Şiir Defteri

CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
10.06.2019 / 00:09
219 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Ortada ki Müslümanlar Müslümanlığı 'Ben Müslümanım' deyip akıllarına geleni yapmak sanmaya başlamışlar. Ramazan ayı iftarılarının(iftarlarının) ziyafete dönüşmesi, Kurban kesmeyi İslamiyet'in şartı sanmaları, hacca gitmeyi İslamiyet'in şart sanmaları, aşure dağıtmayı İslamiyet'in şartı sanmaları, lokma dağıtmayı İslamiyet'in şartı sanmaları, Kandil helvası dağıtmayı İslamiyet'in şartı sanmaları, Mevlid okutmayı İslamiyet'in şartı sanmaları gibi; bu 'sanma' durumu o kadar akıldışı ve ahlakdışı durumlara bile gelmiş ki Adnan Oktar ve Kedicikleri gibi bir örgüt, ve bikini, mayo ile pılajları(plajları), havuzları dolduran, açıksaçık ya da daracık giyinip ve 'Ben Müslümanım' giyenler, İslamiyet'i kullanıp siyaset yapan öyle ki camilerde bile siyaset yapanlar ve 'Ben Müslümanım' diyenler bile çoğalmaya başladı. Yani 'Ben Müslümanım, ben Allah'a inanıyorum' demek Müslümana herşeyi yapmak, hele ki dine aykırı şeyleri yapmak hakkını vermez. Yani bakın; Müüslüman bayramıları(bayramları) olan Kurban bayramı ve Ramazan ayı bayramı tatililerinde(tatillerinde) bile bikinili, mayolu yani sütyen-külotlu yani ahlaka aykırı yani dine aykırı pılajlar(plajlar), havuzlar dolmaktadır; 'Kurban bayramı tatilinde, Ramazan bayramı tatilinde denize, havuza gidilir' algısı oluşturulmaktadır. Çıplaklık ve ahlak, çıplaklık ve din nasıl yanyana gelebilir; kuşkusuz ki asla gelemez çünkü utanma olmayan yerde ahlak, ahlak olmayan yerde de din olmaz. Bu yanlış durumun beş temel nedeni var bence: 1- Dini tanımlayan, 'Din bilimdir/ilimdir, ahlaktır, vicdandır, merhamettir, nesffislziktir' diyen Din hadisileri'nin bilinmemesi. 2- Taht için öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmeyen yani Türklüğe, İslamiyet'e ve insanlığa aykırı davranan; eşlerden başka bir de cariye adı altında, çocuk yaşta sayısız kapatmaya sahip olan; Ramazan iftarlarını bile ziyafete, eğlenceye, nefse çeviren; ve böylece bu topraklarda İslamiyet'e, Müslümanlığa en büyük kötülüğü yapan Osmanlı imparatorluğu. 3- İslamiyet ile ticaret yapanlar. 4- İslamiyet ile siyaset yapanlar. 5- Diyanet'in bu duruma karşı tepkisiz kalması. Yani özetle; herkesin, kendisine yarar, çıkar, haz sağlayan yanlışa karşı çıkmaması, sarılması. Bu nedenle ki Türkiye'de de, öteki ülkelerde de İslamiyet, Müslümanlık yanlış yöne yani dini tanımlayan, dinin özü olan, dinin temeli olan, dinin amaçı(amacı) olan Din hadisileri'nden uzaklığa, aykırılığa doğru gitmektedir. Dikkat edin; İslam dünyasından son on yılda binlerce terörcü çıktı da Din hadisileri'ne uygun tek bir alim, tek bir alime bile çıkmadı çünkü Müslümanlar kendilerine Din hadisileri'ni değil çıkarlarını pusula yapmak içine girmekteler; bunun sonuçunda(sonucunda) da, farkında değiller ki İslamiyet'ten, dinden uzaklaşmalar, ve adeta 'Bana biat eden Müslümandır, etmeyen Müslüman değildir' diyecek duruma gelmiş siyasi partiler, siyasetçiler, hükümdarlar ortaya çıkmıştır. İslam dünyasında, Din hadisileri'nden uzaklaşmanın yol açtığı yanlışlardan biri de ezanın hoparlörle okunması da İslamiyet'e aykırıdır. Neden? Çünkü: 1- İslamiyet'te ezan elleri kulaklara götürüp okunur, ağıza boru yapılıp değil; bu da demektir ki ezanda sesi olabildiğince yükseltmek amaçı yoktur, amaç olabildiğince yüksek ses değildir. İlk ezanı okuyan Bilal Habeşi de ellerini ağızına(ağzına) boru yapıp değil ellerini kulaklarına götürüp okumuştur çünkü ezanda amaç yüksek ses çıkarmak değil, önce Allah'ı selamlamaktır, bu nedenle de ezan okunurken eller ağıza değil Allah'a selam için kulaklara götürülür yani İslamiyet'te ezan Allah gözetiminde ve Allah'a saygı ile okunur, hoparlörle basbas bağırmak ise hoşluk vermez. 2- Hoparlörle ezan okumak İslamiyet'in, Müslümanlığın Müslüman olmayan ülkelerde, özellikle de Batıda yayılmasını önler çünkü Müslüman olmayan insanlar hoparlörün sesinden çok rahatsız olacaklardır. Hele ki gecenin dördünde, dörtbuçuğunda hoparlörlerle basbas bağırmak Batının hiç katlanamayacağı birşeydir. 3- Ezan makamlı, gazel gibi, şarkı gibi okunmaz; bu nedenle hadis 'Ezanı makamlı okumayın' der. Ramazan ayı'da sahurda davul çalınır; ezanlar hoparlörlerle okunur ancak dini tanımlayan Din hadisileri'nden kimsenin haberi yok. Kendini Müslüman gösteren bir siyasi partiye de oy verdin mi oh ne güzel; bu neyin kafasıdır böyle, çünkü bu kafa İslamiyet'in, dinin kafası değil. Müslüman insan ezan saatlerini bilmeli; Müslüman insan sahurda davulcu değil çalar saat kullanmalı, ve bir de ceptelefonularının(cep telefonlarının) çalar saatileri(saatleri) var. Açık ki Müslümanlar kendi çıkarları için, kendi keyifleri için İslamiyet'in büyük haritasını, İslamiyet'in amaçını görememek durumu içindedirler. Evet; Müslümanlar İslamiyet ile yüzleşmeliler artık; buna da ilk olarak, camilerden hoparlörlerin kaldırılmasından başlanmalı, sonra da pılajlardan, havuzlardan ve akıldışı-ahlakdışı modadan, akıldışı-ahlakdışı medyadan devam edilmeli, ta ki Din hadisileri her alanda gerçekleşinceye kadar yoksa bu yol dine değil dinden uzaklığa ve Batıya yani dine aykırılığa köleliğe, dine aykırılığa aşka, dine aykırılığa bağımlılığa gider. Bakın durum öylesine İslamiyet'e, dine aykırı bir durum aldı ki Diyanet başkanı bir siyasetçi olan cumhurbaşkanı ile cami açıyor; demek ki Diyanet başkanı da, cumhurbaşkanı da siyasetin dine, İslamiyet'e aykırı olduğunu bilmiyor olmalılar çünkü siyaset hem cehalet ve nefstir hem de dürüstlük değil yandaşlıktır yani siyaset dini tanımlayan Din hadisileri'ne her açıdan aykırıdır, bu nedenle ki İslamiyet hükümdarlık, sultanlık, kırallık(krallık), pırenslik(prenslik), padişahlık gibi şeyleri kötülemiş ve dışlamıştır, alimlerin bile bunlarla olmamasını istemiştir; ve bir de ülkenin de, İslam dünyasının da durumuna bakın; bunun tek bir amaçı vardır, İslamiyet'i yaymak değil, yalnızca iktidara gelmek ve iktidarda kalmak çünkü İslamiyet böyle yayılmaz, yayılamaz; 'Amerika'da şu Müslüman olmuş', 'Avrupa'da bu Müslüman olmuş', neden, çünkü oralarda hoparlörle ezan okumak yasak, aç bakalım oralarda da hoparlörleri sonuna kadar Türkiye'de yaptığın gibi, bak bakalım Müslüman olan kalıyor mu? Hadis 'Başınıza, seçilmek istemeyenleri seçin' diyor. Bunun bir anlamı da şudur: 'Sizden olmayanları, size karşı olanları da dinleyin, yalnızca kendinizi dinlemeyin, yalnızca sizden yana olanları dinlemeyin, eleştirilere açık olun, özeleştirili olun, merhametli olun, vicdanlı olun'; bunun bir anlamı da şudur: Başınızı asla siyasetçileri, siyasi partileri seçmeyin çünkü onlar başınıza gelmek için isteksizlik içinde değil yarış içindeler. Peki günde beş kez hoparlörle gümbür gümbür ezan okumasnın nesi vicdan; hele gecenin dördünde, dörtbuçuğunda, sabahın beşinde ezan okumanın nesi vicdan; namaz kılan var, kılmayan var, hasta var, çocuk var, işe gidecek olan var, okula gidecek olan var, uykularını iyi uyumaları gerekenler var. Dini inançlılar kendilerine karşı çıkanlara hep dinsiz derler; Abraham'a(İbrahim'e) dinsiz dediler, Mose'ye(Musa'ya) dinsiz dediler, Jesus'a(İsa'ya) dinsiz dediler, Muhammed'e dinsiz dediler, Hallaç Mansur'a dinsiz dediler, Muhiddini Arabi'ye dinsiz dediler, Atatürk'e dinsiz dediler. Yani demek ki toplumunu, dünyayı, insanlığı ilerletenlere, gerçekleri ve doğruları söyleyenlere 'dinsiz' deniliyor; demek ki toplumlarını, insanlığı, dünyayı ilerletenler, geliştirenler, yükseltenler dinsiz denilenlerden çıkıyor. Anlayın artık; siyaset ve özel sektör bir olmuşlar, din diye, İslamiyet diye, Müslümanlık diye sizi yanlış yöne, kendilerine uygun yöne, Din hadisileri'ne aykırı yöne götürüyorlar. Camilerden hoparlörler kaldırılsın; ben istediğim için değil; dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı olduğu için. Hadis ne diyor? 'Gürültü yapan bizden değildir' diyor; gürültü olarak algılanmasa Batıda da serbest olurdu değil mi? Ve Bilal Habeş ellerini kulaklarına değil de ağızına götürüp okurdu değil mi? İslamiyet demek medenilik demektir de; medenilik demek başkalarını da düşünmektir de. Hiçkimse rahatsız olmasa da açık ki yapılan şey hem yanlıştır hem de İslamiyet'in ruhuna, özüne ve amaçına aykırıdır değil mi? Yani bu durumda İslamiyet yalnızca şimdiki Müslüman ülkelerle sınırlı kalır ve Batıya hiç gidemez, yayılamaz; bu da İslamiyet'e ihanet değil mi? Açık ki size haz, zevk, mutluluk, hoşluk, başarı gibi görünen şeyler dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırı şeyler iseler yanlış şeylerdir. Sodom, Gomora, Pompei de helaklarına mutluluk, sevinç, haz, zevk içindeler iken gitmişlerdi değil mi? Mutlu olduğunuza bakmayın; Din hadisileri'ne göre doğru yolda olup olmadığınıza bakın. Bikinili, mayolu pılajlar da, havuzlar da; zinanın, eşcinselliğin, kamusal alanlarda ahlaka aykırı giyimin yasak olmaması da; barlar, pavyonlar, genelevler, meyhaneler, sıtriptiz(striptiz) kulübüleri(kulüpleri) de, gece kulübüleri de, diskotekler de, yandaş medya da, sexshoplar da, bay-bayan karışık masaj salonuları(salonları) ve sıpor salonuları da Din hadisileri'ne aykırı; toplumda düşmanlık, bölünme, parçalanma yaratan siyaset de, işçiye hakkını vermeyen özel sektör de; taht için bile olsa öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz çocuk torunlarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı'nı baştaçı etmek te; ahlaka aykırı sanatçılar, ahlaka aykırı ünlüler de; zeka, ahlak, mantık, gerçekçilik ve kişilik düzeyi yerlerde sürünen televizyon reklamıları(reklamları) da; astroloji de, medyumlar da, falcılar da, büyücüler de, üfürükçüler de, burççular da Din hadisileri'ne aykırı. Ya ey insan hep aynaya bakma, biraz da gittiğin, götürüldüğün yola bak. Ben felsefenin, bilimin, dini tanımlayan Din hadisileri'nin ve Türkçenin bana söylediklerini size söyleyenim, başka birşey değil. Sodom, Gomora, Pompei o yolda; gerçekler, doğrular dini tanımlayan Din hadisileri'nin yolunda; seçiminizi siz yapın; kurtuluş için size gönderilen elçi ne siyasetçilerdir, ne özel sektördür, ne modadır, ne siyasetçilerin yaptıkları/yaptırdıkları kanunlardır, ne televizyonlardır, ne Diyanet'tir, ne tarikatlardır, ne cemaatlerdir; kurtuluş için size gönderilen tek elçi yalnızca 'Din bilimdir/ilimdir, ahlaktır, vicdandır, merhamettir, dürüstlüktür, güvenilirliktir, medeniliktir, nefssizliktir, inzivadır, dünyayı aşmışlıktır, bilim olmazsa din de olmaz, ahlak olmazsa din de olmaz, bilim Çin'de de olsa öğrenin, alimin uykusu bile cahilin ibadetinden üstündür' diyen Din hadisileri'dir. Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız; hiçbir dini inançtan ve hiçkimseden yana olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 10.6.19/00.10
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • gamzelinka
  • birbulutgibisin
  • Sessizşair
  • alidemiral
  • karvakti
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir