Şiir Defteri

ATATÜRK'E HAKARET VE TERÖR (DENEME)

Yazan: Birturkbilgesi
15.09.2023 / 21:48
176 kez görüntülendi
0 yorum yapıldı
Dinliler, dinciler her ne kadar dinin ya da dinlerinin bilimle dost, bilimsel olduğunu ileri sürseler de aslında bu sav yanlıştır, bilim dinle özdeşlik içinde değildir; bu bilimsel veriler, bilimsel gerçekler, bilimsel doğrulardan önce bilimin yöntemiyle ilgilidir örneğin bilim eleştirilere açıktır, eleştirilere düşman değildir, eleştirilere katlanır oysa dinliler dinlerini eleştirileri bile dine hakaret sayabilirler. Yani bu açıdan bile bilimle din arasında şimdilik dağlar kadar bir fark oluşmuştur. İslamiyet'in peygamberine ya da İslamiyet'e hakaret savlı, Avrupa'dan karikatürler olduğu yıllardır İslami medyada yer almaktadır, doğrusu ben o karikatürlerin hiçbirine bakmadım çünkü yozluk kültürü beni asla mutlu etmez ancak hakaretle ilgili, geçen günkü Paris katliamı ile televizyon kanalılarında(kanallarında), katliam konusu yapılan o dergiden gösterilen karikatürlere baktığımda ben bir hakaret durumu görmedim. Ruhsal sorunu olan kişiler eleştirilere katlanamazlar, eleştirileri bile hakaret sayarlar ancak kendileri açıkça hakaret etmekten de geri durmazlar; karikatürleri bile hakaret sayabilirler, hakaret olarak algılayabilirler çünkü yanlış anlama ya da hiç anlamama eğilimi, özelliği ve bu nedenle bir de saldırganlık eğilimi, özelliği, kültürü içindedirler; kendilerini başkalarına düşman olma, hakaret etme, saldırma hakkına sahip görürler ancak kendilerine küçücük bir eleştiri yapılmasını bile istemezler, kendilerine küçücük bir eleştiriye bile katlanamazlar ve başkalarından sürekli saygı, sevgi isterler; bunu günlük hayatımızda(yaşamımızda) da sıkça ya da ender olarak görürüz. Buna padişahlı örnekler de vardır örneğin rüyasında oğulunun(oğlunun) öldüğünü gören padişaha rüya yorumcusu, padişahın oğlunun öleceğini söyleyemez ve 'Siz oğlunuzda daha uzun yaşayacaksınız' der çünkü oğulunun öleceğini söylese padişah da onu öldürebilir; buna sıradan insanlardan da örnekleri medyadan ender olmayacak biçimde görüyoruz örneğin 'Yanbaktı(Yan baktı), 'Omuz çarptı' cinayetileri(cinayetleri); oysa bu cinayetleri işleyenlerin kendileri başkalarına ne hakaretler ediyorlardır kimbilir ve bunlara 'Aydın, uygar, çağdaş, bilimsel insanlar' diyemeyiz. Yine biliyorsunuz; iki çocuğun kavgasından bile katliam yapanlar var. Atatürk'e de sayısız hakaretler, ne hakaretler edildi, ediliyor biliyorsunuz. Ancak ilginç ve tuhaf değil ki Atatürkçüler, Atatürkseverler Atatürk'e açıkça, mutlak(kesin, belirgin, somut, kanıtlı) hakaret edenlere hiç saldırı, linç, cinayet, katliam, terör girişiminde bulunmuyorlar, yargıya başvuruyorlar yalnızca. Bu farkı yaratan nedir, bu fark neredendir? Uygarlıktan(Medeniyetten) yani bilimsel, mantıklı, insancıl, dostça düşünme özelliğinden, kültüründen, emeğinden. Uygar, bilimsel, mantıklı, insancıl bir insan ne kendisine yanbakıldı(yan bakıldı) diye ne de omuzuna toslandı diye cinayet işlemez. Atatürkçüler hakkında; uyuşturucu ticareti, insan eti yemek, 16 yaşında bir kız çocuğuyla bin adamın yatması, ölüleri çöplüklere atmak, ölüleri ortalıklarda bırakmak, kadın ticareti, katliam, terör gibi savlar, haberler duydunuz mu hiç? Oysa bu tür haberler sözde Arab baharı yaşanan yerlerden medyaya gelen olağan haberlerden. Gerçek ki herkes kendi uygarlık derecesine, kültürüne, eğitim düzeyine göre algılar ve davranır. Din herşeyden bilim, ahlak, vicdan, uygarlık, insanlık, akıl, mantık olmalıdır; her isteyen nasıl ki bilimsel olduğunu söyleyemezse her isteyen de dinli olduğunu söyleyemez, dinin koşullarını, özelliklerini, ilkelerini taşıması gerekir. Din de bilim gibi asla insanları öldürme nedeni, gerekçesi olarak kullanılamaz yoksa bilim de terör, katliam, soykırım yapmak, milyarlarca insanı dünyadan silmek için sayısız gerekçe, neden, bahane bulabilir örneğin cahil, vicdansız, merhametsiz, ilkel, barbar, vahşi, uygarlıkdışı, insanlıkdışı, ahlakdışı insanların yaşamaya haklarının olmadığını ileri sürüp bunu uygulayabilir ancak ne yapıyor? İnsanları, insanlığı düşünürleri, alimleri, bilgeleri, bilimcileri ile eğitmeye çalışıyor yani işin kolayına kaçmıyor. Din de bilim gibidir öyle ki bence din bilimin kendisidir, din bilimdir, din bilimin varmak istediği son amaçıdır(amacıdır). Peki bilim neden katliam yapmak yerine eğitimi seçiyor? Çünkü bilim eğitmek, öğretmek demektir tıpkı din gibi, dinin gerçek anlamı gibi. Yani bilim de, din de öldürmek değil eğitmektir; İslamiyet'in ilk emiri(emri) de 'Oku' değil mi zaten. 'Oku' ne demek? 'Öğret, eğit' demek, 'Öldür' demek değil. Kitap ne demek? Öğret, eğit demek, öldür demek değil. Dini bilim değil de askerlik gibi algılamak, anlamak, yorumlamak kuşkusuz ki savaşa, teröre, yanlışa yol açar ki zaten din adına terör, katliam yapanların ellerinde de kitap değil silah var yani dini bir bilim olarak değil askerlik, silah, savaş olarak algılıyorlar, öğreniyorlar, uyguluyorlar oysa silah barbarlığın, ilkelliğin başvurduğu en kolay mutluluklardan, nefslerden biridir. Bilim de silah yapar ancak 'Kendini, halkını, vatanını koru' diye silah yapar, 'Git cinayet işle, katliam yap, ona buna saldır' diye değil; silahın insanlıkdışı, bilimdışı amaçlar ve nedenler için kullanılması bilimin suçu değil silahı öyle kullanan insanların suçudur. Yani dünya birbirinizi öldürün diye yaratılmadı, ortaya çıkmadı, oluşmadı değil mi? Peki dinin 'Bir yanağına vurana öteki yanağını da çevir' sözüne ne demeli, her ne kadar dönemin başbakanı 'Ben bir yanağına vurana öteki yanağını da çevirenlerden' değilim deyip dine ters düşmüş, ve ne bu sözden ne de dinden hiç anlamadığını açıkça belli etmiş olsa da? Ve yine çok ilginç ki bu adamın partisinin iktidar yılları ile Ortadoğu'nun Bop, Arab baharı adı altında barış, demokrasi, özgürlük, insancalık, huzur dünyasına değil de terör, savaş, katliam, kangölüne(kan gölüne) dönmesi de; Türkiye'deki yolsuzluk, usülsüzlük, rüşvet, adaletsizlik, hukuksuzluk, diktatörlük savları ve Türkiye'nin iş kazası sonuçu(sonucu) işçi ölümlerinde Avrupa birincisi olması da aynı döneme denk gelmiştir oysa o bir güneş ise heryer aydınlık, barış, huzur, demokrasi, mutluluk, özgürlük, dostluk, sevgi, kardeşlik, uygarlık(medeniyet), adillik, hukuka uygunluk dolmalıydı. Demek ki ülkemizin de, dünyanın da 'Bir yanağına vurana öteki yanağını da çevirme ustalığı, uygarlığı, bilimselliği, dindarlığı olanlara' gereksinimi vardır, 'Öteki yanağıma da vurdurmam' diyenlere değil. Bunu neden söylüyorum? Çünkü eğer biryerde gerçekten güneş varsa, gece olmaz; bir yerde gece varsa güneş yoktur. Yani bir insan 'Güneşim' diye ortaya çıkıyorsa ortalığı aydınlatmalıdır, karartmamalıdır ki insanın nesnel, cisimsel güneşi de yanakları yani yüzüdür. Bakın; kitap okumayı sevmeyen, bilimsel düşünmeyi başaramayan, mantıklı düşünmeyi beceremeyen, sevgiden anlamayan, eğitimden anlamayan, beyinden-ruhtan hoşlanmayan, bedenseven, bedensever, kasseven, kassever, şiddetseven, şiddetsever, silah seven, silahsever birileri herşeyi olduğu gibi hayatı da, dini de yanlış yorumlama ve uygulama yani doğru yolu değil yanlış yolu seçme, yanlış yolla mutlu olma peşindeler. Yani herşey gibi dünya da, din de ya doğru ya da yanlış tanımlanabilir, yorumlanabilir yani yanlış olanaksız olan demek değildir, yanlış da olanaklıdır tıpkı kötülük gibi yani bir bardakla su içme olanağı da vardır, o bardağı yere atıp kırma olanağı da yani neden doğru, iyi olanı değil de yanlış, kötü olanı seçelim? Bilinmeli doğru, iyi olanı değil de yanlış, kötü olanı seçmek yalnızca sonuçun(sonucun), yapılanın yanlış, kötü olmasına yolaçmaz(yol açmaz); beyinin, kişiliğin, duyguların, ruhun da yanlış, kötü olmasına yolaçar ve sürekli kötülük, yanlışlık ister, kötülük-yanlışlık bağımlılığı yapar. Aslında Paris'de yere dökülen, yere düşen yalnızca kan değil; o kanları dökenlerin beyinleri, kişilikleri, ruhları da. Yani Atatürkçülerin elleri de armut taşlamıyor ancak Atatürk'e hakaretleri Atatürk'çülerin cinayetle, katliamla, silahla cezalandırmamaları korkaklıklarından değil uygarlıklarından, insancıllıklarından, bilimciliklerinden, beyinlerinden, kişiliklerinden, ruhlarından kaynaklanıyor. Uygar ol, ölmezsin; uygar olunca ölecek olan sen değilsin, içindeki, ruhundaki nefs, şeytan. Barbar olacak kadar cahil ve korkak değil uygar olacak kadar aydın ve cesur ol. Bilim de, din de bunu istiyor senden yoksa her insan birilerini öldürmek için bahane bulabilir. Eğer gerçekten Müslüman iseniz ya da dinli iseniz şunu düşünün: Allah emirine(emrine) uymayan Adam(Adem) ile Eva'yı(Havva'yı) öldürmemiştir; ceza olarak bu güzel dünyaya göndermiştir yani onlardan uzaklaşmayı, onlardan uzaklığı seçmiştir. Kuşkusuz ki kötülüğe, yanlışlığa karşı olmak ve kötülüğe, yanlışlığa karşı savaşım(mücadele) gerekir ancak bunun ilk koşulu felsefe, bilim de demokrasidir; hem bunlara sırtdönülüp(sırt dönülüp) hem de kötülüğe, yanlışa karşı savaşımın daha en başta asıl kendisidir yanlış, kötü olan. Yarış atına binilip güneşe gidilmez. Necdet Gürçiftçi Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge İnternetde yayınlandığı zaman: 12.1.15/04.56
Kapat/(ESC)
Yorum Düzenleme

Yeni Üyeler

  • siirseverbigamzelicadi
  • hantuncer
  • ATAMTURK79
  • 128
  • YorgunGenc
Kapat/(ESC)
Tavsiye
Adınız:
Sizin eposta adresiniz:
Alıcının eposta adresi:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
İletişim
Adınız:
Eposta adresiniz:
Mesajınız:
Doğrulama Kodu:
captcha refresh
Kapat/(ESC)
Rastgele Şiir