Küçük bir yaşam için koca canını verir herkes
Ne denli uzun olursa olsun yaşam küçücüktür, koca can karşısında
Herkes koca canını verir ve alır karşılığında
Neresinden bakarsan bak, ister altından ister üstünden
İster sağından ister solundan, ister içinden ister dışından; küçücük bir yaşam
Belki de insanın ilk salaklığıdır bu, dünyada
Bir çuval alltın verip bir avuç demir alışıdır,
Para gibi, mal gibi, kötü zevkler gibi küçük şeyler için
Küçük mutluluklar için koca canını verir kimi
Sevda gibi, onur gibi, aile gibi, ülke gibi büyük mutluluklardan
Koca canını esirger kimi,
İnsanlara, toplumlara, halklara, uluslara, dinlere, devletlere güvenmem ben
Ancak kendime güvenirim
Çünkü ben bilimim, felsefeyim, mantığım, düşünmeyim
Gözlerimden emeğim göz yaşlarım ağlamak için değil
Dik tutmak içindir insanca insanlık tarihini
Ve yaşadığım ülkenin,
Yüzüm açıktır, sırtım saklı
Çünkü dost bildiklerimin, acıdıklarımın, hoşgörü gösterdiklerimin, iyiliklerimin
Fil dişi saplı, saplı bıçakları saklı,
Ellerim iridir, yöntemim içten ince, dıştan kaba
İçi altın, elmaz, dışı kaba sıva
Çünkü ne incelikle ne tatlı sözle kurtulmaz ne ülke ne toplum ne insanlık
Tatlı söz, incelik etki etmez taş ruhlu insanlığın içine düştüğü bataklığa
Ve çeker ülkeyi, insanı, toplumu, insanlığı, devleti, tarihi içine bağırta bağırta
Bakmaz göz yaşlarına
Umursamaz sırça köşkleri
Dinlemez gelmişini geçmişini,
Bilimsellikten, felsefeden, mantıktan, onurluluktan, ulusallıktan kaçan
İnsanın, ülkenin, toplumun, devletin, insanlığın, tarihin sonu
Uzanır bataklığa
Uzanır ama ayın ondördündeki bikinili kancık gibi değil
Yakamoz gibi ak sakallı ozanca değil
Okşandıkça uzayan saçlar gibi değil
Onu ancak kaba gözyaşları ve kaba eller bilir
Biliriz ya Yunus yakmak için bile
Eğri değil düz odun getirtilendir
Doğru insan, dimdik yürüyen, dimdik yaşayan değil
Bilimin, felsefenin, mantığın, onurun önünde dolu başaklar gibi eğilip
Yozluğun, kokuşmuşluğun, bencilliğin, sorumsuzluğun
Onursuzluğun, fil dişi kulelerin, sırça köşklerin
Kendini beğenmiş sanların, ünlerin
Dünyayı ben yarattım der gibi bakan boyalı kirpiklerin
Boyalı bedenlerin, ilkel zevklerin
Boş inançların, boş ruhların karşısına
Dünyayı yerinden oynatır gibi dikilendir,
Bataklığı kurutmakla sivrisinek kurumaz
Sivrisinekler çiçeklerde de doğar, beslenir, büyür, yaşar
Sivrisinekler ancak sivrisinekler yok edilerek yok edilir
Bataklık yoksa onlar, evleri bataklık edinir
Çok masallar dinledi bu dünya
Tümü de insanlardan geldi
Çok bataklıklar gördü bu dünya
En büyüğü, insan denileniydi.
Necdet Gürçiftçi
2010-temmuz tarihinde internette yayınlandı.