Değil herşeyinizi, zerrenizi bile uğruna boş yere vermeyeceğiniz tek şey
Dini tanımlayan Din hadisileri'dir
Din hadisileri felsefenin, bilimin, dinin, insanlığın, insanca insanlığın
İnsanca dünyanın, doğru eğitimin, doğru devletin, doğru ekonominin
Doğru halkın, doğru toplumun, doğru milletin
Doğru insanın, doğru hayatın özetidir,
Kendini yeniden yaratmalı insan ve insanlık
Kendini yeniden yaratmaya çağırıyor insanı ve insanlığı, gerçekler ve doğrular
Çünkü cehaletin ve nefsin çürük meyvesinde bir tırtıl gibi olmuş hayat
Kül değil Din hadisileri, felsefe, bilim, kitaplar gerek insana ve insanlığa
Öğrendiğiniz herşeyi unutun şimdi
Adınızı, soyadınızı, yaşınızı, cinsiyetinizi, dünyanın yuvarlaklığını, dünyanın döndüğünü
Okullarda öğrendiğiniz herşeyi, inançlarınızı,ilahları, tarihi
Ailenizi, arkadaşlarınızı, dostlarınızı, hayatı, ilinizi, ilçenizi, köyünüzü, semtinizi, sokağınızı
Yolcanızı(Adresinizi), kimlik sayınızı(numaranızı), milliyetinizi, ırkınızı, telefonunuzu
Anılarınızı(Hatıralarınızı), özlemlerinizi, düşlerinizi, hayallerinizi
Gökyüzünün rengini, güneşin rengini, gökkuşağını, yağmurun sesini, kuşların ötüşlerini
Mevsimleri, günler, ayları, yılları, yüzyılı, renkleri, sesleri
Herşeyi
Çarpım tablosunu bile
Yalnızca okumanız kalsın
Ve şimdi sanki dünyaya ilk kez gelmiş, dünyada ilk kez öğrenmeye başlamış gibi
Dini tanımlayan Din hadisileri'ni öğrenin önce
Sonra felsefe öğrenin, sonra bilim
Ve sonra öteki şeyleri,
Dünyan değil konuları, olayları, sorunları incelemek, araştırmak, düşünmek için
Ayırman, bölmen incir çekirdeği kadar küçük olsun
Moral denilen şeyi çalgıdan çengiden, sanattan, sanatçılardan
Siyasetten siyasetçilerden, özel sektörden, ticaretten, ekonomiden
Maldan, paradan, servetten
Toplumdan, halktan, milletten değil
Felsefeden, bilimden ve dini tanımlayan Din hadisileri'nden al yalnızca
Çünkü bunların dışındaki herşey ya cehalet ya çıkar ya nefs
Ya yalan ya aldatma ya aldanıştır,
Nefs gibi nefssizlik de basit şey değildir
Üst nefssizlik akıl ve mantık için güvenilirliği oluşturur
Bilimselliği gösterir, sanıyı aşmayı gösterir
Gerçekçi, doğrucu olmayı gösterir
Bilinçliliği gösterir
Toplumsallığı ve evrenselliği gösterir
Zaaflara yenilmemeyi gösterir
Yüzkızartıcı(Yüz kızartıcı) şeyler yapmama güvencesidir
Tarafsızlığı gösterr
Biçimci, şekilci, görünümcü olmamayı gösterir
Duyuları ve algıları aşmışlığı, yenmişliği gösterir,
Her dini inanç Öteki dünya'yı kendisine göre anlatıyor
Kimi de diyor ki 'Öteki dünyada huriler, şerbetler var; uyku yok'
Peki ya nefse karşı olan
Ve dünyada insanlardan hep kazık yedikleri için hiçkimseyi görmek istemeyen
Ve hep uyumak isteyen insanlar olursa
Zaten dini tanımlayan Din hadisileri de diyor ki 'Dinde nefs yoktur ve din
Bilim içinde inzivadır'
Dünyayı ve insanı ilah yaratmışsa dünya ilahın yarattığı insan yüzünden
Bu kötü, yanlış hale gelmedi mi zaten
Üstelik ilah dünyada da varken
Son kullanım tarihi geçmiş şeyler çöpe atılıyorlarsa
Mezarlıklar 'Ebedi uyku, ebedi istirahat, sonsuz yolculuk' yeri değil, çöplük demek
İçi kor dolu toprağa vatan, içi bağırsak bok dolu insana vatandaş diyorsun
Ne farkı var yani
Demek ki önemli olan şey felsefede, bilimde, Din hadisileri'nde birleşmek, toplaşmak
Gerisi masal
Kızını becerttirmesine evlilik, aile
Karısını becermesine evlilik, aile deniliyor
Bunu koruyan düzene de devlet deniliyor
İş mi bu yani
Dünya gerçekten akıl işi değil
Düşündükçe mankyaklık olduğu anlaşılıyor dünyanın
Bir ilah işi değil de
Bence insanın tek dünyası da, tek vatanı da, tek ailesi de
Tek devleti de Felsefe-Bilim-Din hadisileri olmalı
Hem en doğrusu hem en mantıklısı hem en saygını hem dünyanın en aşılmışı onlar çünkü,
'Dayak Cennet'ten çıkma değildir, kimsenin vurduğu yerde gül bitmez
Kızını dövmeyen, dizini dövmez' demiş Duygu Asena
Dinde dayak, şiddet, tehdit, korkutma olmaz da
O insanlara akıl vermeden önce keşke bikini, mayo giymemeyi, sigara içki içmemeyi
Yani nefsi yani en büyük cehaleti yenmeyi öğrenseydi
Dayak Cennet'ten çıkmamış mı, Cennet'te mi kalmış hala yani
Duygu Asena bu sözleri söylediğinden bu yana dünyada ne fuhuş, zina, ahlakdışılık azaldı
Ne Duygu Asena düşünür, alime, bilge oldu
Ne de insanlığa, dünyaya felsefel, bilimsel ve insancalık açılarından doğru, iyi örnek biri oldu
Bir de şu var:
İnsanın tuzu kuruysa, insan nefsi hükümdarı edinmişse kuşkusuz ki hiçbiryerini dövmez
Oysa dünya da 'Keşke dayak yeseydim de bu hallere düşmeseydim' insanlar da var
Anne öz kızını kendi eliyle geneleve götürüpgetiriyor(götürüp getiriyor)
Niye dövsün ki dizini
Baba uyuşturucu parası için öz kızını kendi elleriyle satıyor
Niye dövsün ki dizini
Ben şunu bilir şunu söylerim: Hayatta bir fiskeye bile katlanamayan
Ne hayatın ne sevginin, ne vefanın, ne dostluğun, ne aşkın ne evliliğin güvenebileceği biridir
Sonra da saçmasapan bir aşık, saçmasapan bir aşk için
Ya da bir ekmek kapısı için köpek gibi zevkle yerlerde sürünürler
Ve sonra da annenin, babanın, eşin bir fiskesini bile çok görürler
Onlar belli ki Muhammed halifesi Ali'nin
'Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum'unun erdeminden oldukça uzaktalar
Ancak 'Ayda 20 bin Tl maaşla asker, polis alınacak ancak günde üç posta dayak var' denilse
Koşarlar
Anne, baba, eş bir tokat, terlik, pet şişe, sebze meyva atsa hemen savcılığa koşarlar
Ancak tuhaf ki 'Vatan için canımı bile veririm' derler
Ya da bir savaşta düşmana esir görseler ve aylarca, yıllarca işkence görseler
'Şu kadar zaman işkence gördüm, şu şu işkenceleri gördüm' diye övünürler, gururlanırlar
Nedir bu anne, baba, eş, evlilik, aile, sevgi, vefa, aşk, akıl düşmanlığı
Tutarlı ol biraz ey insan, ey insanlık,
Hayatla da dünyayla da alay edin
Çünkü onlar içi kor bir dünyanın üzerinde
İçi bağırsak bok dolu mutlu yaşayan sizlerle alay ediyorlar
Hayatından pişman olmayan insan henüz bilgisel, beyinsel ve ruhsal olgunluğa
Erişmemiş demektir
Çünkü ne anne karınında(karnında) felsefe, bilim, Din hadisileri okulu vardır
Ne de okullarda gerçek felsefe, gerçek bilim ve Din hadisileri öğretilir
Hayat uzundur ancak ruhsal olarak insanca hayat yaşamak kısadır
Çünkü ruhsal insanca hayat ancak felsefede, bilimde ve Din hadisileri'nde olgunluk ile olur
Bu da ancak yaşlılığa denk gelir
Ruhsal insanca hayat bal arısına benzer, bal ile değil
Sokma sonundaki hayat kadar bir kısa zaman ile ölçülür
Toplumda Türk sanat müziği ruhu
'Senede bir gün' şarkısına
'Çeke iki gün' denildiği gün öldü,
İnsanlarla dost olmayı yanlış yoldan yapmak
Ya da yalnız kalmamak istiyorsan çok kolaydır:
Hergün sokaklarda sürt, sıpor(spor) yap, modaya uy, tuhaf tuhaf takılar tak, dövme yaptır
Yedir içir, esnafa takıl, maçlara git, çocuğun varsa parklara götür
Çocuğun yoksa al eline bir köpek parklarda gezdir, cehaletin ve nefsin esiri ol
İnsanlara, çevreye, topluma uy, dalkavukluk et, falan
İnsanları kendine düşman etmeyi doğru yoldan yapmak
Ya da yapayalnız kalmak istiyorsan çok zor:
İnsanlara, çevreye, topluma değil felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne uy yeter
Buyüzden düşünürlere, alimlere, alimelere, bilgelere asla
'Neden yalnızsın?' deme,
Farkında mısınız insanlık Kutsal kitapları okudukça göreli de olsa
Doğruya, iyiye doğru gitti
Ancak Dostoyevski, Tolstoy, Balzac yani Dünya kılasikleri'ni(klasikleri'ni) okudukça
Daha kötüye doğru gidiyor
Çünkü ahlakı dışlarsa bilim ve teknoloji bile insanlığı doğru yöne götüremez
Bence insanlık Dünya kılasikleri'ni okuyacağına
Ömer Seyfettin'i, Kemalettin Tuğcu'yu okusaydı daha iyi olurdu
Bakın ortalık Anna Karenina, Madam Bowary doldu
Ömer Seyfettin demişken: Ömer Seyfettin acil kaldırıldığı hastahanede
Teşhis edilmemiş yani kendisinin de bilmediği
Kendisinin de farkında olmadığı şeker hastalığından ölmüş
Yani şeker hastalığından öldüğü otopsisinde anlaşılmış
Ancak hastahanedeki hiçkimse böylesine ünlü yazarı tanımıyormuş ve kimsesiz sanılıp
Ölüsü tıp öğrencisilerine(öğrencilerine) ders için kesilip biçilmiş
Ölüsünü tıp öğrencileri önünde kesilip biçilmeden gösteren fotoğraf
Bir gazetede yayınlanmış ve onu tanıyanlar hemen hastahaneye koşmuş
Ancak ne yazık ki kafası çoktan kesilmişmiş
Sonra ölüsü bir mezarlığa gömülmüş ancak 19 yıl sonra, oradan yol geçeceği için
Kemikleri oradan alınıp başka mezarlığa gömülmüş
Türkiye'ye ise Dünya kılasikleri diye Anna Karenina'lar, Madam Bowary'ler dolduruldu
Şimdi ise sokaklar modanın esiri olmuş
Felsefenin f'sinden, bilimin b'sinden, Din hadisileri'nin D'sinden anlamayan insanlar dolu
Yani düşünün ki Türkiye'deki bir hastahane döneminin ünlü yazarını tanımıyor
Toplum ise Anne Karenina'ların, Madam Bowary'lerin dıramları(dramları) ile avutuluyor
Asıl dıram biziz yahu, asıl dıram biziz
Demokrat parti'nin iktidara gelmesi, 1971 darbesi, 1980 darbesi
Anap'ın başa gelmesi, Dyp'nin başa gelmesi, Akp'nin başa gelmesi
15 temmuz darbe girişimi bu dıramın sonuçlarıdır işte
Siz gidin hala Dostoyevski, Tolstoy, Balzac, Dünya kılasikleri okuyun
Dönüp dönüp bir daha okuyun
Dönüp dönüp bir daha okuyun
Dönüp dönüp bir daha okuyun
En gereksiz kitap okuru kimdir biliyor musunuz
Onlarca yıldır kitap okumakta olup da internette tek bir yazısı bile olmayan kitap okurudur
En gereksiz üniversite mezunu kimdir biliyor musunuz:
Bilgisayarı, interneti olup da internette tek bir yazısı olmayan üniversite mezunudur
Okuyan insan, okumuş insan odun ya da tahta ağaçı(ağacı) gibi değil
Meyva ağacı gibi olmalıdır
Birgün artık meyva vermelidir yoksa odunluk, tahtalık ağaçtan farkı kalmaz
Yahu ortalık kitap okumayan, kitap okumayı sevmeyen üniversite mezunuları ile dolu
İnternette tek bir şiiri, öyküsü bile olmayan edebiyat öğretmenileri ile dolu
Yahu mum bile erimenin yanında bir de ışık verir,
Petrol savaşıları(savaşları), elmas savaşıları, doğal gaz savaşıları, su savaşıları
Ticaret savaşları derken meğer asıl konu şeker savaşları imiş
Şeker deyip geçmeyin, şeker çok önemli birşeydir, tuzun evrimidir
Çünkü şekerin icadından önce tadın, damak keyifinin hükümdarı tuz idi
Buyüzden birzamanlar(bir zamanlar) Tuz savaşıları vardı
Birzamanlar tuz altın kadar değerli birşeydi
Türkiye'de devlete, kamuya, millete, vatana ait şeker fabrikasılarının
Özelleştirme adı altında ve Amerikan malı Nişasta bazlı şeker'in
Önünü iyice açmak için kapitalistlere satışı günümüz savaşının gerçekte
Şeker savaşı olduğunu gösterdi
Bir şeker fabrikasını ihalede satın alan bir bay şöyle diyordu
Televizyon kameralarına: 'Yahu ben ilkokul mezunuyum'
Yahu ne üniversite mezunu karıkocalar var da ev alamıyorlar
İkokul mezunu adam koskoca şeker fabrikasını alıyor
İşte ülkenin gerçek, dıram hali bu
Kardeşim felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne, okumaya, öğrenmeye
Aydın insana saygın yoksa
Neden açıyorsun o üniversiteleri
Tuhaf birşey ki 200'den çok üniversitesi, milyonlarca üniversite mezunu
Binlerce akademisyeni, bilimcisi olan Türkiye'de ülke yönetimi
Siyaset denilen cehaletin elinde
Ekonomi ise üniversite bile okumamışların elinde
Bu durum nicellik durumuna ve nicel zekaya göre ilerleme olabilir
Ancak felsefeye, bilime, dini tanımlayan Din hadisileri'ne
Yani nitel zekaya göre ise gerilemedir
Yani ayakların aya, Mars'a gitmesi önemli de
Başların da felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne gitmesi daha da önemli
Anlaşılıyor ki siyasi yani nicel yani göstermelik demokrasilerde oy sandığıları
Emzik olarak toplumlara, seçmenlere geri dönüyor
Evet tuhaf birşey: Üniversite mezunularının işsiz gezdiği
Ve asgari ücrete çalıştığı ülkede
İlkokul mezunuları milyonlarla, milyarlarla oynuyor
Çünkü toplum felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne
Düşünürlüğe, alimliğe, alimeliğe, bilgeliğe değil
Siyasetten, sıpora; modadan, sanata; medyadan, ekonomiye
Dini inançtan, aşka; cehalete ve nefse yönlendiriliyor
Gördünüz işte telefon dolandırıcılarını ve Çiftlik bank olayını
Felsefe, bilim, Din hadisileri basbas bağırıyor, basbas çağırıyor, giden yok
'Sizi dolandıracağım' diyenlere koşan çok
Bilin, öğrenin artık: Felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin elinde olmayan ekonomi
Geri ekonomidir, eğitim geri eğitimdir, demokrasi geri demokrasidir
Devlet geri devlettir, toplum geri toplumdur, hayat geri hayattır
Sanat geri sanattır, dini inanç geri dini inançtır, özgürlük geri özgürlüktür
Hukuk geri hukuktur, aşk geri aşktır
Öyleyse tüm insanlık, tüm dünya haydi felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne.
Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 11.4.18/04.38