Şiir Defteri

BİLAL ERDOĞAN HARF DEVRİMİ VE KIYAFET DEVRİMİ KONUSUNDA YANILIYOR SAVIM (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
27.07.2020 / 01:19
134 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Açık ki Atatürk'e, Türkçeye, Lozan anlaşması'na, demokrasiye ve laikliğe karşıtlık da; Osmanlıcılık da lise düzeyinde kalmaktadır çünkü Atatürk de Muhammed gibi 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' demiş bir dahidir yani bilimsellikçilik, mantık insanıdır; öyle ki 'Benim sözlerimle ilimin(bilimin) sözleri çelişirse beni değil ilimi(bilimi) dinleyin' sözünü tarihte Atatürk'ten başka hiçkimse söylememiştir; sultanlar ve peygamberler bile böyle bir söz söylememiştir ki bu açıdan Atatürk bilimin önünü açan evrensel, alçakgönüllü, hoşgörülü, tarafsız, adil, dürüst, ender, barış sever(barışsever) insanlardan biridir de. Bilal Erdoğan; Harf devrimi/inkilabı'ni eleştirmiş, harf devrimine karşı olduğunu belirten sözler söylemiş, ve 'Yunanistan, Çin niye alfabesini değiştirmemiş? Demek ki gelişmenin alfabeyle alakası yokmuş. Sonra başka ülkelere bakıyoruz kıyafetini değiştirmeden gelişen ülkeler de var. O zaman niye kıyafet değiştirmeyi gelişmeyle irtibatlandırmışız. Yani şekil olarak değişmenin ruh olarak değişmeyle ilişkisi öyle sanıldığı gibi kolay değil.' demiş. Öncelikle şunu diyeyim ki Türkçe yani Türkiye Türkçesi; Afrika-İran arası dillerin zirvesi, Batı dillerinin ise temeli durumundadır. Bu nedenle ki örnek ki Arabça sanılan pekçok sözcüğün de, Batı sözcüğü sanılan pekçok sözcüğün de kökeni gerçekte Türkçe kökenlidir ki bu konuda internette pek çok yazı yayınladım. Türkiye Türkçesi basit, önemsiz ya da kolay bir dil değildir; okullarda 'Özne, tümleç, nesne, yüklem, zamir, edat, zarf gibi adlar altında 'Türkçe' diye öğretilen ders gerçekte gerçek Türkçeyi öğretmemektedir çünkü Türkçe de, dil de ancak dil felsefesi, dil mantığı, dil bilimi ve dil matematiği ile doğru ve iyi öğrenilebilir. Atatürk Türkiyesi Türkçesi olmadan ne felsefe, ne bilim, ne hukuk, ne eğitim, ne demokrasi, ne din tam olur. Örnek ki Türkçedeki 'özgürlük' sözcüğünün anlatmak istediği anlamı dünyada yalnızca Türkçe 'özgürlük' sözcüğü içerir çünkü 'özgürlük' sözcüğü 'Özün doğru ve gür gelişimi' demektir oysa İngilizcedeki 'freedom' da, Arabçadaki 'hürriyet' de, Farsçadaki 'serbestlik' de 'özgürlük' sözcüğünün içerdiği anlamda değildir, örnek ki 'Zincirlerden, kafesden kurtulmak' anlamındadır yani bedensel, nicel, nesnel bir durum anlatır ki İngilizcedeki 'freedom' sözcüğünün kökeni olan 'free' sözcüğü 'Bedava, parasız, ücretsiz' demektir yani örnek ki 'Ruhun özgür olacak' sözü freedom sözcüğü ile de, hürriyet sözcüğü ile de, serbestlik sözcüğü ile de anlatılamaz; bu nedenle ki şair de 'Ben ezelden beri hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış' demiştir yani freedoma, hürriyete, serbestliğe zincir vurulabilir ancak özgürlüğe zincir vurulamaz çünkü insanın özgürlüğü ruhundadır, ve ruhundaki bilimsel bilgilerde ve erdemlerdedir yani insan özgürlüğü bilimi ve ahlakı içerir oysa serbest bırakılan bir insan serbest kalmakla ne bilimsel olur ne ahlaklı olur yani bilim ve ahlak yoksa serbest insanlar hür olurlar ancak özgür olamazlar; işte, Atatürk'ün Dil devrimi bu olanağı sağlamıştır yani özgür olmak olanağını yani Osmanlı hanedanlığı'nda hürlük, serbestlik vardı ancak özgürlük yoktu çünkü bu hanedanlık hem bilimsel değildi, hem de öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını bile öldürtmekten çekinmemiş, karılarından başka bir de cariye adı altında çocuk yaşta onlarca ya da yüzlerce kapatması olan sultanlar içerdiğinden, ve öteki halkların vatanlarını işgal etmek ve haraça(haraca) bağlamak üzerine kurulu bir ekonomi içerdiğinden ahlaklı da değil idi. 'Yunanistan, Çin niye alfabesini değiştirmemiş? Demek ki gelişmenin alfabeyle alakası yokmuş' demiş. İyi de Türklerin dili zaten Osmanlıca ya da Arabça değil Türkçe idi. Peki öyle ise kendi dilleri olan Arabçayı kullanmakta olan Arablar bilimde, teknolojide, medeniyette neden Batının gerisindeler? Yunanlılar zaten Yunanca, Çinliler zaten Çince kullanıyorlar ancak Osmanlı Türkçe kullanmıyordu, Atatürk Türk milletinin Türkçe kullanmasını sağladı. Yani Türkseniz neden Türkçe değil de Arabça kullanmak istiyorsunuz? Yani bu mantık kendi içinde bile tutarsızlık durumunda yani Türkiye'nin Türkçe konuşması, Türkçe yazması neden tuhaf olsun? Peki Türkçeye 'Etik, aktivite, misyon, vizyon, plasman, aksiyon' gibi Batı sözcükleri Akp dönemine sokulmadılar mı; Atatürk böyle sözcükler kullanmadı ki hiç; Osmanlı hanedanlığı bile son dönemlerinde Fıransızca(Fransızca) hayranlığına başlamıştı. Öteyandan(Öte yandan); şu kullanmakta olduğumuz, Latin harfleri sanılan harflerin kökeni gerçekte Türkçe harflerdir oysa Arabça Arablarındır. Gelelim 'kıyafet' dediği konuya. 'Kıyafet' değil; 'giysi' ya da 'giyecek' Türkçesi durumunda. 'Kıyafet' Arabça; Atatürk zamanında 'giyecek, giysi' sözcükleri belki yokmuştur da. Peki, Bilal Erdoğan Türkçesi yerine neden Arabçasını kullanıyor; Osmanlı da Arab değildi ki. Atatürk giysi konusunda Arablar gibi giyinmemekle doğruyu yaptı çünkü Arablar gibi giyinmek 'Biz Arabız' demektir oysa Atatürk Türklükten yana idi, bu nedenle ki 'Ne mutlu Türküm diyene' dedi ancak Atatürk zamanında giyecekler bol ve ahlaklı giyecekler idi, şimdiki gibi ahlaka aykırı biçimli değil. Gerçekte, Batı giysisi sanılan pantolon ve ceket Asya giyecekleridir yani Batı da giyim biçimini Doğudan almıştır. Peki, Arablar Arabça konuşmakla ve Arablar gbi giyinmekle bilimde, teknolojide, medeniyette ve barışta dünya önderi mi oldular? Bilal Erdoğan bilmeli ki ne şimdi, ne de birzamanlar(bir zamanlar); 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Muhammed açısından da, 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Atatürk açısından da, yani 'Bilime ve ahlaka göre' gelişmiş bir ülke asla olmadı. Yunanistan mı gelişmiş, Çin mi gelişmiş, Abd mi gelişmiş, Avrupa mı gelişmiş; hiçbiri gelişmiş ülke durumunda değil çünkü hiçbiri bilim ve ahlak üzerine kurulu değil yani insanca değil yani ülkelerin ekonomilerine bakıp 'Bu gelişmiş, şu gelişmiş' denilemez yoksa Nazi Almanyası da gelişmiş ülke olur. Bilal Erdoğan ve Bilal Erdoğan gibi düşünenler herşeyden önce şunu düşünmeli: 'Devlet bekası diye bebeklerin ve çocukların öldürüldüğü Osmanlı imparatorluğu bugün neden yok da devlet bekası diye bebekleri, çocukları öldürmemiş devletler bugün neden var olmayı sürdürmekteler? Demek ki devlet bekasının bebek, çocuk öldürtmekle ilgisi yokmuş. Ve, yıkılmadan önce Osmanlı imparatorluğu zaten kendi dilini kullanıyordu, ve Arablar gibi giyiniyordu; peki öyleyse neden yıkıldı? Necdet Gürçiftçi Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge İnternette yayınlandığı zaman: 27.7.20/01.14
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • Yavuzdinç
  • Ebruli
  • İhabYousef
  • Kemal80
  • Mismail
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir