Moda, siyaset ve özel sektör dine aykırıdır
Çünkü bunlar herşeyden önce nefstir
Yani dinin, akıl ve ruh sağlığının, ruhsal beyinin en büyük düşmanı
Yani modanın, siyasetin ve özel sektörün olduğu yerde
Nefs vardır ki nefs de hem en büyük hem de en tehlikeli cehalettir,
İnternette 'Sosyal medya' denilen yerlerde hep görüyorum
Siyasi iktidar yandaşlarının yaptıkları ana, temel şey
Hakaret etmek, küfür etmek gibi şeyler
Çünkü felsefe, bilim ile ilgileri yok
Çünkü siyaset zaten cehalet ve nefs demektir
Yani 'Gözünün üstünde kaşın var' bile dediğinde işin bitti
Hemen hakarete, küfüre başlıyorlar
Bakın hep 'Reis, reis' diyorlar, hep reis istiyorlar
Hiç 'Düşünür(Filozof), alim, bilge' istemiyorlar
Hep 'İdam isteriz, idam isteriz' diyorlar
Hiç 'Demokrasi, laiklik, bilimsellik, adillik, evrensellik, kitap okumak isteriz
İşçi halkları savunulsun, İnsan haklarına uyulsun' demiyorlar
Çünkü bir cehalet ve nefs olan siyaset insanları ve insanlığı
Beyini ve ruhu düşünür(filozof), alim, alime, bilge olmaya
Düşünce insanı olmaya değil cehalete ve cehaletin açılımlarına götürür
Bakın hep 'Reis bizi Hafrin'e götür' diyorlar
Hiç 'Bizi felsefeye, bilime, bilimselliğe, Din hadisileri'ne, kitap okumaya götür' demiyorlar
Çünkü cehalet ve nefs hep bedensel işlerle mutlu olmak ister
Bakmayın siz ülkedeki okul, üniversite, üniversite mezunu sayısına
Bakmayın siz siyasetçilerin okul, üniversite açtıklarına
Gerçek ki siyasetin olduğu ülkede cehalet asla bitmez, daha da derinleşir ve genelleşir
Çünkü siyasetin kendisi zaten herşeyden önce cehalet demektir
Gerçekler diyor ki tek doğru yol felsefe, bilim ve Din hadisileri'dir,
Öncelikle gerçek şu ki
Felsefeye, bilime ve dini tanımlayan Din hadisileri'ne göre
Siyaset dine aykırıdır çünkü siyaset cehalet ve nefstir ki
Bunu dünyadaki siyasetçilerin özel hayatlarına bakıp anlayabilirsiniz
Gerçek ki siyaset bir düşünürlük(filozofluk), alimlik, alimelik
Bilgelik olma alanı değil
Cehaletin nefsinden, nefsin cehaletinden başka şey değildir ki
Bunu da siyasetçiler arasında kitap okuma oranının çok düşüklüğüyle anlayabilirsiniz
Bakmayin siz siyasette akademisyenler olmasına
Onlar yalnızca kendi üniversite dallarında ezbercilik yapmış
Ezbercilikle üniversite bitirmiş, ezbercilikle akademisyen olmuş kimselerdir
Yoksa hiçbir akademisyen bilimdışı şeylere inanmazdı
Ve bir cehalet ve nefs ülkesi olan siyasete karşı çıkarlardı
Ve ülkelerinin siyasetle değil bilimle yönetilmesini isterlerdi
Yani her üniversite diploması olan kişi üniversite okumuş demek değildir
Yani siyasete karşı çıkmak yerine siyasetçi olan
Siyaseti savunan üniversite mezunu, akademisyen
Ya da bilimdışı şeylere inanan, bilimdışı inançları olan üniversite mezunu
Ve akademisyen üniversite bitirmiş ancak üniversite okumamış demektir
Yani o mabede giden ancak dini tanımlayan Din hadisleri'nden haberi olmayan
Dini inancını din sanan sözde dinliye benzer
Yani gerçek üniversite mezunu, gerçek akademisyen
Koşullar gereği ve bilimin iktidar olması için siyasetçi olabilir ancak siyasete karşı çıkar,
Kuzey Suriye'de Zeytindalı olarak tanımlanan bir olay var
Siyasi iktidar buna 'Operasyon, harekat' gibi adlar vermişler
Ve bu olaya 'savaş' denilmesine karşı çıktılar
Ancak sonraları bir ara Akp başkanı kişi 'Bu bir savaştır' dedi
Şimdi burada siyasetteki cehaletten başka bir de tutarsızlığı görüyoruz
Bilemem, belki ertesi günü de 'Bu bir savaş değil operasyon'
Ya da 'harekat' demiştir
Burada yalnızca cehalet ve tutarsızlık değil
Bir de Türkçe ve dil bilimi bilmemezlik cehaleti de var
Ve bir de Türklerin ta Orta Asya'dan ya da daha öncesinden de başlarına en büyük bela olan
'Yabancı hayranlığı' sorunu da var
Ki önce 'Bu savaş değil herekat, operasyon' diyen kişi
Sonra 'Bu bir savaştır' dedi zaten
Neden Türkçe ve konuya uygun bir sözcük olan 'savaş' denilmiyor da
Arabça olan 'Harekat', Fıransızca(Fransızca) olan 'operasyon' deniliyor
Oysa harekat sözcüğü yalnızca 'hareket etmektir'
Operasyon sözcüğü de 'Oper'dan yani 'Açmak'tan gelir
Yani örneğin hastahanede bir tıp operasyon yapılmışsa
Bir hastanın dersi kaldırılıp 'biryeri açılmıştır' demektir
Yoksa operasyon değil 'tedavi, sağaltım' olur
Yani dil de Türkçe de çok önemlidir
Yani Türkçe de dil de yalnızca bir iletişim aracı değil düşünme, felsefe, bilim
İnsanlık, evrensellik aracıdır da
Daha önce de 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmelidir
Yerine başka bir dil gelmelidir' denilmişti zaten
Bu da ya Türkçeyi bilmemek ya Türkçeyi küçümsemek
Ya da yabancı hayranlığıdır
Ve hangisi olursa olsun cehalettir
Ve Türkiye'yeve Türkiye Türklerine en tehlikeli saldırı Türkçeye saldırıdır
Yani Türkçe giderse yalnızca Türkiye değil felsefeye, bilime, öteki dillere
İnsanlığa, evrenselliğe Türkiye'den katkı da gider
Çünkü Türkçe yani Türkiye Türkçesi yalnızca Türkiye'nin değil felsefenin, bilimin
İnsanlığın ve evrenselliğin de dilidir ki bu konuda çok yazı yazdım
Yani gerçekte Türkçe olmadan ne felsefe ne bilim ne din ne öteki diller ne insanlık
Mükemmel, zirve, tam olur,
Bakın ortada birden çok cehalet var:
1- Siyaset zaten cehalettir
2- Tutarsızlık cehaleti
3- Türkçe ya da dil bilimi bilmeme cehaleti
4- Yabancı hayranlığı cehaleti,
Felsefe ve toplum bilimi terimi ile bir olay olan 'Zeytindalı' olayına
Neden savaş denilmiyor
Belli ki Türkçe iyi bilinmiyor
Çünkü belli ki 'savaş' sözcüğü 'saldırmak' sanılıyor
Oysa savaş sözcüğü 'bir saldırıyı sav'dan, 'bir saldırırya karşı savunmak'tan gelir
Buyüzden(Bu yüzden) ki örneğin Kansere karşı savaş vardır, Uyuşturucuya karşı savaş vardır
Sigaraya karşı savaş vardır, İşsizliğe karşı savaş vardır, Cehalete karşı savaş vardır
Kuraklığa karşı savaş vardır, Fuhuşa karşı savaş vardır, Teröre karşı savaş vardır
Kanser, uyuşturucu, sigara, ahlaksızlık, cehalet, terör gibi şeyler gerçekte hem insana
Hem topluma hem de insanlığa karşı saldırıdırlar
Ve durdurulmazlarsa yayılırlar yani durdurulmazlarsa yok etmeyi
Zarar vermeyi, kötülük yapmayı sürdürürler
Saldırı olan sözcük savaş değil 'sal' kökünden gelen
Ve 'saldırmak' eylemini içeren 'Salaş' sözcüğüdür(kelimesidir)
Yani Türkçenin ve dilbiliminin yeterli bilinmediği açık
Yani ayıp olan şey savaş değil salaş; bunu daha önce de başka yazılarımda yazdım
Demek ki siyaset okumayı, öğrenmeyi sevmeyen bir dünya
Öyleyse demek ki ülkelere ve dünyaya çözüm değil sorun olur
Ki olmaktadır da zaten
Ne dedi iki ünlü siyasetçi: 'Ben kitap okumuyorum' dedi,
Zeytindalı 'olay'ına neden savaş demek istenilmiyor
Belli ki herşeyden önce Türkçe ve dilbilimi(dil bilimi) iyi bilinmiyor
Bu yüzden de belli ki savaş 'zarar vermek, zarar vermek, kötülük amaçlı birşey' sanılıyor
Oysa zarar veren, zarar vermek amaçlı, kötülük yapmak amaçlı olan şey savaş değil salaştır
Savaşın temel özelliği savmaktır
İkinci temel özelliği ise 'zarar görmek, zarar görecek
Kötülük görmek, kötülük görecek olmak'tır
Yani 'Zarar vermek, kötülük yapmak isteyen' birşeyin var olmasıdır
Örneğin sigara, içki, uyuşturucu, işsizlik, kuraklık, yangın, deprem, yoksulluk
Gibi şeyler de zarar veren şeylerdir ve durdurulmazlarsa zarar vermeyi sürdürecek şeylerdir
Yani savaş sözcüğü hem zarar, kötülük görmeyi, görecek olmayı içerir
Hem de süreklilik içerir yani başlayıp bitmiş
Yani artık yok olmuş, artık var olmayan birşeye karşı savaşmak anlamsız olur
Buyüzden ki hukukların hak olarak verdiği 'Yasal savunma/Meşru müdafa' bile
Yüze karşı yapılır yani kaçmakta olan birine, kaçmakta olan bir sırta karşı yapılmaz
Yapılırsa savunma değil saldırı olur
Yani Zeytindalı olayına 'savaş' denilirse 'Bakın kendilerine saldırmayanlara saldırıyorlar
Kendilerine saldırmayanlara zarar veriyorlar, kötülük yapıyorlar'
Denilmesinden çekinildiği için savaş denilmiyorsa çok yanlıştır
Çünkü terör varlığıyla zaten sürekli bir saldırı, zarar vermek, kötülük yapmaktır
Yerinde duran, kimseye bir zararı olmayan bir bataklık bile
Zaten varlığı ile bir saldırıdır, zarardır, kötülüktür
En azından, atıl, kullanılamayan bir alan, israf, olanaksızlık yarattığı için, ekonomiye, tarıma,
Şimdi bu bilgiler ışığında felsefel ve toplumbilimsel açılarından bir 'olay' olan
Zeytindalı'na bakalım
Zeytindalı neye karşı yapılıyor, teröre karşı
Terör zarar, kötülük veriyor mu, veriyor
Bu zarar, kötülük sürekli mi, sürekli
Öyleyse Zeytindalı olayına rahatlıkla savaş denilebilir ve denilmelidir de
Yani kendisine karşı savaşılmayan bir terör olmaz
Kendisine karşı savaşılmayan birşey zaten 'sorun' olmaz
Yani Zeytindalı olayına rahat rahat 'savaş' denilebilir ve denilmelidir de
Kimse de buna birşey diyemez
Çünkü savaş demek felsefeye, bilime, Türkçeye ve dil bilimine uygun birşey
Yani sineğe sinek demeyip de balık mı diyeceksin
Yani Zeytindalı'na savaş demeyip harekat ya da operasyon demek
Ya Türkçe bilmemek cehaleti ya da Türkçe düşmanlığı cehaletidir
Çünkü yanlış, kötü, zararlı birşey olan terörün saldırısına karşı savaşılıyor.
Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 24.3.18/10.16