Şiir Defteri

EVLİLİKTE FAHİŞELİK YAKLAŞIMI SAVIM (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
18.08.2019 / 00:21
285 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Yetişkin insan dişisi ya da bayan ya da kadın açısından evlilik. Elin adamı ile evleniyor. Yani düne kadar elin adamına, bugünün kocasına çırılçıplak soyunuyor, heryerini gösteriyor. Elin adamının yani bugünün kocasının çırılçıplak altına çırılçıplak yatıyor. Elin adamına yani bugünün kocasına heryerini öptürüyor, okşatıyor, mıncıklatıyor, sevdiriyor. Elin adamına yani bugünün kocasına cinsel organını açıyor. Elin adamının yani bugünün kocasının cinsel organını cinsel organına sokup boşalttırıyor. Bunlardan utanmıyor, bunlar zoruna gitmiyor ancak dünün elin adamı, bugünün kocası ona bir tokat attı ya da bir hakaret etti diye dünün elin adamını, bugünün kocasını terk ediyor, boşanmaya koşuyor. Bu hiç mantıklı, akıl işi değil bence. Pireyi yorgandan üstün görmek gibi birşey Anında evliliği yani ilişkiyi bitir. Anında çek git. Evliliğe fahişelik yaklaşımı gibi birşey. Fahişeler de paralarını aldıkça kalırlar, paralarını alamazlarsa sorun çıkarırlar ve çekip giderler. Fahişenin müşterisi yani erkeği ile ilişkisi aile ilişkisi değildir. Nerede tırak, orada anında bırak. Fahişeler iş bitince anında terk edip giderler; müşterileri ile birliktelikleri için mücadele etmezler. İşçiler bile haklarını alamadıklarında gırev(grev) yaparlar, direnirler, savaşırlar. Oysa bir eş düşünün ki bir hakaret gördü ya da bir tokat yedi diye hemen çekip gidiyor. Yani cinsel organına, becermesine dayan ancak bir hakaretine ya da bir tokatına dayanama. Oysa baylar eşlerinin cinsel organlarının pisliğine karşın bile onları terk edip gitmezler; bir bayan apışlığı(pedi) tanıtımında gördünüz işte bayanların kokarca yerine koyulmasını. Sanırım dünyada karısı kendisine hakaret etti ya da toıkat attı diye boşanmaya kalkan bay hemen hemen hiç yoktur; aşkın tarihine bakılırsa zaten görülür ki aşk bayların bayanlar uğruna zorluklara, güçlüklere, engellere katlanmasıdır, bayanların baylar uğruna zorluklara katlanması değil; Şirin uğruna dağları delen Ferhat var da, Ferhat uğruna dağ delen Şirin yok. Hangi bayan ekmek bıçağı ya da meyva(meyve) bıçağı elini kesti diye bıçağını çöpe atar ancak nedense koca hemen çöpe atılabiliyor çünkü hem bayanların arkasından koşan bay çok oluyor hem de işin ucunda tazminat, nafaka gibi şeyler almak var ancak tuhaf ki sadist, işkenceli, zalim seks türünden hoşlanan sayısız kadın da var dünyada. Bence evlendikten hemen sonra 'Kocam bana hakaret etti', 'Kocam bana tokat attı' diye boşanmaya koşan kadınları önce bir ruh doktoruna göndermek gerekir, hemen boşamak yerine; demek ki kocasını sevmiyor, sevseydi her zulümüne katlanırdı, sevdiklerinin her zulümune katlanan baylar gibi; sevmiyordu ise neden evlendi yani var bu işlerde ruhsal bir sorun. Peki çocuğun ya da çocukların olduğunda; çocukların sana tokat attığında ya da sana hakaret ettiğinde, çocuğunu yada çocuklarını evlatlıktan atacak mısın? Eleştiri ve özeleştiri diye birşey yok mu hayatta ve evlilikte? Aile mahkemesi yargıçlarının ve boşanma avukatılarının(avukatlarının) konuya bir de bu açıdan bakmaları gerekir. Yani düşünün ki kadın kocasını boynuzlarsa suç değil ancak koca kadına bir tokat atarsa ya da bir hakaret ederse suç. Zaten belli ki hukuk aile kurumununa olması gereken önemde, değerde, ciddilikte yaklaşmıyor; yaklaşsa zaten zinayı suç sayardı, eşcinsel evliliğe ve kamusal alanlarda ahlaka aykırı giyime izin vermezdi, ve evli bayanların pılajlarda(plajlarda) bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşmasını da zina, bekar bayanların bikini, mayo dolaşmalarını da zinaya ve fuhuşa teşvik sayardı. Düşünün ki herkesin içinde bikini, mayo diye sütyen-külot gezen bir kadın 'Kocam bana hakaret etti' ya da 'Kocam bana vurdu' diye şikayetçi oluyor, mahkemeye koşuyor boşanmaya; yani herkesin içinde sütyen-külot dolaşmak zoruna gitmiyor da kocasının bir sözü ya da tokadı zoruna gidiyor. Herkesin içinde sütyen-külot dolaşmak sağlıklı birşey değildir zaten. Bence mahkemeler yani adalet gün gelecek, bayanlara bikini, mayo, mini etek, mini şort, açıksaçık, daracık şeyler giyip giymediklerini de soracaktır; yani topluma küçücük cinsel organını göstermekle sütyen-külot içinde kocaman kendini, kocaman çıplaklığını yani herşeyini birden göstermek arasındaki fark nedir, hukuk bunu bir düşünmeli. Yani örnek ki bundan bin yıl önce; kadın kadıya gidip 'Kocam bana hakaret etti' ya da 'Kocam bana tokat attı' dese mi kadı şaşkınlıktan küçük dilini yutardı yoksa koca kadıya 'Karım herkesin içinde sütyen-külot geziyor' dese miydi kadı şaşkınlıktan küçük dilini yutardı? Ancak tuhaf ki kadıya küçük dilini yutturacak şey günümüzde hem hukuk hem de toplum tarafından olağan görülmekte. Televizyonda gördünüz işte; uyuşturucudan yakalanan ünlüler Kamu spotu denilen şeylere bile çıkarılıyorlar ancak karısını dövdü denilen bir ünlü artık reklamlara bile çıkarılmıyor; yani belli ki birileri ahlakın zararına olarak toplumun algısı ile oynamaya çalışıyor; 'Uyuşturucudan yakalanmış yav, önemli birşey değil', 'Sen nasıl karına tokat atarsın, sen kadına nasıl el kaldırırsın, vay hayvan vay!' durumu yani. Zina bile serbest ancak karın haksız bile olsa, karın tahrik bile etmiş olsa, karın zina bile etmiş olsa, karına bir tokat atsan boku yedin. Abd'de; evinin yatak odasındaki yatakta karısını bir başka bayla yakalayan bay karısını dövdüğü için hapise atıldı yani demek ki şapkasını alıp çekip gitmesi gerekiyormuş. Şiddete karşı isen ahlaksızlığa da karşı olacaksın kardeşim; yani ahlaksızlığın yanında olup şiddete karşı olmak hem şiddettir hem de ahlaksızlıktır ancak hukukları yapan siyasetçiler bu kadar ince felsefeden pek anlamazlar kuşkusuzki(kuşkusiz ki). Tuhaf ki baylar bayanların tokatlarına ve hakaretlerine seve seve katlanırlar genelde. Aşk ve akıl katlanamayanda değil, katlananda vardır ki buna sabırın(sabrın) hikmeti denilir. Demek ki hikmetsiz kimselerle evlenmemek gerekir. Büyük olasılıkla 'Bağdat gibi diyar, ana gibi yar olmaz' sözünü de büyük olasılıkla baylar demiştir; ve bu söz büyük olasılıkla bayanların evliliğe yani baylara yaklaşımlarını da göstermektedir. Ahlaksızlığa karşı olmayan hukuk doğru hukuk değildir; ya cehalet hukukudur ya özel sektör hukuku ya siyaset hukuku çünkü mantıksızlık ancak bunlarda bulunur. Düşünsenize; intihar etmek suç, intihara teşvik etmek suç ancak işsize iş vermeyip işsizin intihar etmesine neden olan ya da işsizi intihara yönlendirmiş olan devlet ya da siyasi iktidar suçlu değil. Açık ki ahlaka aykırılığın suç olmadığı ülkelerde hükümdar siyaset ve özel sektördür; akıl, mantık, bilim, felsefe, ahlak, vicdan, insanlık değil. Evli kadının ya da evlenecek bayanın ortalıkta bikini, mayo diye sütyen-külot gezmesinin ayıp ya da suç olmaması nedir yav? Sonra da Allah'a inanıyorlarmış da, dinlilermiş de, okullarda din ve ahlak dersi varmış da, falan filan. Yani hem ortalıkta sütyen-külot gezmek hem de kendini Müslüman olarak tanıtmak olsa olsa Kedicik mantığıdır. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 18.8.19/00.20
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • gamzelinka
  • birbulutgibisin
  • Sessizşair
  • alidemiral
  • karvakti
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir