Şimdi silip süpürüyor yorgunluğum, senden kalan kabus izleri
Bir fırtına ruhumu almış, bir başkası gövdemi,
Sevdaya uçurum uçurum tırmanmak kolay
Ayrılığından yokuş aşağı inmek zor
Sevdalanırken yangınlara gıkı çıkmaz insanın
Ayrılıkta bir kor, bir küllenmiş köz kor,
Kara bir kitap Porsuğa kara bir öykü gibi saplanır
Porsuk dizleri üstüne kalkar
Ak bir martının dev heykeli gibi
Şaşkınlıktan ağzı açık kalır,
Kara kaplı defterlere, veresiye defterleri gibi ismim yazılır
Mahkeme kapıları, gurbet kapıları gibi yüzüme kapanır
Yalanlar sokak sokak, yalancı tanık yalancı tanık
Akrep akrep
Yılan yılan
Karar karar dağılır
Ruhum yolunmuş papatyalarından uçuşup
Ölü kelebekler gibi, Eskişehir'e dağılır,
Hani dosttuk seninle ey üzünçlü Porsuk
Sen gözlerimdeki yaş gibi akarsın
Eskişehir sende ahım kalır;
Eskişehir, Eskişehir
Göğsümde gururdun, ruhumda onur
Şimdi sırtımda bıçaksın, göğsümde kahır
Birgün öksüz, yetim bir sevda gelip
Ahımı alır,
Eskişehir dibi düz bir çanak
Ovası geniş, dağları kısa
Sevdaları ölüm yıkmaz
İnsanlar yıkar yıkarsa
İnsanları ölüm ayırmaz
İnsanlar ayırır, ayırırsa,
Yanık Kahve'de şehirler arası otobüsler durur
Köşede bir vicdansızlık, bir merhameti vurur...
Necdet Gürçiftçi
2009-ekim tarihinde internette yayınlandı.