ve mantıklı olur çünkü yaptığı da zaten dişiliğini göstermekten başka şey değil durumunda. Türk dil kurumu sözlüğü de 'kadın'ı sıfat olarak 'Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan' diye tanımlamış yani Türklükte de, Müslümanlıkta da ortalıkta ahlaka, dine aykırı giysilerle dolaşan bayanlara kadın demezler, başka şeyler derler ancak yine de Hadise'nin 'Ben kadınım' demekle övündüğü 'kadınlık' Türklüğe de, Müslümanlığa da, dine aykırı ancak ahlaka aykırı Batıya göre uygun bir kadınlık durumu ancak açık ki Hadise Abd'de ya da Ab'de değil Türkiye'de yaşamakta olduğunun farkında değil olmalı bir durum görünmekte ortalıkta. Bir de şöyle düşünelim; insan olmak gibi, kadın olmak da devletlerin, hukukun, yasaların, siyasi iktidarların verebileceği birşey değildir yani bunlar 'Siz insan oldunuz' demekle insanlar insan olmazlar yani insan olmanın da kuralları, ilkeleri, içeriği, özü vardır yani devletler ya da siyasi iktidarlar insanlara ahlaka aykırı giyinmek ve yaşamak serbestliği verdi diye insanlar ne bunları yapmak zorundalar ne de hem bunları yapıp hem de insan olmaya uygun kalabilirler. Yani Hadise kızlık zarı olarak kadın olabilir ancak açık ki Türk kültürü ve Müslüman kültürüne göre tanımlanan kadınlıktan oldukça uzak durumda. Yoksa yanlış mı görmekteyiz; yani Hadise'nin üzerindeki, külotuna kadar açık, meme uçları sınırlarına kadar açık giysileri gerçekte bize mi öyle geliyorlar, gerçekte ahlaka uygun giysiler de? Evet; Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' diyor. Herşeyde 'Önce bilim ve ahlak'; demokraside, laiklikte, özgürlükte, hukukta, sanatta bile. Çocuk, gözünü ahlakdışı Belçika'da açmış; sonra gelmiş Türkiye'ye, Türkiye'de de ahlaka aykırı yerleri görmüş, sanmış olmalı ki Belçika doğru yerde; yani açık ki kimse öğretmemiş, doğruya giden yolun yalnızca Din hadisileri'nde olduğunu, dini tanımlayan. Evet; Atatürk 'Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' demiş de hem 'Önce bilim ve ahlak' demiş, hem de 'Ahlaktan kopmuş bir sanatın hayat damarı zaten kopmuş' demektir. İşin kötüsü; hadise demek 'hadise' yani 'olay, vaka' demek de, işin içinde bir de 'hadis' bölümü var, bari o olmayaydı. Bu nedenle ben 'hadise' değil de 'hıdise' diyorum, Muhammed'e saygımdan dolayı. Hep diyorum, çocuklarınıza dini inanç kavramları, isimleri, adaları koymayın çünkü çocuğunuzun ileride ne olacağı belli olmaz. Ayıptır, yazıktır; çocuklarınıza Muhammed, İsa, Ayşe, Fatma, Yahya, Musa, Meryem, Yusuf, mehdi, nebi, alim, bilge, alime gibi adlar koymayın, çünkü birgün ne olacakları belli olmaz, ayıp ve yazık olur. Yani ortalıkta sütyen-külot dolaşanlar kadın iseler ortalıkta ahlaka uygun dolaşanlar ne; ortalıkta ahlaka uygun dolaşanlar kadın ise ortalıkta sütyen-külot dolaşanlar ne? Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 4.7.20/15.56
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • Yavuzdinç
  • Ebruli
  • İhabYousef
  • Kemal80
  • Mismail
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir