Kılıçtan keskin değil kalemim, kanla değil bilimsellikle savaşırım
Can değil tutarsızlık alırım
Ama gerçek ki dağdan ağırdır,
Ne sağdanım ne soldan, ne dinliden yanayım ne dinsizden
Sayfalar dolusu koşarım, ayaklar dolusu değil
Bilirim ki birşeyi istiyorsan yoktur, istemiyorsan vardır
Konya, Almanya arası, git, gel yarım ekmek arası
Dağılan yuva, kalan sevda yarasıdır
Avunmak gerekir ki milyarlarca insana karşın zaman da dünya da
Boynu bükük, kimsesizdir
Bunca boynu büküklük, kimsesizlik varken bilge insan
Ne düğün yapar ne düğüne gider
Gerçek şu ki yozun tatili denizde, bilgenin ki uykudadır
Işıl ışıl bir araba, yoz için saray
Bilge için, kirli dört tekerlek ve kirli bir ruh demektir,
Hangi yurt kansız, öfkesiz, sövgüsüz, yasaları çiğnemeden
Aşağılamadan birilerini, elde edilmiştir ki de
İnsan doğmayı insan olmak sananlar
Aşağılamaya, sövmeye, öfkeye, saldırmaya, hukuksuzluğa
Karşı olduklarını söylerler
Kan üstünde oturmuyor mu kendini bir halt sanan
O parlak, besili kıçlar
Sarayına oturunca mı savaş kötü, barış iyi oluverdi birden
Cebin doluverince mi sevgi, düşmanlıktan insanca, üstün, kutsal birden
Oysa ister miyim ben bilimsel, ulusal, onurlu olmayan
Yoz, boş inançlı, çürümüş, eş aldatan, çıplak gezen yöneticiler
Soran yok değil mi,
Oraya, buraya Platon'dan, Voltaire'den, Bacon'dan, Nietzsche'den
Sözler yazıyorsun; oysa ne bilimsellikle ilgin var ne ulusallıkla
Ne mantıkla ne insanlıkla
Yani bunların sözlerini yazınca haklı, çağdaş, uygar mı olacaksın
Bilge olmayanlardan başka kimi kandıracaksın
Dostsuz, yalnız yaşamayı göze alamayacak biriysen
Ne işin var düşünürlerin sözleriyle
Sanıyor musun ki onlar yol geçen hanıdır
Çağlarının baş üstünde tutulanlarıdır
Bu yaptığın şımarıklıktan, kendini beğenmişlikten
Ve haksızlıktan başka şey değil ki belki sana yakışan budur,
Dostu olmayanı, dostu olandan üstün tutarım
Çünkü onların, ne övgü umdukları ne de övgü sunmak zorunda
Oldukları dostları vardır
Dostu olmayan insan, dostu çok olana göre daha özgürdür
Yani yalnızlık özgürlüktür
Kim ki dost arıyorsa, yalnızlıktan kaçıyor, korkuyor demektir ki
Yalnızlıktan korkan insan, sıradan biridir ki
Korkak insandan bilge olmaz
Derim ki bir ülkede insanların ne kadar çok dostu varsa
O ülkede devlet ve bilgelik yok demektir
Devlet dediğin insanı dostlardan kurtarmalı, düşmanlardan korumalı
Ve bilge olmalı,
Yaşamı zorlaştırmaksa ereğin, ne yaparsan yap zorlaşır
Yaşamı kolaylaştırmaksa ereğin
Ya sömürüyle olur ya haksızlıkla ya felsefeyle, bilgelikle
Ya ölümle
Kaçarak özgür olunmasaydı, kuşlar özgür olmazdı
Kaç öyleyse, ama nereye
İnsanların içine kaçamazsın ki onlardan kaçmalısın
Ama nereye, ama nereye
Bilime, felsefeye, düşünmeye, yalnızlığa
Bunlara kaçabilecek kadar korkusuz, özellikli isen
Özgürsün demektir
İsterse yeri, karanlık bir zindan, küçük bir hücre olsun,
Bu toplum bilimsel, felsefel düşünce ayrılıklarına katlanamaz
Ama seve seve katlanır yozluklara, çıplaklıklara, sömürüye
Sapıklıklara, eş aldatmalara, ahlaksızlıklara
Ne ilginç değil mi,
Bil ki yan tutmak, aptallardan birinden yana olmaktır
Yan tutma ki yan yatmayasın, dik durasın
Ahlak düşman istemez, dost istemez; gerçeği, doğruyu ister
Yan tutan, tuttuklarına benzer
Sarmaşık sarılır, sarılmazsa yıkılır çünkü
Aşk biri döneklik edince o yüzden yıkılır
Ama bilge ki durur dimdik
Ve bilge ki yaşamının ilk yarısı bol bol aptallık yapmakla
İkinci yarısı ise, aptallıklarını düzeltmekle geçen kişidir
Aptal olunmadan, elden geldiğince
Bilge olunmaz gerçek ki
Ama şu gerçek de vardır:
Bilgeyi aptal yerine koyan, en büyük aptaldır
Ve bilgelik, yaşadığı yurdu sahiplenmeyi de gerektirir
Çünkü bilge, baktığı yerde yozluk, ahlaksızlık görmek istemez
Ve her ülkenin kölelere değil tarih yazacak kişilere gereksinimi vardır
Gerçek köle, zincirsiz, efendisiz olsa da kendi tarihini kendi yazamayan ülkedir
Ama ilginçtir demokrasinin de
Her diktatörün, her diktatörlüğün arkasında da düşünürler vardır
Yani bilgelerin öfkeleri de olabilir diktatörlükler
İncelemek gerekir,
Korkusuzluğunu değil onurunu koru
Her korkusuzda onur olmaz ama her onur korkusuzluktur
O yüzden bilgelik önce onur demektir
Korkusuzluğu onurunun içindedir
O yüzden ki bilgeler denize baksalar da denize girmezler
İlgi, anlaktan kaynaklanır o yüzden ki ölüler hiçbirşeyle ilgilenmezler
Düşmanım ayrıca da Türkçe sözcükleri Arapça, İngilizce gibi söyleyenlere
Düşmanlık, öfke, sövme bilgeye yakışmaz demek değil
Yakıştığından değil gerektiğindendir gerçekte ,
Bir milyon kişilik bir toplumda yalnızca on bilge varsa
O ülkeyi dokuz yüz doksan dokuz aptalla, aptala göre mi ve için mi yönetmek gerek
O on bilgeyle mi; bilgeye göre mi, için mi
İşte insanlığın ve tarihin temel sorunu budur
Bilgenin en sevdiği şey gezmek, dolaşmak değil
Rüyada bile düşündüğü uykudur
Ne bilgeler anarşisttir ne aşk
Anarşist olsaydı bilge, bilge; aşk, aşk olmazdı
İsterler kendi egemenliklerini, erklerini, yönetimlerini çünkü
O yüzden ki bilge başkalarının değil kendi yüzüne tükürendir
Böyle yoz, aşağılık, onursuz, kişiliksiz, uyduruk bir dünyada nasıl yaşıyorsun diye,
O yüzden bilge bir şey daha bilir: Onur, korkusuzlukla kazanılabilecek kadar
Korkak değildir
O yüzden bilge, öldürenlerden çıkar:
Kendi yaşamını, geleceğini, umutlarını, zevklerini, mutluluklarını öldürenlerden
O yüzden ki her insan için, insan olmak yanlışlarına, kötülüklerine gerekçe iken
Bilge için övünçtür,
Dinsiz bir toplum da dinli bir toplum kadar tehlikeli ve zararlıdır
Uyuz söyleşiler değil başkaldıran ama dostça söyleşiler gerekir
Düşünürlerin, bilgelerin sözlerini oraya buraya yazmaya
Hak kazanabilmek için
Saygısızca bozmaya, yıkmaya geldim
Onursuzlukları, yozlukları
Üzgün müyüm, üzgünüm
Ama saygısızlığım, kabalığım için değil bunlarla uğraşmak zorunda kaldığım için
Ah aşk; hoş, özgün, özel algılarla başlayıp
Acı, özgün, özel ayrılıklara tutsak sen
Bilirim sen de üzgünsün
Bu yoz insanların eline düştüğün için
Ve bilmezler üstelik
Hiçbirşeyi herşey edebilen tek hiçbirşey olduğunu
Ah aşk, seni insana götüren aşk yanlış aşk
Tıpkı insanı doğa üstü güçlere inanmaya götüren yanlış felsefeler gibi
Aşk da zaman da yaşam da dünya da yapayalnız gerçekte bilirim
Üstelik milyarlarca insan onlara sımsıkı yapışmışken
Bilirim bir toplumda yoz sanatçılar gibi
Yoz aşklar da susmalı, yoz yaşamlar da,
Ben düşman isterim dost değil
Çünkü düşman, eğitilmesi, döndürülmesi gereken kişidir
Dost ise döneklik edecek olan ve yalan mı yalan
İnsanlığı düşmandan, kendimi dosttan kurtarmak isterim
Atın dininize, komünistliğinize, Atatürk'çülüğünüze, laikliğinize
Demokratlığınıza, hukuka uygunluğa, özgürlüğe, insan olduğunuza
Haklı olduğunuza ait ön yargılarınızı
Ben size bilimsel ve insanca ön yargılar vereceğim
Dünyanın tüm cezaevlerini, yalnızlıklarını, yokluklarını, ayrılıklarını
Haksızlıklarını getirin bana verin
Sizi insanca olmaktan alıkoyduğunu söylediğiniz
Sizi insan görmek isterim,
Çok insan kurtardı bilim ve insanlık
Bilime ve düşmanlığa düşman olsun diye
Okşayıp öptüğümüz, sevdiğimiz kar taneleri
Çığ olup düştüler bilimin, insanlığın üstüne
Gökte bir ilah olsa ve dese ki bana
Ülkeni yok edeceğim ama istersen kurtarabilirsin
Yemin ediyorum ki yalnızca bilimselleri, ulusalları, ahlaklıları, onurluları
Arlıları, denize gitmeyenleri, açık saçık giyinmeyenleri
Türkiye'cileri kurtarırdım, gerisini değil
Türkiye'yi bölmek isteyenler var, evet haklılar
Türkiye tam ortadan ikiye bölünmeli
Batısına bilimseller, ulusallar, Türkiye'ciler, ahlaklılar
Onurlular, arlılar, denize gitmeyenler, sigara-içki-uyuşturucu kullanmayanlar
Bağımsızlıkçılar, özgürlükçüler, Türkçe'ciler, konulmalı; doğusuna ötekiler
Ve araya yüksek duvar örülmeli ve konulmalı dikenli teller, mayınlı tarlalar...
Necdet Gürçiftçi
İnternetde yayınlandığı zaman: 2010-Ekim